Putin’in geri dönüşü taşları yerinden oynatacak..!

Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından yaşanan güvenlik, sosyal ve ekonomik krizlerin giderilmesi noktasında aldığı kararlar ve attığı adımlar sonrasında büyük beğeni kazanan Vladimir Putin yeniden devlet başkanlığı koltuğuna oturmak için gün sayıyor.

 

Rusya Başbakanı Vladimir Putin, devlet başkanının görev süresini 4 yıldan 6 yıla çıkartan anayasa değişikliğini meclisten çıkarttı. Rusya parlamentosu üst meclisi, anayasal değişikliği yerel meclislerinde ele alarak benimsediklerini karara bağladı. Rusya’daki siyaset bilimcilerin "Vladimir Putin’in iktidara dönüş hazırlığı" şeklinde tarif ettiği anayasa değişikliği, bu fikri ortaya atan şimdiki Başkan Dmitri Medvedev tarafından imzalanınca yürürlüğe girecek. Bu da Medvedev’den sonra iki dönem üst üste 12 yıl Devlet Başkanlığı koltuğuna tekrar Putin’in geçmesi anlamına geliyor.

 

Aslında Putin sadece ülkesinde değil dünyanın değişik ülkelerinde de popülaritesini koruyor. Gürcistan savaşındaki tutumu ve sonrasında Saakaşvili hakkında yaptığı açıklamalarla gündeme oturan Putin, Rusya’yı ayağa kaldıran adam olarak da biliniyor. Devlet Başkanlığını Medvedev’e teslim etmeden bir gün önce stratejik öneme sahip ne varsa özelleştirilemeyeceğine dair attığı imza Rusya’nın geleceği açısından büyük önem taşıyor.

 

Biz meselenin Türkiye ve dünya boyutuna bakalım. Putin’li Rusya’nın dünya siyasetine yön vereceği kesin. Füze kalkan sistemi, Kafkasya, Irak, İran, Filistin ve Balkanlarla ilgili siyasi açılımları ABD ile ters olan Rusya’nın Çin ve Hindistan ile yaptığı anlaşmalar dünya siyaseti için taşları yerinden oynatacak büyüklükte.

 

Türkiye burnunun dibindeki bu önemli ülke ile her alanda yeni ve stratejik anlaşmalara imza atmalı. Putin ve Erdoğan’ın dostluğu bu nokta da devreye girebilir. AB’nin bölünme sürecinde işlerliğini kaybettiği, ABD’nin ekonomik kriz sarmalında olduğu yenidünya düzeninde Rusya, Çin ve Hindistan büyük önem taşıyor. ABD ile olmasa da Rusya ile birçok konuda çıkarlarımız örtüşüyor. Türkiye artık yüzünü batıya değil kuzeye ve Asya’ya çevirmeli….

 

AK Parti’de Trabzon adayı için kriterler geçerli değil..! 

Seçim işlerinden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Necati Çetinkaya, AK Parti'nin yerel seçimlerdeki belediye başkan adaylarının, 'paraya tamah etmeyen, çalışkan, dürüst ve sözüne itibar edilir' biri olması gerektiğini söylemişti.

 

AK Parti siyasetin başpehlivanıdır. Karşımızda rakip göremiyoruz. Hedefimiz yüzde 47’in üzerinde oy almaktır diyen Necati Çetinkaya, AK Parti olarak belediye başkanı adaylarında aradıkları nitelikleri şöyle sıralamıştı;

 

“Ehliyet ve liyakat sahibi olacak. Vizyonu ve misyonu olacak. Dürüst olacak. Göreviyle ilgili en iyi eğitimi almış olacak. Çevresinde sevgiyle ve saygıyla anılan biri olacak. Halkın teveccühüne layık, gönlünde yer edinmiş olacak. Bu adayımızdır dediğimiz zaman, 'Ha işte bu yerine oturdu' denilecek. En önemlisi, paraya tamahı olmayacak. Dürüst olacak, çalışkan olacak, paraya tamahı olmadığını, geçmişteki çalışmalarıyla ispat etmiş olacak. Adaylarımızı, o illerde ileri gelenlere soruyoruz, vatandaşlara soruyoruz. 'Bu arkadaş nasıl biri diye? Yani iğneyle kuyu kazar gibi, adayımızı belirlemek için araştırma yapıyoruz.” 

 

Trabzon’da aday belirleme süreci belirli evrelerde geride kaldı. Yukarıda ki kriterlere bırakın Trabzon’u Türkiye’de uyan aday varsa şapka çıkarmak lazım. Her halde AK Partili yetkililer bu vasıflara yakın adaylardan birini seçecekler ama durum Trabzon’da istedikleri gibi değil. Kim aday gösterilse bölünme kaçınılmaz olacak..! Şehrin ileri gelenlerine sordular düşündükleri isimlerin hiçbirine onay verilmedi. Düşünmedikleri isimlere yöneldiler ya onlar kabul etmedi ya da teşkilatlar karşı çıkar diye geri adım attılar. Gidişat her daim muhalefetin adayına hizmet eder hal aldı. Kısaca adaylara bakalım.

 

En güçlü ve zorlama aday olarak gösterilen Orhan Gümrükçüoğlu, teşkilatın ve halkın teveccühüne sahip değil. Başbakan Erdoğan’la görüşemeyen sayın Gümrükçüoğlu’nun halktan tam destek alır denilemediği gibi patinin oylarını düşüreceği endişesi de var. Büyük sükseyle gelmesine rağmen o havayı kullanamadı ve süreç beklediğini aksine aleyhine gelişmeye başladı.

 

Ergin Aydın, teşkilattan yeterli desteği alıp halktan da beklenen olmasa bile destek göreceği kesin. Ancak milletvekilleri ve parti merkezinden onay alması zor gözüküyor. Ali Rıza Akdeniz ve Ahmet Metin Genç beklemede. Bu iki isim hem teşkilattan hem de halktan beklentileri karşılayabilecek destek alabilir ama Volkan Canalioğlu karşısında etkili olur mu sorusunu taşıyor.

 

Beklentiler karşılanamadığı için aday arayışlarını sürdüren AK Partililerde kapısı çalınan iki isim daha var. İlki Akçaabat Belediye Başkanı Şefik Türkmen. Sayın Türkmen Akçaabat’ta rakip tanımıyor ama Trabzon merkezde durum hiç de iç açıcı değil. Parti de bu durum endişe yaratıyor. İkinci isim ise Şadan Eren. Adı sürekli olarak gündeme gelen ama bir türlü adaylığı kesinleşmeyen Şadan beyin ismi yine gündemde. Şadan bey görevden kaçmam diyor ve yapılacak olan teklife sıcak bakacağını söylüyor. Parti de aylardır devam eden ve sürekli değişim gösteren aday ismi son olarak Şadan beyde kalır mı bilemem ama sürecin AK Parti’ye zarar verdiği kesin. Bunu gören başta milletvekilleri olmak üzere İl ve merkez ilçe yönetimlerinde de Şadan Eren ismi dillendirilmeye başlanmış. Bu durum Şadan beyi aday noktasına taşıyabilir mi bilemem. Ne olursa olsun son kararı verecek olan Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın Trabzon’u kazanma isteği adaylar açısından son hamleleri yapma fırsatı da doğuruyor. İyi kulis ve iyi kriter belirleyici olacak..!

 

AK Parti’de 2.Yıldırımhan korkusu..! 

2004 yerel seçimlerinde son dakika golü ile saf dışı kalan Osman Abanoz’un ahından mı nedir bilenmez ama partisinden tam destek alamayan CHP’li Volkan Canalioğlu koltuğa oturmuştu. O dönemde de AK Parti belediye başkanlığı için birçok adayın ismi geçmiş, kamuoyunda ve teşkilatta Osman Abanoz ismi öne çıkmıştı. Hatta yakın dostları arayıp adaylığının kesinleştiğini kendisine söylemişti. Hal böyleyken koridorlarda yapılan kulis faaliyetleriyle adaylığı açıklanan Mazhar Yıldırımhan, beklentilere cevap verememişti.

 

CHP İl yönetimine rağmen adaylığı kesinleşen ve seçimi burun farkıyla kazanan Volkan Canalioğlu, memuriyette yaptığı çalışmalar ve samimiyetiyle halkın teveccühünü kazanmıştı. Aynı senaryonun izdüşümü bugünlerde tekrarlanıyor. AK parti kulislerinde aday belirleme sürecinde son kararın başbakan Erdoğan’da olduğu konuşulsa da herkesin gönlünde bir aday profili olduğu kesin. Bu görülürken korkuyu da beraberinde yaşayan il ve merkez ilçe yönetimi seçimlerde Trabzon’un kaybedilmesinin faturasının kendilerine çıkartılacağını da çok iyi biliyor. Daha açık ifadeye seçimi AK Parti kaybederse ilk planda il ve merkez ilçe yönetimleri değiştirilecek daha sonra bakandan başlamak üzere milletvekillerine de ilk genel seçimlerde hesap çıkartılacak.

 

Bu korku ve endişeyle ince eleyip sık dokuyan il ve merkez ilçe yönetimleri dahil milletvekilleri bazı isimleri dillendirseler de sorumluluğu başbakan Erdoğan’ın almasını istiyorlar. Daha açık ifadeyle 2.Yıldırımhan kabusu yaşamak istemiyorlar. Bugüne kadar bireysel desteklerin dışında hiçbir aday ne milletvekillerinden ne teşkilatlardan tam olarak destek sağlamış gözükmüyor. Durum bu ey okur…!   

 

Canalioğlu gerçekten rahat mı? 

Volkan Canalioğlu’nun 2004 yerel seçimlerinden çok daha rahat olduğu kesin ama sandığa güvenmediği de açık. Bugüne kadar yaptığı çalışmaların yanında güler yüzü ve herkese açık olan yaklaşımıyla takdir toplayan “abi” lakaplı Volkan bey bu kez ne yapacak? Seçimde en büyük rakibi AK Parti adayını geçebilecek mi? Volkan bey her ne kadar rahat gibi gözükse de aslında öyle değil. Terinin son damlasına kadar çalışıp güler yüzü ile halkın karşısına çıkacak.

 

İktidarın maddi ve manevi desteğini alan AK Parti adayı karşısında şu ana kadar Volkan Bey can alıcı bir icraat yapmadı veya ortaya koymadı. Elbette AK parti adayı kesinleşince herkes eteğinde ki taşı yere dökecektir. Volkan bey hizmet süresi içerinde yaptıklarını halka anlatıp yeniden desteklerini isterken iktidar partisi de kendi adayını sunarken neler yapacağını halka anlatacak. Bir önceki seçime göre çok da rahat olmayan Volkan beyin şu anda seçim olsa avantajlı olduğunu da unutmamak gerekir.

 

Yönetime kim balans ayarı yapacak? 

Göreve geldiği günden itibaren yönetim kurulu başta başkan Sadri Şener olmak üzere diğer üyeler değişik dönemlerde farklı açıklamalarıyla gündeme geldiler. Başkan olması nedeniyle Sadri Şener açıklamalarıyla kamuoyunda tartışılan isimdi. Hüseyin ve kaptanlığı ile ilgili söylemleri, Gökdeniz’in yıldız oyuncu olup olmadığı, Yattara’nın transferinde ki yorumları ve son olarak MHK ve Futbol federasyonu hakkındaki çıkışı. Diğer yöneticilerin dönem dönem yaptığı açıklamalar, kendi aralarındaki fikir ayrılıklarından doğan ve dışarıya sızdırılan tartışmaları. Tüzük kongresinde ki tutum ve yaklaşım nihayetinde üyelerin disiplin kurulunu sevk edilmeleri bazı çalışmaların görevlerine son verilmeleri. Bunların hepsi ilk yarının göze batan yönetim hatalarıydı. Ve bu hatalardan dolayı Sadri beyin “balans” ayarı dediği düşüncenin yönetime kim ve kimler tarafından nasıl uygulanacağı sorusuna aranan cevap..!

 

Ve son balans ayarı takıma yönelik yapılacak galiba…! Yusuf meselesine bir de biz girelim. Sezon başında bedava alınmayan oyuncu için fazla maliyetli bir alış veriş olacak..! Değişen ne? Erdinç, Hasan ve Jabi’yi kadro dışı bırakan zihniyetin Trabzonspor’a maddi ve manevi kaybının yanında oyuncu takasında da nasıl zarar verdiğini görüyor musunuz? Ersun Yanal sadece bunlardan sınıfta kaldı. Diğer konulara girersek sınıfı geçme şansı hiç olmayacak..!

 

İlk yarı toplanan puanlar Trabzonspor’u ve yönetenleri derin ve tehlikeli sulara çekmiştir. Kurtulmak için yeni bir hata yapmaları normal..! Normal şartlar altında ligi 50-55 puanla 4. veya 5. bitirse başarı sayılacaktı ama bu şartlar altında 70 puanla 3. bitirse başarı sayılmayacak ve topa tutulacak. Yönetim de ilk yarıda toplanan puanlara yakın puan toplayıp Avrupa Kupasına gitmek için mücadele edecek takıma takviye yapmak istiyor. Bu nedenle de sezon başında geleceğe yönelik yapılan planlama kısa dönemde tutularak Yusuf’a teklif götürülüyor. Bu düşüncede yaşanan değişim değil programa ihanettir. Yusuf’u Trabzonspor’a kısa süreli olarak layık görenler kendi geleceklerinin de kısa süreli olduğunu unutmamalı.

 

Trabzonspor futbol takımının bu ekonomik kriz içerisinde ciddi hata yaparak transfere fahiş fiyatlarla (Zaten borç almış başını gidiyor. Trabzonspor kendi gücünün üzerinde borç yükünün altına girmiştir ve bunu yeni gelir kalemleri olmadan uzun süre taşıması mümkün değildir) harcamasını yapmasını beklemiyorum. Beklemenin de doğru olduğunu düşünmüyorum. Beklentilerin çok üst düzeye çıktığı bugünlerde borç sarmalını yeni borçlarla dönüştürülemez boyuta taşımak Trabzonspor’a yapılan en büyük ihanet olur. 40 milyon borç nedeniyle Nuri Albayrak yönetimini topa tutan hatta ibra etmeyen anlayışın Trabzonspor’u 70 milyon borç ve arttırarak devam ettirmesi ne kadar sağlıklı ve doğru olur?

 

Yönetim kurulu adına lige balans ayarı yapıldı açıklamasını yapan Sadri Şener bir atımlık barutunu kullanmış oldu. Artık elinde barutu kalmadı. Böyle bir açıklamanın bu dönemde yapılması son derece yanlıştı. Asıl balans ayarının ne zaman yapılacağını sayın Şener’de çok iyi biliyor. 25.haftadan itibaren balans ayarı nasıl yapılır iyi görülecek. Bu kadar kötü İstanbul takımlarının için de puan farkı yaratamayan Trabzonspor’un iyi İstanbul takımları ve balans ayarıyla nasıl başa çıkacağını çok merak ediyorum? O nedenle son çıkışlarında olduğu gibi Nuri Albayrak gibi diğer başkan ve önemli isimlerle bir araya gelinip destek sağlanmalı. Yoksa gidişatın ve derin sularda yüzmenin çok tehlikeli olduğu kısa sürede ortaya çıkacaktır. Olan 70 milyonluk borç ve itibarı yeniden tartışma konusu olan Trabzonspor’a olacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.