Rüzgârın elleriyle yapılan müze;Baksı yolculuğu

Önce yola çıkmalı insan, yolcu olmalı…

Ulaşılmaz görünen hayallere çıkan iki yol var önünüzde: Sümela Manastırı’na uğrayıp Zigana Geçidi’nden geçip, Gümüşhane’ye selam vermek istiyorsanız tercihiniz Trabzon olmalı. Eğer; “Ben, Çifte Minare’yi ziyaret etmek Hoşgörü Pastanesi’nde çay içmek, Kop Dağında karlarla buluşmak istiyorum”, diyorsanız yolunuz Erzurum’dan geçmeli... Hangi yolu seçerseniz seçin, sonunda Bayburt Kalesinden şehri seyredip Bayraktar Köyüne doğru yola devam edin. Sadece 60 km kaldı, ancak yalnız değilsiniz; Çoruh nehri sizinle; yol boyu bir sağınıza geçiyor bir solunuza… Köprüler geçiyorsunuz… Kimi zaman, küçük köyler karşılıyor sizi, bir de ehramlı kadınlar… Yaşlı bir amca selam veriyor, durursanız sohbet ediyor sizinle uzun uzun:“Nereden geldin?  Baksı’ya mı gidiyorsun?“Evet” deyince, yolu tarif ediyor, sahiplenmiş belli ki… Kimi zaman rüzgârla yarışıyorsunuz; bir siz geçiyorsunuz rüzgârı, bir rüzgâr geçiyor sizi… Yol boyu dikkatli olun, yaban kuşları çıkabilir karşınıza.

Ve…

Sonunda…

Gördüğünüz…

Yeşilin kucağında, dağların gölgesinde, Çoruh Nehri’ni selamlayan bir müze:

Baksı…

 

Baksı’ya geldiğinizde her şeyin bir masalla başladığını görüyorsunuz. Pembe Ninenin masallarıyla büyüyen hayalci çocuk Hüsamettin Koçan’ın düşüymüş Baksı Müzesi…

“Masalların bir ideolojisi olduğunu sonradan fark ettim” diyor Hüsamettin Hocam,“Masal kahramanları daima kazanır. Hep şunu öğütler masallar: Siz, kendiniz dışında, birileri için bir şeyler yapıyorsanız, korkmayın! Nasıl olsa haklılık her zaman galiptir”.

Görüyorsunuz ki masallardan aldığı güç ve cesaret zemininde yükselmiş bu müze. Bu yükselişin gerçekleşmesinde,masallar kadar muhafazakar ortama inat, açık görüşlü ve her zaman kendisine destek olan bir babanın rolü de büyük:Evlatlarının eğitimi ve geleceği için gurbette, memleket ve aile özlemi çekmiş bir babaya ithaf olarak tam da Tahsin Koçan’ın mezarı karşısına yerleşmiş müze: Bir saygı duruşu niteliğinde.

 

Hüsamettin Hocam şöyle tanımlıyor Baksı’yı…

“Baksı; periferi, sivil sürdürülebilirlik, üretim, göç, yabancılaşma, kültürel demokrasi, sanatçılar, kadın ve çocuklardır. Bu kelimeler aynı zamanda hayallerimizin de üst başlıkları. İzleğimiz her zaman insan öyküsüne, kenara itilmiş hayatlara, unutulanlara ve ön yargılara doğru yürümek oldu. Ön yargıların yok edici baskısına karşılık, insan yanında olmayı seçtik. Çünkü hedefimiz Türkiye’nin en yoğun göç veren bölgelerinden biri olan Bayburt’a yaşam soluğunu sanatla yeniden kazandırmak, bölgenin ekonomik yaşamını canlandırmak… Bir diğer hedefimiz de bölge insanının yitirmekte olduğu geleneksel zanaatı, çağdaş sanatla aynı mekânda sergileyebileceğimiz bir kültür-sanat merkezi yaratmak. Böylece çağdaş sanatı periferiye taşıyarak merkezle aramızdaki mesafeyi kapatabileceğimize inanıyoruz”.

 

Baksı; geleneksel müze anlayışının ötesine geçerek, yerelden evrensele ulaşan değer akışında, yaşayan ve yaşatan bir müze olarak ilham vermektedir. Gerek müzecilik gerekse sivil sürdürülebilirlik ve tersine göç örneği olması nedeniyle bu hayal ödüllendirilmiş; müzeye, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi tarafından 2014 Yılı “Avrupa Konseyi Müze Ödülü” verilmiştir.

 

Peki Baksı müzesi neleriyle karşılayacak sizi?

Baksı Müzesi birçok bölümden oluşmakta… Bunlar arasında; atölyeler, amfi tiyatro, konferans salonu, kütüphane, restoran, konuk evi ile süreli ve kalıcı sergi salonları, yer almakta. Müze atölyelerinde yerel halk, üretime katılmakta, yörenin ehram ve kilim gibi kaybolmaya yüz tutmuş kültürel değerleri yaşatılmakta. Müzenin amfi tiyatrosunda her yıl çeşitli sanatçıların katıldığı konserler verilmekte.

Gelmişken müze mutfağındaki yerel lezzetlerin keyfini çıkarın, zamanınız varsa mutlaka konaklayarak gecenizi yıldızlar ve ötücü kuşlarla paylaşın.

Pandemi hayatı ele geçirdi. Bu yaygın saldırıya karşı önlem almanın gerekliliği konusunda herkes hemfikir. Aramızdaki mesafeyi artırdık, maskelerimizin ardından iletişim kurmaya çabalıyoruz. Maskeli konuşmalar, maskeli buluşmalar, maskeli vedalar… “Maske / Çağrışımlar” sergisi ve Gökçebağ’ın “AŞİNA” isimli solo sergisi Mayıs 2021 tarihleri arasında Baksı Müzesi’nde izlenebilecek. Çağdaş ve geleneksel sanatlardan oluşan, geniş bir koleksiyona sahip olan Depo Müze’yi gezin. Nur Gökbulut’ un “Doğal Koruma” isimli dev örümcek ağı enstalasyonunun müze duvarıyla buluşmasına şahitlik edin.

“Maske / Çağrışımlar” sergiyi sanal ortamda izleyebilmek için “http://baksi.org/tr/sergiler”

 

Baksı sözcüğü Türk halk kültüründe genel olarak “şaman” anlamına gelir. Dönmeden önce son yapılacak bir işimiz kaldı: Dilek için “Huy Ağacı” (dilek ağacı) ziyareti…

Bir çaput bağlayın Huy Ağacı’na, yeni bir yol dileğiyle…

 

yola

çıkan

yolcudur

artık

 

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.