"Çevreci yeşil çay" tüketicinin ayağına

Ogliv Yönetim Kurulu Başkanı Ferhan Geylan, oğlunun yeşil çaya merakıyla 3 yıl önce başlattığı ve pilot bölge olarak Rize'nin Ardeşen ilçesini seçtiği projesini, üretimden tüketime kadar çevresel etkileri en aza indirecek şekilde planladı.

Rize haber 29.05.2022, 15:50 29.05.2022, 15:57
"Çevreci yeşil çay"  tüketicinin ayağına

İş insanı Ferhan Geylan, ilaçsız topraklarda organik tarımla ürettiği, elektrik kullanmadan soğuk demleme yöntemiyle elde ettiği yeşil çayı, yeniden kullanılabilir cam şişelerde tüketiciye sunarak hem karbon emisyonunu hem de atıkları azaltmaya katkı sunuyor.

Geylan, bu amaçla kurduğu markayla, çevreye duyarlı hedefler belirleyerek çay hasadında bitki saplarının ve çay posalarının değerlendirilmesi, geri dönüşümlü ambalajdan ziyade cam şişelerin ömrü bitinceye kadar tekrar kullanımı, elektrik kullanımı olmadan soğuk demleme yöntemi gibi uygulamaları hayata geçirdi.

Ürünler ilaçsız tarlalardan

Yaptığı çalışmalarla ilgili bilgi veren Geylan, bilim insanlarının "süper gıdalar" adıyla yaptıkları listelerde mutlaka yeşil çayın da bulunduğunu, ilerleyen yıllarda yeşil çayın önemli bir ürün olacağını söyledi. Yeşil çayın, çaygiller familyasından nemli iklimlerde yetişen, yaprak ve tomurcukları içecek maddesi üretmekte kullanılan ve önemli bir tarım bitkisi olan kamelya sinensis isimli bitkiden elde edildiği bilgisini paylaşan Geylan, "Çay, ülkemizin çok önemli varlıkları arasında yer alıyor. Karadeniz Bölgesi'nin hem ekonomimize hem de bölge insanına katkı sağlayan çok önemli bir ekonomik varlığı. Ayrıca sosyal varlığı da olduğu için oldukça değerlidir" dedi.

Kendilerine 7 temel değer zinciri belirlediklerini ifade eden Geylan, bunları 'Sürdürülebilir tarım, adil ticaret, yerel varlıklar üzerinden sürdürülebilir kalkınma, iklim, sıfır atık ve döngüsel ekonomi, ürüne adil erişim ve bilinçli yaşam hareketi' olarak sıraladı. Üretim aşamasında pilot bölge olarak seçtikleri Rize'nin Ardeşen ilçesinde hiç ilaçlanmayan araziler bulduklarını ve tamamen organik yöntemle çay hasadı gerçekleştirdiklerini anlatan Geylan, "İlk olarak sürdürülebilir tarımla küçük ama çok kaliteli ilaçsız tarım yapan dezavantajlı çiftçilerimizden ürünleri temin ediyoruz. Adil ticaret kapsamında çiftlik sahiplerine haklarının verilmesine önem veriyoruz." diye konuştu.

"ÇAYMER ve RTE Üniversitesi ile dünya standartlarındaki kaliteyi yakaladık"

Ürettikleri çayın kaliteli olması için ayrıca çaba gösterdiklerini dile getiren Geylan, şöyle devam etti:

"Ardeşen'de endüstriye katkı sağlayacak olan bir Ar-Ge tesisinde çayın işlenmesiyle ilgili çalışmalarımızı, yani nitelikli bir yeşil çay yapabilmek ve topluma sevdirebilmek için çayın kalitesinin, berraklığının, renginin ve kokusunun istenilen niteliklerde olması için çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Çay Araştırma ve Uygulama Merkezi (ÇAYMER) ve Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesinde gerçekleşen çalışmalarımızla yeşil çay konusunda dünya standartlarındaki kaliteyi yakaladığımızı düşünüyorum fakat sürecimiz yeni başladığı için kalitemizi geliştirme hedeflerimizi sürdürüyoruz.

Geliştirdiğimiz her bilgiyi endüstriyle paylaşıp gelişmesine de katkı sağlamayı hedefliyoruz, bu en önemli amaçlarımızdan biridir." Sürdürülebilirlik ve iklim hedefleri kapsamında soğuk demleme yöntemini uyguladıklarını bildiren Geylan, "Elektriksiz soğuk demleme yöntemiyle ürettiğimiz yeşil çayı 8 saat oda sıcaklığında suda demleyip, ertesi sabah demlediğimiz çayı cam şişelere koyuyoruz. Şişelerde de dönüşüm ekonomisinin önemli halkası gelişiyor" ifadelerini kullandı.

Cam şişelerle sıfır atık

Hazırladıkları yeşil çayın tüketiciye ulaşma sürecinde de sıfır atık ve döngüsel ekonomi modelini baz aldıklarını aktaran Geylan, "Cam şişelerde besin değerini muhafaza ederek ikramlık hale getirdiğimiz yeşil çayı, tüketicinin evine kadar ulaştıracağımız bir servis ağı kurduk. Eskiden evlerimize kadar gelen süt gibi her hafta yeşil çayı, sevenlere ulaştırıyoruz. Tüketicilerin evlerinden boş şişeleri alıp, cam şişelerde özenle hazırlayıp tekrar teslim ediyor ve plastik atık çıkarmamış oluyoruz. Kullanılan cam şişeleri alıp, dezenfekte edip bir daha kullanmak üzere depo-üretim yerimize getiriyoruz. Böylece hem şişe israfı olmuyor hem de dönüşüm ekonomisine katkı sunuyoruz" şeklinde konuştu.

Demledikleri çayın posasını gübreye dönüştürerek toprağa geri kazandırdıklarını ve böylece toprağın verimini artırdıklarını vurgulayan Geylan, ayrıca anlaşma sağladıkları genç bir girişimciyle de çay posalarından günlük hayatta kullanılacak eşyalar üreteceklerini böylece hiçbir plastik atık olmadan, doğa dostu süreci tamamlayacaklarını kaydetti. Bilinçli yaşam hareketi hedefleri kapsamında sürdürülebilir bölgesel kalkınma konusunda bilinç oluşturmayı amaçladıklarına dikkati çeken Geylan, bu kapsamda çalışmalarında sona gelinen "Hemdem Sürdürülebilirlik Enstitüsü"nün haziran ayında faaliyete geçeceğini sözlerine ekledi. Hem karbon ve su ayak izini azaltabilmek hem de küçük yerel girişimcileri desteklemek amacıyla evlere yaptıkları yeşil çay teslimatı gibi yerel girişimcilerin farklı ürünlerini hanelere ulaştıracak bir sistem üzerinde çalıştıklarına da değinen Geylan, "Bu bizlere önemli bir vizyon kazandıracak. Toplu bir şekilde ihtiyaçları ulaştırıp, karbon ayak izini düşürme gayreti içerisinde olacağız. Projemizle baştan sona, topraktan sürdürülebilir bölgesel kalkınmaya doğru giden bir değer zinciri oluşturduk. Bu da bütün endüstrilerin ve toplumun ilham alabileceği değerlere dönüştürüldü." dedi.

"Yeşil çayı öncelikle gençlere sevdirmek istiyoruz"

Türkiye'de yeşil çay tüketiminin istenilen düzeyde olmadığı değerlendirmesinde bulunan Geylan sözlerini şöyle tamamladı: "Yeşil çayı öncelikle gençlere ve topluma sevdirmek istiyoruz. Lise ve ortaokullar arasında, yeşil çayı gençlere sevdirecek ve akım oluşturacak bir reçete ortaya çıkarmak için yarışma düzenledik. Bu ay sonunda tespit ettiğimiz çok kıymetli jüri üyelerimizce yarışma neticelendirilecek ve birinci gelen reçeteyi hazırlayan ekibi, çay hasadının yapıldığı Ardeşen'e götürüp ödüllendireceğiz. Seçilen reçeteyi açık ve anonim olarak herkese sunacağız, böylece kafe ve restoranlar, yayımlanan reçeteyi alıp aynı lezzeti yakalayabilecek. Bunu başarabilirsek toplumun diğer kesimlerine de bu lezzetin ulaşacağını düşünüyorum."

Yorumlar (0)