Mustafa Kemal Topçu

Mustafa Kemal Topçu

PARAN KADAR DEĞERİN VARDAN HARCADIĞIN KADAR DEĞERİN VARA!

Medyada ne kadar varız?

  Çocukluk, yetişkinler ve yaşlılık bu evreler arasında hayatımızda birer aşama gibi. Hemen hemen tüm insanlar (ölüm erken gelmedikçe) bu evrelerden geçer. Tarihin her dönemindeyse bu evreler farklı kalıplarda yaşanmıştır. Her devrin, farklı sosyoloji olduğu gibi 21. Yüzyılda farklı dinamikleri ortaya çıkarmıştır. Yaşadığımız şu dönemlerde ise bu evreleri belirleyen en Önemli unsur medya olmuş durumda. öyle ki sanal gerçekliği veya belirli bir yaşam standartını, empoze eden en önemli kitle iletişim aracı televizyondur. Gelin biraz bunun televizyon dizileri ile bunun nasıl yapıldığına değinelim.

Kalıplaştırıcı en büyük etken 'Diziler'

Öncelikle çocukluk evresi ile başlayalım. Dizilerdeki çocuk modellerine baktığımızda en çok gözümüze çarpan, lüks içinde yaşayan çocuklar ile lükse erişmek isteyen çocukların arasında oluşan kısır döngüdür. Bu döngü beraberinde tüketim kültürünün önemli objelerinden çocuğu ortaya çıkarıyor. Medyanın çocuklara değer vermesinin sebebi de tam olarak burada yatıyor. Bu çocuk tiplemesinin, tükenmek bilmeyen istekleri ile rollerini güzel oynayan çocuk oyuncular bir bir araya geldiğide muazzam bir rol model ortaya çıkarmaktadır. Zaten bu kalıplaşmış çocuk karakterlerimiz, istediklerini elde edemediklerinde ya evden kaçarlar ya da başka “yaramazlıklar” kisfesi altında istediklerini elde ederler. Medyada maruz kaldıklarını örnek alan çocuklar ise bunun etkisi altında gerçek hayatı ile kalıplaşmış hayat arasında zamanla seçim yaparlar Bu süreç tamamlandığında artık birey kapitalizmin en önemli tüketicilerinden veya çarklarından biri haline gelir.

Aşama 2 “En büyük çark”

Dizilerdeki yetişkin modellerine geldiğimizde ise çok esnek bir yelpaze ile karşılaşıyoruz. Bu modeller hayallerini kurduğumuz standart hayatlara sahiptirler. Hiç çalışmadan paraya para diyenler ya da ne kadar çalışırsa çalışsın dürüstlüğü yüzünden kaybeden saf hatta ahmak gibi gösterilen karakterlerle karşılaşırız. Sürekli tüketen bu karakterler para bir yerden geldiği için sürekli harcama eylemindendirler. Bu nedenle yetişkinler tüketim kültürü için dinamik bir sınıftır. Medya sektörü ise bunun fazlasıyla farkında olup, bu gruba gerekli önemi ve yeri ayırmaktadır.

Aşama 3 “Görevini tamamlamış sınıf”

Yaşlılar ise bu sektörden en az nasiplenen sınıftır. Genel tiplemeleri cimri, kötü, hasta ve düşkün karakterler olarak karşımıza çıkmakta. Toplumu ürküten bu tipleme, ya hapiste ya hastane ya da huzur evinde hayatını geçirir. ;Bu aşama da aslında bir manüpülatif bir etki altında bırakılıyoruz. Yaşlıların topluma yük olduğunu, bittiğini artık işe yaramaz bireyler olduğu algısı oluşturmak istenmektedir. Zaman geçtikçe maruz kaldığımız etki nedeniyle bizde medya gibi yaşlılara az önem vermeye başlıyoruz çünkü tüketici tüketici kültür içinde yaşlı sınıf dinamik değildir. Kapitalizm herkesin bireyci olarak düşünmesini ve ona göre yaşamasını ister.

Kısaca toparlarsak medya sektörü bu evrelere ekonomik olarak bakarak değer payı biçmekte, kendi biçtiği değere göre manipüle etmektedir. Şu zamanlarda ise “paran kadar değerin vardan harcadığın kadar değerin var” noktasında yaşıyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.