Pişiren’in kıymalısı!

Trabzon’da eskiden peynirli ve kıymalı, fırınlarda yapılırdı. Özellikle Pazar günleri, evde yapılan malzemeler çanak-çömlekle fırınlara getirilirdi. Fırınlar bugünkü gibi elektrikle değil odun ile ısıtılırdı. Fırınlarda kuyruk olurdu, bir saate yakın beklenilirdi. Şimdi fırın ve pide salonlarında en fazla 15-20 dakika bekliyorsun. Üstelik peynirli ve kıymalının malzemesi de fırında hazırlanıyor.
Trabzon’da hemen hemen tüm fırın ve pide salonunda üretilen peynirli ve kıymalıların kalitesi çok da farklı değil. Bunun nedeni, fırın ve pideciler arasındaki rekabet. Ancak yine de bazı fırın ve pide salonunda müşteriye göre üretim de yapılmıyor değil.
Dün, Moloz mevkiinde önce balıkçıları gezdik. Trabzon’da modern balık hali olmadığından kentin hemen bölgesinde birkaç balık tezgahı ve balık satıcısı var. Kadınlar Pazarının doğusundaki sokakta ve sahil bölgesindeki balıkçı sayısı herhalde 50’nin üzerindedir. Hamsinin dünkü fiyatı 7.5 ila 10 lira arasında… Tezgahlarda sargan, istavrit ve mezgitte hayli fazla idi.
Bölgede bir iki tur attıktan sonra Osman Pişiren’in fırınına geldik. Osman Pişiren her ne kadar yukarı yerli olsa da doğma büyüme Trabzonlu. Bir ara belediye meclis üyeliği de yapmıştı. Pişiren, Trabzon’da sevilen bir isim.  Pişiren, bir ara baba mesleğini bıraktı, sonra tekrar eski işinin başına döndü. Pişiren, tarihi taş binanın içini pırıl pırıl yapmış. Zemin katta fırın, üst katlarda yemekhane… TTSO genel sekreteri Hakan Gürhan’ın çocukluğu da o bölgede geçmiş. Babasının orada işyeri vardı. Hakan Gürhan, arasıra  ‘Bizim Osman çok güzel peynirli ve kıymalı yapıyor. Meydana sıkışıp kaldınız’ diyerek Pişiren’in kıymalı ve peynirlisini methederdi.
Osman Pişiren’ın fırının üst katlarındaki masalar dolu. Hasan Cömert, Hakan Gürhan sohbete dalmışlar. Bizde masaya oturduk. İhsan Tonyalı, 80’li yaşlarda olmasına rağmen yarım asırdan beri belinde taşıdığı 14’lü barabellum tabancasını gösteriyor ve methediyor. Bir süre sonra en az 15 cm yarıçaplı daire şeklinde, hamuru kızarmış malzemesi bol, ince kıymalılar geliyor. Cömert ve Gürhan, kıymalıların ancak yarısını yiyor ve geri kalanı paket yaptırıyor.
Yazı, her ne kadar Osman Pişiren’in reklamı olsa da Osman kardeşimiz bunu hak ediyor.

Hamsi Deresi’nin
yatağı!

Trabzon’da Değirmendere’de küçük bir suyoluna Hamsi Deresi dendiğini çokları bilmez. Çimento Fabrikasının batısında Fiskobirlik tesislerinin bahçesinden denize uzanan derenin, deniz ile buluştuğu yerden birkaç yıl önce derenin yatağı değiştirilmiş.
Hamsi deresinin yatağının liman sahası veya hazine arazisi içerisinde denizle buluştuğu yerde yatağının değiştirilmesi aslında çok da önemli bir olay değil.
Ancak, dere yatağının durup dururken değiştirilmesi olayı önemli hale getiriyor.
Limanı işleten firma, Hamsi deresinin doğusundaki araziye bir özel şirkete çimento silosu kurdurdu…
Liman işletici firması, birkaç yıl önce DSİ’den dere yatağının siloların tarafına kaydırılmasını ve üzerinin de kapatılmasını ister. DSİ müdürü, liman işletici firmasına ‘olmaz, yapamayız, programda yok’ diyemez. Çünkü firma siyaseten güçlü! Ve alelacele bir proje hazırlanır. Derenin yatağı beton kanala alınır, üzeri kapatılır ancak iş teslim edilmeden, liman işletici firması yapılan işi yıkar ve orada yatağa değiştirir ve orada büyükçe bir alan kazanır.

Beşikdüzü’ndeki
Fiskobirlik binası!

Kuzey Ekspres Beşikdüzü temsilcisi Ahmet Saraç, önceki günkü yazısında ilse belediye başkanına övgüler yağdırdı. Beşikdüzü’ne yaptığı hizmetleri sıraladı. Saraç, yazısının bir bölümünde; ‘şimdi başka amaçlarla kullanılan Fiskobirlik binası onun eseridir’ dedi.
Fiskobirlik Yönetim Kurulu eski başkanlarından Salih Erdem aradı. Erdem, Beşikdüzü’ndeki Fiskobirlik arazisini ve bu arazi üzerindeki 6 katlı binanın yönetim kurulu başkanı olduğu dönemlerde satın alındığını ve yapıldığını söyledi. Erdem, Beşikdüzü ilçe Fiskobirlik yönetim kurulunun arsayı sattırmadıklarını belirterek, ‘O bina ve arsa bildiğim kadarıyla satılmadı. İş merkezindeki ofisler kirada. O arsaya ve binaya o günkü para ile 4-5 trilyon lira harcamıştık. Yoksa arsa ve bina satıldı mı’ dedi.

Mehmet Ali Sezer’in tepkisi!

TTSO eski meclis üyelerinden işadamı Mehmet Ali Sezer, Moloz mevkiinde dolgu alanında 5 bin kişilik cami yaptırılmasının din ile diyanetle, islama hizmet etmekle uzaktan yakından ilgisi olmadığını söyledi. İmam Hatip Lisesi mezunu olduğunu söyleyen Sezer, ‘Bu ne iştir. Memleket camiden geçilmez oldu. Cenazelerde İskenderpaşa Camisi çok kalabalık oluyormuş, trafik sıkışıyormuş. Orada yapılacak protokol camisi ile bu yoğunluk ortadan kalkacakmış. O bölgede tam 9 cami var. Hepsi boş. Gösteriş için cami yaptırılır mı? Üstelik cami 30 milyona mal olacakmış. 30 milyona yeni bir cami yapana kadar 500 kişilik öğrenci yurdu yapsalar’ dedi.

Avrasya Pazarı’nın
ödenmeyen kiraları

Avrasya Pazarı’nda bulunan kiracıların Büyükşehir Belediyesi’ne toplam 1 milyon 700 bin TL kira borcu bulunduğunu öğrendik. Pazarda bulunan esnaf iş yapamamaktan şikayetçiler ama orayı boşaltmak da istemiyorlar. Kiralar ise ödenmiyor. Ortada bir terslik var. İş yapamıyorsan niye orada duruyorsun? Orada duruyorsan niye kiranı ödemiyorsun? Var mı bu sorulara cevabı olan?

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar