Prof.Dr. Kemal Gürüz’ün Trabzon anıları!

Önceki gün ANAP’ın Trabzon’daki efsane isimlerinden Azer Benli aradı. ‘Ankara’dan Kemal Hoca aradı. Tam bir saat konuştuk. 35 yıl önceki Trabzon’u anlattı. Size de selamı var’ dedi. Kemal Hoca, Azer Benli’ye anlattığı Trabzon anılarını kitaba döker mi bilemiyoruz, dökerse iyi bir arşiv olur!

Kemal Gürüz’ü, 1985 yılında tanımıştım. Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı iken KTÜ rektörlüğüne atanmıştı. Trabzon’a geldiğinin ikinci günü beni aramıştı. Babası İzmir bölgesi hakemlerinden ve Tercüman Gazetesi yazarlarından Hakkı Gürüz’dü. Merhum Hakkı amcanın selamını getirdi. Kemal Hocayla, Trabzon’da ilginç anılarımız oldu. O yıllarda Tercümen Gazetesi’nin Uzun Sokak’taki ofisi özellikle hafta sonları Vali, Belediye başkanı ve KTÜ rektörünün uğrak yerleriydi… Ofiste peynirli partileri ve ardından karşıda tatlıcı Ali dayıdan ekmek kadayıfı, tavukgöğsü, kaymak üstü dondurma ziyafetleri… Kemal Hoca, kısa süre içerisinde Trabzon’da çokları ile dost ahbap olmuştu. Yine bir gün, merhum Adnan Kahveci Trabzon’a gelmişti… ‘Adnan bey geldi. Sahil tesislerine gelir misin’ dedi. Bizde kalktık gece vakti sahil tesislerine gittik. Kahveci ile doyumsuz sohbette bulunduk. O sohbette, İsviçre’de nasıl saat imalathaneleri varsa Trabzon ve çevresinde de silah imalathaneleri kurulması gerektiğini söyledim. O da, ‘Ben de öyle düşünüyorum’ demişti. Sonraları bu olay hükümetin de gündemine geldi ve bölgede çok sayıda imalathane kuruldu.

Kemal Hoca, 1990’da KTÜ’den ayrıldı, TÜBİTAK ve YÖK Genel Kurul üyeliğine ve YÖK başkanlığına atandı. 28 Şubat soruşturması kapsamında 2012 yılında tutuklandı. 13 yıl 11 ay ceza aldı. 2016 yılında Yargıtay yerel mahkemenin kararını bozdu, hoca beraat etti.

Kemal Gürüz’ü tutuklandığı dönem Sincan Kapalı Cezaevinde ziyaret eden birkaç kişiden biriyim. Gazeteciliğe benim yanımda başlayan Enis Yıldırım, o tarihlerde Ankara’da Milliyet Gazetesi’nde idi. Ergun Ata ile birlikte idim. Enis’e, ‘Bizi Sincan Cezaevi’ne getirir misin? Kemal Gürüz’ü ziyaret edeceğiz’ dedim. Enis, ‘Abi, Ankara başsavcısından izin almanız gerekir’ dedi. Ankara Savcısı o tarihlerde Trabzonlu idi. Makamına çıktık, izin kağıdını aldık ve Sincan Kapalı Cezaevi’ne gittik.

Sincan Cezaevi, çok korunaklı, tutuklu ve mahkumlarla görüşenlerin tepeden tırnağa arandığı, hatta elbiselerinin bile çıkarıldığı bir cezaeviydi. Birinci, ikinci kapıdan geçtikten sonra üzerlerimizdeki elbiseleri çıkardık, ‘don’la kaldık. Sonra tekrar giyindik ve daracık avlu ve koridordan yarım pencere genişliğinde kurşun geçirmez camın önüne geldik. İçeri girerken Kemal Hocaya haber vermişlerdi. Hoca, beş on dakika sonra camın arkasına geldi. ‘Havadan sudan’ epey sohbet ettik ve vedalaştık.

Hoca ile tahliye olduktan sonra sık sık konuşuruz.

***

 

Azer Benli, ‘Kemal Hoca, o günlerde Trabzon’da olup bitenleri hiç unutmamış. KTÜ’de yaptıklarını, şehirdeki diyaloglarını çok şey anlattı. Rektörlüğün Mercedes makam aracı yerine 131 Murat tercih ettiğini, Üniversiteyi geliştirmek ve büyütmek, öğretim üyesi yetiştirmek için ABD, Kanada başta olmak üzere çok sayıda ülkeye mezun öğrenci gönderdiğini, bu öğrencilerin çoğunun bugünün profesörleri olduğunu söyledi. Bu arada senin de kulaklarını çınlattık. Senden de övgüyle bahsetti’ dedi.

Kemal Hoca’nın Trabzon’daki uğrak yerlerinden biri de Faruk Özak, Azer Benli ve İskender Önal’ın o tarihlerde ortak oldukları Yapı Sun şirketinin ofisi idi. Gürüz’ün Trabzon’da çok arkadaşı dostu vardı. Bunlardan biri de Faruk Kanca idi. Kanca ile rektör yardımcısı Türkay Tüdeş ile halı sahada az maç yapmadılar!

Kemal Gürüz, siyasal olarak milliyetçi kesime yakın liberal bir akademisyen, yönetici idi. 28 Şubat’ın üniversite cephesinde önemli bir isimdi. AKP iktidara gelince 28 Şubat defteri açıldı. Yurt dışından geldi ve tutuklandı, sonra aklandı. Kemal Hoca’ya biz de Trabzon’dan selam ve sevgilerimizi gönderiyoruz.

 

Hasan KURT

 

 

 

Türkay Tüdeş uyardı Yüksek açıklama gönderdi!

tudeysin.jpg

KTÜ’deki dekan atamaları ile ilgili yazımızda maddi bir hata yaptığımızı, gece öğrendik. Ancak gazete baskıya girdiği için değiştiremedik. Sabah saatlerinde ise Ankara’dan KTÜ eski rektörü Prof.Dr. Türkay Tüdeş aradı ve ‘Mühendislik fakültesi dekanlığına Prof.Dr. Gencağa Pürçek atandı, sen Prof.Dr. Ömer Yüksek’i yazmışsın’ dedi.

Bu hatadan ötürü okurlardan ve ismi geçenlerden özür dileriz.

Gelelim, Prof.Dr. Ömer Yüksek’in açıklamasına...

‘Merhaba,  "KTÜ'deki Dekan Atamaları" başlıklı yazıda benimle ilgili olarak yazılan bazı yanlış bilgileri düzeltmek istiyorum. Rektörümüz Sayın Hamdullah Çuvalcı'nın YÖK'e gönderdiği listede kaçıncı sırada olduğumu bilmiyorum, Sizin nereden öğrendiğinizi de bilemiyorum. Ama daha da önemlisi şu: YÖK, beni değil sayın Prof. Dr. Gencağa Pürçek’i dekan olarak atamıştır. Ayrıca, ben 1984 yılında Sayın Prof. Dr. Lami Eser Hocamız (Merhum) Rektör iken Araştırma Görevlisi olarak göreve başladım.

Yazıda, ‘Üniversite kampüsünden arayan bir akademisyen Ömer Yüksek’in eşinin çarşaflı kendisinin de dini bütün bir isim olduğunu söyledi. Ömer hocanın, tarikat cemaat ilişkisi var mı yok mu bilmiyoruz. Olduğunu da sanmıyoruz" deniliyor. Eşimin çarşaflı, pardesülü, pantollu ya da mini etekli olması kimseyi ilgilendirmez, bunu sorgulamak da kimsenin haddine değildir. Bu konuda kararı eşim özgür iradesiyle verir ve uygular.

İddia edildiği gibi dini bütün bir insan isem, ne mutlu bana, inşallah öyleyimdir. Ama bu da kimseyi ilgilendirmez. Tarikat ve cemaat ilişkimin varlığı sizi neden ilgilendiriyor? Yasa dışı bir eylemim varsa gereği yerine getirirler.

Yazının son bölümünde "Üniversite öğretim üyelerinin şu görüşte bu görüşte olmaları çok da önemli değil. Önemli olan akademik kariyerleri, ilimle bilimle iştigal etmeleridir. O nedenle, hocanın görüşü bizi çok da ilgilendirmiyor" deniliyor. Bu görüşe aynen katılıyor, bu açıklamamın yayınlanması dileğiyle hayırlı günler diliyorum.’

Ömer Yüksek hocanın açıklaması bu şekilde. Amacımız, hocayı kırmak, incitmek değil. Hoca, KTÜ’ye yıllarca hizmet etmiş bir akademisyen. Yüksek Hocaya sağlıklı ve mutlu günler diliyoruz.

 

****************

 

Bunu biliyor musunuz?

CAS’ın 2013 tarihinde Fenerbahçe Kulübü hakkında verdiği kararın 267 maddesinde; Türk yargısı sanıkların hakkında beraat verse bile ‘CAS’ın verdiği kararı değiştirmez’ deniliyor. CAS’ın bu nihai kararı ile kişiler beraat etse de şike kesinleşmiştir.

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar