PLANSIZ ALANLARDA; HOBİ BAHÇELERİ VE BİREYSEL YAPILAŞMALAR

İnsanların boş zamanlarını geçirmek için farklı bir mekân arayışlarının ve daha çok yeme, içme ve dinlenme arzularını karşılamaya yönelik taleplerinin bir sonucu olarak günümüzde sayıları artan hobi bahçeleri ve benzeri münferit yapılaşmalar arazi ediniminin yeni bir yolu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Avrupa’da hobi bahçeleri planlı alanlarda 17. Yüzyılın sonlarından günümüze kadar kentli nüfusun doğa ile bütünlüğünü sağlamış rekreatif alanlardır. Tarihsel açıdan bakıldığında çeşitli ülkelerde çeşitli isimler almışlardır. Bu isimlerden başlıcaları: fakir bahçeleri, tahsisli bahçeler, topluluk bahçesi, işçi bahçeleri gibi isimler ile anılmakta ve amaca yönelik planlanmış alanlar içerisinde yapılmaktadır. Ülkemizde ise emlakçılar tarafından, genellikle yazlık ev alamayanlara “hobi bahçesi” alternatifi sunulmaktadır.

Tarım arazilerinin plansız kullanımı, ekolojik, sosyal, ekonomik ve kültürel sorunlar yaşanmasına neden olmakla birlikte, Birleşmiş Milletlerin belirlediği sürdürülebilir kalkınma hedeflerini de tehlike altına almaktadır. Özellikle arazi kullanım planlamasına dayalı olmayan arazi kullanımları, birbirlerine komşu durumda olan sektörleri çatışır duruma getirebilmektedir.

Dünyada gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin neredeyse tamamında imarlı alanlarda gerekli alt yapı hizmetleriyle oluşturulan ve şehirlerin yeşil alan uygulamasını destekleyen bu yapılar, ülkemizde tarım arazilerini amacı dışına çıkarmanın yeni bir tezahürü olarak karşımıza çıkmaktadır. Dünya genelinde, nüfus artışı, kentleşme, sanayileşme ve göç gibi konular, gıda güvenliğini tehdit eden ve çözüm bekleyen sorunların başında gelmektedir. Bunun yanında iklim değişikliği, kuraklık ve çölleşme de dünya için büyük sorun haline gelmiştir.

Son dönemde uygulaması yapılan hobi projelerinin nerdeyse tamamı arazi planlaması kurallarına aykırıdır. Çünkü şehir imar planlaması içerisinde yer alan bazı hobi bahçeleri dışındaki bütün projeler nitelikli tarım arazileri üzerinde mevcut kanunlara aykırı bir şekilde yapılmıştır. Yürürlükte olan gerek 5403 sayılı kanun, gerekse 6537 sayılı kanuna göre toprağın korunması, geliştirilmesi ve üretimde kalması için tarım arazilerinin belirli bir büyüklüğün altında parçalara bölünemez. Bu uygulamayı aşmak için hobi bahçeleri adı altında hisseli arazi satışları yapılmakta ve fiili olarak araziler bölünmektedir. Bu konseptle tesis edilen hobi bahçelerinin imar alanları dışında, alt yapı hizmetlerinden uzak, güvenlik tehditleri ile yüz yüze ve sosyolojik bazı gerçeklere aykırı bir şekilde kurulması ileride telafisi imkânsız bir şekilde plansız arazi kullanımına yeni bir sorun oluşturması kesindir. Ülkemizde Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ilan edilen büyük ovalardan şehir ve ilçe yerleşkesine yakın konumda olanların bu suni rant pazarına kurban edileceği açıktır. Kooperatif ve şirket adına kurulan bu hobi bahçelerinin bir sonraki adımında ise mevzi imar planı isteği ile kurumlara başvurdukları bilinmektedir.

Tarım ve Orman Bakanlığı’mızın 2018 Yılı Performans Programı’nın, “Tedbir 280” kapsamında, “Atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması ve tarımsal işletmelerin etkin çalışmasına yönelik modeller geliştirilecektir.” hükmünün bulunduğu ve diğer yandan; 27.09.2017 tarih ve 30193 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren ve 2018-2020 Dönemini Kapsayan Orta Vadeli Planda “Arazi bankacılığı gibi modellerle atıl tarım arazileri üretime kazandırılacaktır.” hükmü yer almaktadır. Bu durumda atıl arazileri üretime kazandırma gayretlerine karşı aktif üretimde olan bu arazilerin hobi bahçesine dönüştürülerek tarım dışına çıkarılmasının gibi bir durum söz konusudur. Kullanım alanı her geçen gün azalan bu arazilerin amacı dışına çıkarılarak yok edildiği bir dönemde yeni bir cephe açılarak nitelikli tarım arazilerinin hobi bahçesi yapılması ile bu kıt ve değerli kaynağın sürdürülebilir kullanımı engellenmiş olacaktır. Ülkemizde inşa edilen ve son yıllarda artan hobi bahçeleri dünyada bir örneği olmayacak bir şekilde nitelikli tarım arazilerine yapılmaktadır. Bu arazilerin üzerine bu tesislerin kurulmasının hiçbir kanuni dayanağı da yoktur. Tesis edilen bu yapılar, herhangi bir izinlendirme yapılmadan, şirket ve kooperatif mülkiyetine alınan tarım parseline gerçek kişiler ortak gösterilerek 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’na muhalif olarak inşa edilmektedirler.

İnsanların kırsalı güvenli bir kaçış noktası olarak gördüğü bu dönemde yaşanacak olan geri dönüşlerin, tarımsal arazilere zarar vermeyecek, ekosistemin dengesini bozmayacak, bir rant kapısına dönüşmeyecek şekilde planlanması çok büyük önem taşımaktadır. Ayrıca hobi bahçelerine olan talebin daha fazla artacak olması olasılığı da verimli tarım arazilerinin geleceği açısından endişe yaratmaktadır. Bütün bu endişeleri gidermek için belediyeler tarafından hiç vakit kaybetmeden imar planları dahilindeki alanlarda vatandaşların taleplerini karşılamak için gerekli çalışmalar yapılmalıdır.

Çünkü yaşadığımız bu süreç tarımsal üretimin önemini bir kez daha gözler önüne sermekte ve çoğu ülke bu doğrultuda yeni tarımsal politikaları hayata geçirerek eylem planları hazırlamaktadır. Özellikle kırsala dönüşlerde, hobi bahçelerine benzer bireysel yapılaşmaların önüne geçmek için belediyelerin konu ile ilgili kanunları tavizsiz bir şekilde uygulanması, denetlenmesi ve takibinin yapılması çok büyük önem taşımaktadır.

Sınırlı üretim faktörü olan toprak, kırsalda yaşayanlar için geçim kaynağı ve istihdam alanıdır. Bu nedenle, arazilerin bir üretim değeri olarak kırsaldan alınarak kentli insanların kısa süreli zevklerine sunulması hukuki bir sorun olmanın yanında vicdani bir yok oluştur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.