Pekşen grup başkan vekilliğine aday!

CHP Trabzon milletvekili Haluk Pekşen, partisinin TBMM grup başkanvekilliğine aday oldu. CHP’de iki yasama yılı sonrasında seçilen grup başkan vekilliklerini şu anda Engin Altay, Levent Gök ve Özgür Özel yapıyor. Levent Gök, yeniden aday olmayacağını açıkladı. Diğer iki başkanvekilinin muhtemelen yarın veya öbür gün yapılacak grup başkan vekillikleri seçimine katılıp katılmayacakları belli değil. CHP Trabzon milletvekili Haluk Pekşen, çok sayıda milletvekilinin grup başkan vekilliklerine aday olduklarını söyledi. CHP kulislerinden sızan haberlere göre Pekşen’in şansı diğer adaylardan daha yüksek!

pekşen-001.jpg

CHP Ortahisar ilçe başkanı kim olacak?

CHP’nin önümüzdeki aylarda yapılacak olan Ortahisar İlçe Başkanlığı seçimlerine iki adayla girileceği bildirildi. Ortahisar ilçesinde delege seçimlerinin tamamlandığını söyleyen bir il yöneticisi, ‘Şu anda Ömer Hacısalihoğlu’nun dışında bir aday yok gibi. Önümüzdeki günlerde muhtemelen ikinci bir aday çıkacaktır. Bu aday Celal Akaç mı olur yoksa başka bir isim mi, belli değil’ dedi.

CHP eski il başkanlarından Cafer Hazaroğlu, ‘Ömer Hacısalihoğlu, ağırlığıyla bu görevi layıkıyla yerine getirebilecek bir kardeşimizdir’ dedi.  
Ömer Hacısalihoğlu’nu destekleyen bir partili ise, ‘Ömer bey, partililer arasında söylendiği gibi bir grubun adayı değildir’ dedi.

Akaç il başkanı olabilir!

CHP il Başkanlığı için, başkan yardımcılarından Celal Akaç’an aday gösterilebileceği söyleniyor. Akaç’ın aday olması halinde seçimlere tek liste ile girilebileceğini işaret eden bir il yöneticisi, ‘Celal Akaç, Trabzon teşkilatının olmazsa olmazıdır. Çalışkandır ve iyi de bir partilimizdir. Biz Akaç’ın il başkanı olmasını istiyoruz, bir grup arkadaşımız da Ortahisar ilçe başkanı. Celal Akaç’ın il başkanı olması partimize Trabzon’da ivme kazandırır’ dedi.

Trabzonlu avcıları tehdit ettiler

trabzonlu-avcilar.jpg

Trabzon'dan Erzincan'ın Çayırlı İlçesi Çataksu kırsalına giden avcılar burada tehditlerle karşılaştılar. Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü'nden gerekli izinleri alan Can Özyazıcı, Şeref Akbal, Muzaffer Bayram ve Mehmet Selimoğlu dağın başında avlanmaya başladılar.
Avcılar, köyün muhtarı Sebahattin Çiçek ile korucusunun yanlarında bulunan 15 kişilik bir grupla her türlü yasal şartları ve kuralları yerine getirmiş olmalarına rağmen kendilerini önce tehdit ettiklerini, bulundukları yeri terk etmelerini istediklerini hatta daha da ileriye gitmeye yeltendiklerini söylediler.
Trabzonlu avcılar ortamın daha da gerilmemesi için av yaptıkları yerden ayrıldılar. Devletin verdiği izni tanımayan ve kendilerini yaşadıkları yerin sahibi olarak görenlere bir yaptırım uygulanmalı diye düşünüyoruz. Aksi taktirde daha vahim olaylar yaşanabilir... İlgililerin dikkatine...

KTÜ’lü o hocanın
kehaneti tutmadı!

Bir süre önce KTÜ’den bir öğretim üyesi, Trabzon çimento fabrikasının kazan ve bacalarında kanser etkisi yapan asbest kullanıldığı söküm ve yıkım sırasında çevreye insan sağlığını tehdit edecek madde yayılacağını iddia etmişti.
KTÜ öğretim üyesinin, bu açıklamasını fabrikanın kuruluşunda yer alan isimlerden biri olan Orhan Karakullukçu, fabrikanın geçmişte bakımını yapan tekniker Ragıp Kurt ve Aşkale Çimento’nun genel koordinatörü Mazlum tepki göstermişler ve fabrika bacasında ateş tuğlası kullanıldığını belirtmişlerdi.
KTÜ öğretim üyesinin, masa başında yaptığı bu açıklamadan sonra oluşturulan bir komite, fabrikadan numune aldı ve Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Marmara Araştırma merkezine gönderdi.
Araştırma merkezi yaptığı tetkiklerden sonra Çimento Fabrikasının baca ve kazanlarında ‘asbest’ malzeme kullanılmadığı tespit etti.

***

Yüz tane Türk firmasına yazıyorsun; bırakın geri dönmeyi tenezzül edip maillerini okumuyorlar. Bir tane İsveç firmasına yazıyorsun, acil kodla arıyorlar seni. ''Sen Türkiye gibi (ahlak ve estetik özürlü demeye getiriyorlar) bir ülkede bu ürünleri nasıl ürettin!'' diyerek başlıyorlar söze. O zaman şöyle düşünüyorum. Tabii ki dünyayı yönetmek gâvurun hakkıdır.
Çok haklı olduğu ve gazetecilik yaptığı bir davadan dolayı tutuklanan Enis Berberoğlu'na karşı RTE'yi destekleyenlerin kendilerine Atatürkçü demelerine gülüyorum, onlarda benim Nazlı Ilıcak'a sahip çıkmama ve DP'li olmamı Atatürkçülüğe aykırı buluyorlar ama bu bakış açısına da gülüyorum, çünkü ben Atatürkçülüğü önümü açan bir menfaat aracı olarak görmüyorum ama her dönem yolumu aydınlatan ışığım, rehberim olarak görüyorum... Enis Berberoğlu sevdiğim bir gazeteci değildi, bir zamanlar Atatürkçülerin çok sevdiği Can Dündar hiç değildi, fakat o davadan Enis Berberoğlu'nun tutuklanmasını desteklemek akıldan noksanlığı gerektirir ve bir terör örgütüne silah gönderilmesini ifşaa edenlerin tutuklanmasına doğrudan veya dolaylı yoldan destek vermek Atatürkçülük değildir, doğrudan Tayyibanlıktır. (Metin Yılmaz)


    

 

Önceki ve Sonraki Yazılar