Prof.Dr. Türedi’ye tam not!

   Trabzon’da Coronavirüs vakalarının tedavi edildiği Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesinin başhekimi Prof. Dr. Süleyman Türedi’ye, hastalar, hasta yakınları ve vatandaşlar tarafından tam not verildi. Çok sayıda hastanın hastanede tedavi edilip taburcu edildiğini belirten Prof. Dr. Türedi, ‘Halkımız izolasyon tedbirlerine uyduğunda, hem hastalığın yayılmasını önlemiş oluruz hem de biz sağlık çalışanlarının iyi kolaylaşır’ dedi.  Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başkanı Prof. Dr. Türedi ve ekibinin çalışmaları kamuoyunda büyük takdir topluyor.
 

Kamber’in tepkisi ve özür!

 
  Trabzon Valiliğinde en uzun süre özel kalem müdürlüğü yapan isimlerden biri olan Hasan Kamber, emekliliğini yaşıyor. Kamber, bugünlerde Avrupa’da kızının misafiri. Önceki gün bu köşede, nüfusu 100 bini geçen Belediyelerin, bakanlıkların, valiliklerin özel kalem müdürlüklerine son yıllarda sınavsız binlerce memur alındığını yazmıştık. Özel kaleme alınan memurlar bir iki yıl sonra bir başka birime geçiyordu. Bu konu medyada da yer almıştı. Trabzon Büyükşehir Belediyesine de son yıllarda çok sayıda özel kalem müdürü alındığını belirttikten sonra kendisiyle görüşmeden, Valilik Özel Kalem Müdürlüğünden emekli olan Hasan Kamber adına ifadeler kullanıldı. Bu köşeye katkı koyanlar adına; yapmadığı açıklamaları Hasan Kamber’e mal ederek bu köşede yayınladığımız için Kamber’den ve tüm okurlardan özür dileriz.
 

Kaldırımda serbest parkta ve yürüyüş yolunda yasak!
 
  Trabzon Emniyet Müdürlüğüne bağlı güvenlik güçleri, sahil yolunun deniz tarafında ve Beşirli’de iki yol arasında kalan parkta yürüyüşü yasakladı, ancak eski sahil yolunun kaldırımlarında ikili üçlü yan yana yürüyüşü serbest bıraktı. Sahil yolunun deniz tarafındaki yürüyüş yolunda yıllardır sabah veya akşam saatlerinde yürüdüğünü söyleyen Mustafa A. ‘Sokağa çıkmada yaş engeline takılmadık. Yürüyüş yolunda kurallara uygun olarak yürüyoruz. Ancak polis müdahale ediyor. Karşı tarafa park içerisinde yürümeyi sürdürdüm. Polis orada da yürüyemezsiniz, dedi. Eski yolun, dolmuşların gittiği yolun her iki tarafındaki kaldırımda ise nerede ise kol kola yürüyüş serbest. Burada bir yanlış var. Yürüyüş yolunda ve parkta insanlar zaten birbirlerinden en az üçer metre uzakta yürüyor’ dedi.
 

Ali Savaş’ın sitemi!
 
  Gazeteci Ali Savaş, dün sosyal medyada ‘BİR ZAMANLAR; Ünlü Karikatürist Bedri Koraman her fırsatta hemen hemen her gün rahmetli Süleyman Demirel'in karikatürünü çizerdi. Demirel de O'na "Ben olmasam aç kalacaksın" diye takılırdı. Şimdilerde Hasan Kurt da öyle.. Ben olmasam yerin kulağı var köşesini dolduramayacak... Bugün yine beni yazmış’ diyerek bu köşenin kupürünü ve ‘Ali Savaş’ın başkanı’ başlıklı yazının bağlantısını verdi.  
Ali Savaş’a göre, kendisi olmasa bu köşe dolmayacakmış. Hatta onun da ötesinde, o olmazsa aç bile kalacakmışız! Bu köşede Ali Savaş’ın, Ali Öztürk’ün veya bir başka gazetecinin yorumuna değerlendirmesine vs. yer veriyoruz. Eleştiriyoruz, ‘ti’ye alıyoruz, övüyoruz. Farklı yorum da getiriyoruz. Kendisi de zaman zaman bunu yapıyor!
Ali Savaş, AKP gemisine sol taraftan bindi ama iyi bindi. Kaptan köşkünün arka tarafında yerini aldı. İşini de gördü. Ve hala daha görüyor. Ve karşılığını da veriyor! Ali, tahminimiz o ki ‘Haydar Revi Ali Savaş’ın il başkanı’ ifadesine kızdı, tepki gösterdi. Ali, bize kızana kadar yazısını bir daha okusun!
 

Doktorunuz diyor ki!
  Tarihte veba, kolera, tifüs, çiçek, ebola, influenza gribi... gibi birçok salgın hastalık görülmüştür. Bunların en büyüğü "Kara Ölüm" veya "Taun" denilen vebadır. (Bu 'Taun' acaba bizim analarımızın 'davun vursun o başa' dedikleri, davun mudur?) Yüksek ateş ve iç kanamalarla seyreden bu hastalıktan yüz milyon insanın öldüğü tahmin edilmektedir. O dönemlerde veba mikrobunu taşıyan farelerin kanıyla beslenen pirelerin bu hastalığı insanlara bulaştırdığı bilinmiyordu. Hiçbir tedavisi yoktu. Günümüzde hastalığa sebep olan mikrop
(Yersinia pestis) bilinmektedir ve antibiotiklerle yok edilmektedir.
(Dr. Kemal Küçükali)
 

   
Dini toplumsal düzen olarak kullanmak, yönetimleri Tanrısal otoriteyi kullanarak kontrol etmek, halkı Tanrı ile baskılayarak sürüleştirmek Ortaçağ Avrupa'sının temeli idi. Veba salgınlarını isyankarlar için "Tanrının Kılıcı" olarak tanımlayan ve Rahiplerde patır patır öldüğünde bocalayan Kilise düşünen kafalar karşısında zayıflamaya başladı, ardından ikiye bölündü. Luther ve Kalvin protestanlığı kurdu.
  Bilim, dine sığınanlara, "dini her çorbaya maydanoz" olarak kullananlara tepki olarak yükseldi.
  Mümin her şeyden önce sebeplere sarılmalıdır, Kur'an'ın emri budur. Korkudan kiliselerde çan, camilerde sala, sinagoglarda boru veya ezanımsı çağrı mümin davranışı değildir, Onların hepsi ibadete çağrıdır.
Mümin "salatı ikame" ile vazifelidir. İnsanlık bir problemle karşılaştığında çözümü bilimin ışığında sebebi araştırarak bulur. Avrupalı yaptı diye bir davranış doğru olamaz. Müslüman ibadet ve ta'atinde dün neyse bugünde odur.ALLAH'a rüşvet verir gibi dini ritüelleri ön plana almak, abartmak Müslümanca davranış değildir. Müslüman, Asr suresinde emredildiği gibi; " Gerçek şu ki, insan ziyandadır; meğer ki imana erip doğru ve yararlı işler yapanlardan olsun ve birbirlerine hakkı tavsiye edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden..." ziyandan salih amelle kurtulur . Salih amel; bugün camilerden sala okumak değil laboratuarlarda bu hastalığa çare aramak, hastalığın yayılmasını önleyici tedbir almak, hastalananları tedavi etmek, zor durumda olanlara yardım etmektir.
Dua her zaman ve devamlı olarak yapılmalıdır, özel günlerde gösterişle değil!
Korkarım ki; Bilimin ışığında bu felaket aşıldığında halka ve ALLAH'a rüşvet olarak sunulan dini ritüeller İslam Dininin de aleyhine olacaktır. Buna sebep olanlar Tanrı'nın huzurunda kendilerini savunmak için ne diyebilirler, merak ediyorum.
ALLAH her şeyin doğrusunu bilir!
(Dr. Mahmut Haydar Ustaoğlu)
 

  Her şeyin iyisini siz yaptınız,; sizden önce olmayan her şeyi siz ürettiniz, koronavirüs bile size nasip oldu. Hatta ibadetleri, cuma namazlarını, hacca gitmeyi yasaklamak bile size nasip oldu.
Bu kadar bahtiyarlık kime nasip olur? Sizin yalanlarınıza itirazım yok da ısrarla size inanmak arzularını yüksek tutmak istemelerini anlayamıyorum. Bir gün önce olanları unutmaya meyilli olanlar elli yıl önceki Kılıçdaroğlu'nun SSK’sını unutamıyor. Dün "Almanya bizi kıskanıyor" demeniz bile çok sıradan şakalarda kaldı. Sizlere gerçekten sözüm yok ama ısrarla size inanmak isteyenlerin inanma arzularını anlamak mümkün görünmüyor.
(Temel Kahveci)


Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.