Raylı sistem ütopyası!

  Trabzon’da çevreci geçinen kesim ile hayal aleminde yüzenler, ikide bir toplu taşıma için raylı sistemi önerirler. Bir yerleşim bölgesinde, raylı sistemin yapılması için önce, sistemin güzergahı ve bu sistemle bir günde kaç bin kişinin seyahat edeceği belirlenir. Sonra, sistemin avantajları ve dezavantajları masaya yatırılır.
Trabzon’da raylı sistem ile ilgili iki başkan döneminde ciddi ölçümlemeler ve araştırmalar yapıldı. Asım Aykan’ın başkanlığı döneminde onlarca mühendis ve elaman çalışma yaptı. Volkan Canalioğlu döneminde de benzer araştırmalar yapıldı. Gümrükçüoğlu da son döneminde bu konuyu gündeme aldı ve kısmi bir proje çalışması yaptırdı. Sonuçta, raylı sistemin ulaşıma olumlu katkı sağlayamayacağı net bir şekilde ortaya çıktı. Ve raylı sistem dosyası rafa kaldırıldı.
 
Bu satırların yazarı hemen her gün belediye otobüsü ile evinden kent merkezine gelir. Belediye otobüslerini tercih edenlerin büyük bölümü ücretsiz yolcularla, indirimli kartı olan öğrencilerdir. Raylı sistemin yolcuları da ağırlıklı olarak bu kesim olacaktır. Raylı sistemi savunanlar yine özel araçları ile seyahat edeceklerdir. 
  Akçaabat ile Arsin arasında raylı sistem ile seyahat edeceklerin sayısı gidiş-gelişli 20 bin kişiyi bulmaz ki, bu sayının yarısı da ücretsizdir. Raylı sistemin, mevcut yolların kenarından geçeceğini düşünürsek, bu durumda mevcut yollar daralacak, kaldırımlar ortadan kalkacaktır. Sistem için yeni alanların istimlakı da söz konusu değildir. Sistemin maliyeti de milyon değil milyarları bulur.
Raylı sisteme harcanacak bu para ile rahatlıkla tünel geçişli çevre yolunun yarısını tamamlanır. 
 
Sistemi çok yönlü olarak irdelediğimizde, ulaşım sorunun çözümüne sıfır hatta eksi katkı yapacağı ve maliyetinin de yüksek olacağı, bu paranın da bulunamayacağını net bir şekilde görülür.
                                                    *********

    Dolmuş minibüslerinin sayısının üçte bir oranında azaltılması ve kapasitelerinin 17 kişiye çıkartılmamasını çokları eleştiriyor. Aslında minibüslerin 17-18 kişilik olması, akaryakıt sarfiyatı, lastiklerin yıpranması vb. gibi giderleri aşağı çeker ve yollarda seyir eden araçların sayısını da azaltırdı. Ancak, dolmuş minibüs sayısının 680 den 450’ye düşürülmesi, trafik yoğunluğunun azalmasına etki etmez. 
Ulaşımdaki yeni düzenleme epey yenilik getiriyor. Kent merkezindeki duraklarda depolama kaldırılıyor. Duraklarda araçlar değil yolcular bekleyecek. Gazipaşa ve Maraş Caddesi’nde önümüzdeki süreçte değişiklik olacak. 
Yeni sistem ile birlikte Maraş Caddesindeki trafik akışı eskiden olduğu gibi doğudan batıya doğru olmalıydı. Maraş caddesine Gazipaşa’dan giriş olmalıydı. Cumhuriyet caddesinden çıkan araçlar Maraş’a girmemeliydi. Bu yapılmadı. İnşallah ileride yapılır.
                                                   ***********

   Bazı hatların uzatılması işine gelince; Meydan’dan Kaşüstü’ndeki Kanuni Hastanesine hat uzatılmış. Kaşüstü ile Kanuni Hastanesi arasında önceki dönemde bir durak-hat açılmıştı. Bu güzergahta yolcu taşıyan minibüslerin sahipleri, iddialarına göre bu hattın açılması için şoförler odası eski yönetimine 550 bin lira para vermişler. Sonuç alamamışlar. Sonra, bu hat için 15 veya 16 araçlık bir ihale yapılmış. Orada çalışan minibüs sahipleri büyükşehir belediyesine 150’şer bin lira daha vermişler. 
  Yeni düzenleme ile Ortahisar’dan Kaşüstü’ne yolcu taşıyan durağın mesafesi Kanuni Hastanesine kadar uzatılmış. Gümrükçüoğlu döneminde Yıldızlı TOKİ evleri ile Moloz arasında bir direk hat açılmıştı. Yıldızlı TOKİ evlerine çalışan araçlar yolcuyu Moloz’a kadar getiriyor, diğer yandan Kanuni Hastanesi durağındaki minibüsler ise Kaşüstü’ne... Çok ama çok yanlış bir düzenleme. Kanuni hastanesi durağı da hiç değilse Çömlekçi’ye bağlanmalı. 

                                                                                         Hasan KURT

       Kemerkaya’daki kilise neden yıkıldı?

   Trabzon Kemerkaya Mahallesinde halk arasında gürcü metropolitan kilisesi olarak bilinin St. Gregory Kilisesi, kent merkezinde 1940 ile 60 yılları arasında yıkılan, talan edilen tarihi mekanlardan biridir. Kilisenin avlusunda Kral 2. Solomon’un anıt mezarı da o tarihlerde yıkılmış, Sarp kapısı açıldıktan sonra Atay Aktuğ’un belediye başkanlığı döneminde Gürcistan’dan gelen bir heyet kralın kemiklerini mezardan alıp, ülkelerine getirmişlerdi.
kemerkaya.jpg   Çocukluğu İskenderpaşa ve Kemerkaya Mahallelerinde geçen Prof. Dr. Yahya Sezai Tezel, kiliseyi İttihat Terakki’nin Cumhuriyet döneminde devam eden zihniyeti olduğunu öne sürdü.
Yahya hoca şöyle dedi;
  ‘Bunu yıkan İttihat Terakki'nin ve Teşkilat-ı Mahsusanın Cumhuriyet döneminde devam eden zihniyetidir. Atatürk bu zihniyete teslim olmamıştı. İkinci Dünya Savaşından sonra Stalin bu bölgenin Türk olmadığını, Gürcüler, Rumlar ve Ermeniler, Lazlar vesairenin tarihi vatanı olduğunu iddia etti. Türkiye ile 1945'te sona eren dostluk ve saldırmazlık anlaşmasını yenilemeyi reddetti. Türkiye Sovyetlere karşı İngiltere ve ABD'den destek bulamadı. Stalin'e hayran olan Roosevelt Türkiye'ye biz size çok uzağız siz yakın dostunuzla anlaşın dedi. Türkiye Truman doktrini ile ABD'nin desteğini buluncaya kadar her an Kars üstünden ve Trakya'dan Sovyet İşgali bekledi. Savunma çizgisini Çatalca’ya ve Erzurum'a çekti. Bu arada Karadeniz kıyılarında ve 1878'de Rusların aldığı Kuzey Doğu Anadolu'da binlerce Hıristiyan nüfuslarla ilişkili tarihi mimari mirası yaktı ve yıktı. Sümela bu tarihlerde yakıldı. Çoban yaktı denildi. Fotoğrafta görülen muhteşem Metropolitlik kilisesi ben ilkokul öğrencisi iken dinamitlenerek imha edildi. Maraş caddesindeki büyük Ermeni kilisesi ve bir çok başka kilise de yıkıldı.
Bereket versin ki fotoğraf ve gravürler var. Neler vardı ve neleri kaybettik, bunları görebiliyoruz.’ 

                                            ****************

Kahramanlık edebiyatına(hamasete) gerek yok
Üret, aklını kullan. Almanya, Hollanda gibi güçlü ol.
Sabah işe giderken bir otomobilin arka camında "Yeter ki izin verin, kefenimizi giyip gidelim" sloganı yazısını gördüm. Trabzon'da bu slogan olağan geldi bana, üretim yok, işsizlik çok. Ver kahramanlık edebiyatı coşkusunu, yap savaş reklamlarını, boş adamı kışkırt. Sonuç şiddete meyil, öldürme arzusu, ölüme koşu. Habil üretti, Kabil avladı. ALLAH Habil'in hediyesini sevdi, Kabil kıskandı, Kabil'i öldürdü. Kabil üretmeyi becerseydi Habil de Kabil de yaşayacaktı.
Toplumu yönetenler, kıskançlık, kin ve ölüm duygularını kullanmamalı. Aksi takdirde toplumsal bölünme ve kin derinleşir. Bunun sonucu kardeşin kardeşi öldürmesi olabilir; Kabilin Habili öldürmesi!
Savaş yapacaksanız haklı ve kabul edilebilir sebepler üretmek zorundasınız, Ya da o sebebe müstenid savaş yapmalısınız.
Hamaset kolaydır, zevklidir, cuş-u hüruşa götürür. Hamaset edebiyatının neticesi zafer olsa bile "pirus zaferi"dir!
Vatan için ölmek te var fakat borcun yaşamaktır. 
(Dr. Mahmut Haydar Ustaoğlu)

Önceki ve Sonraki Yazılar