Ömer Turan - Sözcüklerin Dili

Ömer Turan - Sözcüklerin Dili

Ruhi Türkyılmaz Şiirindeki İzlekler-2

 

İki yıl sonra “Yırtılan Dünya” ile okuyucusunu selamlar şair. Der ki; ey kan göletinde yüzenler / ne çok nöbetçi vardı / kapısında toprağın…/ Ruhi Türkyılmaz, dünya görüşünü, hayata bakış açısını, karanlığa ve silahlara karşı çıkışını, barışçıl ve eşitlikçi hassasiyetini, çocuklara ve insanlara yaklaşımını bu kitaptaki şiirlerle haykırır. İnsanüstü ve tarih dışı anlatıları reddettiğini, aydınlıkçı sözdizimleriyle hissettirir okura. Daha bir rahattır ve dilsel oyunları abartmadan, kararında ama bazen de gizemli titreşimlerle sunar. Tarihsel kaynaklara göndermeler yaparak şiirdeki anlamı güçlendirme yolunu seçer. Sadece savaş ve ölümlerden söz etmez şair “Yırtılan Dünya”da, kadın sorunsalını da taşır dizelerine, ırkçılığın dramlarını da. Bu açıdan irdelediğimizde “Yırtılan Dünya”yı düşüncenin daha hâkim olduğu şiirlerden oluyor şeklinde yorumlarsak yanılmış olmayız.

6 yıl kadar bir susuşun meyveleri, “Kuzeyce Flora” ve “Göçdeniz” birer yıl aralıklarla yayımlanır. Bu iki kitaptaki şiirler, birbirlerinin aynası gibidir adeta. Hatta birbirini tamamlayan şiirler desek daha yerinde olur. Çünkü sıla-gurbet ekseninde kurulu şiirler, kendi bilinç kaynaklarını da özlem-ayrılık ilişkisinden besler. “Kuzeyce Flora”daki; “ayrılığın adresi bilinsin / orada saatler daha ileri” dizesine “Göçdeniz”deki bir dize hemen ses verir: bir demet şiirdir elimdeki / bambaşka dünyalarda açar / bırakmış beni kapınıza / siz de sürün / sürgün edin isterseniz… Bir yanda, sılada “boztepe semaveri” kaynarken diğer yanda, yani gurbette “umut arifesi” yaşanmaktadır. Göçün acısına tanıklığıyla sılaya olan uzaklığı bu her iki kitapta da şiirlerin belirleyici izlekleridir. Çünkü şair, farklı kültür ve sanatları, insanlığın ortak temelleri üzerinden yürüyerek gerçekliğe doğru taşır.

“Can Ayarı” ve “Ay Kızları” şairin son kitabından bir öncekiler. Dil, estetik ve tarz olarak çok da bir değişikliğe gitmez Ruhi Türkyılmaz. Ama anlatım ve temalara yepyeni boyutlar ekleyerek devam eder şiir serüvenine. Yine belli bir dünya görüşünü sağlam alt metin okumalarıyla çekim alanına alıp “görünende” olmayı sürdürür. İmge çeşitliliğine de yer yer başvurur, şiirin boğazını sıkmadan yine rahat bir söyleyiş biçimiyle yapar bunu.

Ve son şiir kitabı: “Paris Uvertürü.” Mayıs 2018’de Serander Yayınları etiketiyle yayımlanır. Paris Uvertürü, şairin ikinci kırılma ve dönüşüm zamanını bize imler. Kendi şiir serüveninin en üst noktasıdır. Zaman zaman sohbetlerimizde hep dile getirdiği; “Günün şiirini pek de yakalayamıyorum,” serzenişine inat tam da günümüz şiirinin mecrasına girer Paris Uvertürü ile. Gerek sözdizimlerindeki duygusal ve görsel olgularla, gerek biçime kattığı estetik özgünlükle ve nihayetinde; monologdan uzak “akan şiir” tarzıyla canlı bir söyleyişe geçmiştir. Böylelikle şiiri olgunlaşmış ama söyleyişi ve sesi gençleşmiştir iyice. Özellikle birinci bölüm şiirleri, Selina imgesiyle erotizmin kapılarını zorlar. Kilidi açması an meselesidir; ama şair, şiirin geleneği gereği tadında bırakır sözü. Okuyucu ister istemez sorar: “67. sanat yılını kutlayan şair, Selina imgesiyle gençliğine bir özlem ya da gönderme mi yapıyor acaba?” Gelin bu soruya şiirle cevap verelim.

karnaval yolu

bugün yarım havalı soluklar

sorma selina, rahatsızım

eforsuzum, canım dinlenmek istiyor

üzülme geç kaldığına

ikiye katlarsın akşamı

 

sana verdiğim sözü

ve göz izlerimi tak göğsüne

ver kendini suya karnaval akarken ren

aşk gemisine biner baldır bacak gelirsin

uğraşma tüllerinle selina

 

saçlarına üfleyen saksafon sesi getir gelirken

perhiz bozanları

göz doyuran hallerini de unutma

 

dudaklarını ve kanatsız güvercinlerini

haylazlık yapan yerlerini

abur cubur bekliyorum

ikiye katlarız akşamı…

 

 

             

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.