Yavuz Kurt-Cuma Yazıları

Yavuz Kurt-Cuma Yazıları

Rahmet, Mağfiret ve Beraat Ayı: Ramazan

Ramazan kelimesinin Arap dilinde, “sıcaklığın çok olması, güneşin kum ve taşları aşırı derecede ısıtması, kızgın yerde yalınayak yürümekle ayakların yanması” gibi anlamlara gelen ramad mastarından geldiği söylenmiştir. Bu anlamların yanında, “güneşin güçlü ısısından çok fazla kızmış yer”, “yaz sonunda veya güz mevsiminin başlarında yeryüzünü tozdan temizleyen yağmur” ve “kılıcı veya ok demirini keskinleştirmek için iki taş arasına koyarak dövmek” anlamlarında ramdâ, ramadî ve ramd mastarlarından türediği de ifade edilmiştir.

            Köken itibariyle hangi anlama gelirse gelsin ramazan, Kur’an’ın doğum ayıdır. Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu ise ateşten kurtuluşa vesile olan İlâhî bir beraattır. Nefsin türlü ayartmalarına karşı insana bağışıklık kazandıran İlâhî bir programdır. Oruç ibadeti sayesinde yüce Allah’a karşı sorumluluk bilincini anlatan takvanın takviye güç kılındığı İlâhî sistemin adıdır…

Kur’an-ı Kerim’de adı geçen ve muhtelif ayetlerde değerine vurgu yapılan yegâne ay ramazan ayıdır. Bu ayetlerden olan Bakara süresinin 185. ayeti şöyledir: “Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği aydır…”

Ramazan ayında nazil olan Kur’an’ın indirilme gerekçesi hidayettir. İnsanoğlunun doğru yol üzere hayatını idame etmesi, Yaratıcısının emir ve yasakları doğrultusunda yaşamına yön vermesidir. Her ne kadar insan, doğru yolu bulma konusunda muhakeme kabiliyetine ya da tecrübelerine güveniyor olsa da vahiyden yoksun akıl, karanlık bir odada görmeye çalışan göz gibidir. Göz olabilir fakat karanlık odayı gösteren ışık yoksa bu göz aslî vazifesini yapamayacaktır. Dolayısıyla akıl olabilir fakat doğru bir düşünme faaliyetini temin edecek kaynak yoksa bu akıl, akılsızca davranışlar sergileyebilecektir. Bu meyanda aklın yolunu aydınlatan ışık, vahiydir. Namı diğer nur olan bu ışık sayesinde insanoğlu olay ve olgulara farklı bakacak, hayatın türlü meşgalelerini farklı okuyacak hatta başına gelen musibetlerden nice dersler çıkaracaktır…

İlâhî vahyin tebliğcisi olan Allah Resulü (s.a.s) bir hadislerinde şöyle buyurur: “Ramazan’ı yaşadığı hâlde günahlarını bağışlatamayan kimsenin burnu yerde sürünsün!” (Tirmizî, “Deavât”, 100) Anlaşılmaktadır ki ramazan, insan hayatında yeni bir sayfa ve safha olmalıdır. Dünyevi uğraşlar konusunda mahir olan insan, uhrevi hayatı için de maharetini sergilemeli, bu müstesna zaman içerisinde Yaratıcısına bir adım daha yaklaşmanın derdi içerisinde olmalıdır. Yüce Allah’ın buyruklarını hayatının merkezine yerleştirme konusunda elden gelen gayreti takatinin son sınırına kadar zorlamalıdır. Aksi durumda Hz. Peygamber’in şu hadislerinin muhatabı olması kaçınılmaz olacaktır: “Nice oruç tutan kimse vardır ki orucu sadece açlık (ve susuzluktur)…” (İbn Mâce, “Sıyâm”, 21)

mesteremes-yesilli@hotmail.com

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.