Turhan Eyüboğlu

Turhan Eyüboğlu

Saçların Tarumar Gözlerinde Nem


Şekip Ayhan Özışık, ilk görüşte aşık olup daha sonra evlendiği eşine yazdığı şiiri size geçen hafta yazmıştım. Bu evliliğin ona mutluluk getirip getirmediğini bu hafta size yazacağımı da belirtmiştim. Şimdi bu sözümü yerine getireyim.
İlk görüşte aşkı, bazıları "Bilimsel olarak karşınızdaki kişinin sizinkinden farklı bir bağlılık sistemi olduğunu anlamanızı sağlayan hormonların saldığı koku ve bu kokuyu fark etmekle birlikte aşk sürecinin başlamasıdır!" diye tarif eder. Bazıları da "İlk görüşte aşkın hormonal olmadığını, tamamen zihinsel bir olgu olduğunu!" söyler.
Psikoloji alanında bir grup uzman da "İlk görüşte aşık olduğunu sanan insanın, karşı tarafı ve özelliklerini aşık olabilecek kadar iyi tanımadığı için, tepkisi sadece olmasını istediği düşüncelerini hayal ederek yaklaştığı bir tepkidir. Gerçek bir duygu değil!" diye tarif ederler.
İşte Şekip Ayhan Özışık, yukarıda yazdıklarımın hangisine göre ilk görüşte aşık oldu, inanın bilemiyorum; ancak şunu tahmin ediyorum. Duygu ve hayallerini şekillendirebilecek kadar cesaretli, aynı zamanda düşüncelerini yazıya dökebilecek kadar ince ruhlu bir insandı.
Evlendiği kadınla henüz tipik aşk deneyimleri yaşayacak kadar dolu dolu bir zaman geçirmiş değildi. Aşık olduğunda beyninde hissettiği ve gözünün önüne kadar getirdiği duygularını, hayallerini onda bulacağını düşündüğü için evlenmişti.
Ne yazık ki yanılmıştı! Hissettiği duyguları ve düşüncelerinin hiçbirini onda bulamamış, gün geçtikçe de yanıldığını daha iyi anlamaya başlamıştı. Evlenmeden önce eşiyle birçok ortak noktası olduğunu düşünüyordu. Oysa şimdi yaşadığı hayal kırıklığı nedeniyle birbirlerinden iyice uzaklaşmışlardı. Kendisini mutlu bir yuvadan çok, hapiste gibi hissetmeye başlamıştı.
Sevdiği kadının evlilikten kısa bir süre sonra kıskançlık krizlerine girmesi ve onun sanatçı olduğunu unutarak başka yerlere gitmesini sorun yapması artık çekilir gibi olmaktan çıkmıştı.
İlk görüşte aşık olduğu kadından ayrılma kararı almış ve anlaşarak ayrılmıştılar. Evliliği süresince konserleri sorun eden eşinin ısrarlı davranışından dolayı uzun süredir vermediği konserlere başlamış, Anadolu turnesine çıkmıştı.
Zaman ayıramadığı besteleri için çalışmaya başlamış, üretkenliğini yakalamıştı. Ancak evlilik onu çok sarsmış, ileride yakalanacağı amansız hastalığın belki de tetikleyicisi olmuştu. Anlayacağınız bu evlilik ondan çok şey alıp götürmüştü.
Uzun süredir gitmediği Bursa’da ajansı bir konser anlaşması yapınca, gitmeme kararı aldı. Ancak arkadaşlarının ısrarı üzerine onları kıramayıp istemeye istemeye de olsa gitmek zorunda kalmıştır.
Akşam olmuş, konser salonu tıka basa dolmuştu. Sahnede yerini aldığında ön masada boşandığı eşini gördü. İçinden "Keşke gelmeseydim!" diye geçirdi. Ancak arkadaşlarının kaş göz işaretleri ona "Sen aldırış etme, sanatını icra et!" der gibi mesaj veriyordu.
Belli ki eşi onu kıskandırmak için masa masa dolaşıyor, arkadaşlarıyla "Çok eğleniyoruz!" havası vermek istiyordu. Daha da ileri gidiyor, şarkı isteklerinde bulunuyordu. Gecenin ilerleyen saatleri olmuştu; üstadın çok sevdiği o güzelim dalgalı saçları dağılmış, tarumar olmuştu.
Üstat ona baktıkça eski halinden eser kalmadığını görüyor ve çok üzülüyordu. Artık vicdanı onun oturduğu masaya bakmayı kaldıramadığı için yüzünü başka yöne dönmüştü. Kabahatın onda mı yoksa eşinde mi olduğu müzakeresini daldığı hayal dünyasında yapıyordu.
Gece bitmiş, çok alkış almıştılar; ancak eski eşi geceyi bitirmeden salondan ayrılmış olacak ki onu salonda göremiyordu. Alkışlar arasında gözleriyle salonu taradı, ancak yoktu.
Gecenin sonunda arkadaşlarından ayrılarak o eski kaldığı otele gitti. Aynı odaya çıktı, sigarasını yaktı, pencereye ilerleyerek camı açtı. Derin derin nefes aldı ve içine çektiği dumanı pencerenin dışına üfledi. Zerre kadar rüzgar olmadığını fark etti. Karşı pencereye baktı; ne yazık ki bina yıkılmış, yenisi yapılıyordu.
Odada bulunan masaya baktı, ona doğru yürüyerek iskemleye oturdu. Önüne aldığı kağıda kalemiyle şu satırları yazdı:
Saçların tarumar gözlerinde nem
Ateşe benzerdin küle dönmüşsün
Hayal mi gerçek mi gördüğüm bilmem
Elden ele gezen güle dönmüşsün

Bir eser kalmamış eski halinden
Yazık geçmez akçe pula dönmüşsün
Hayal mi gerçek mi gördüğüm bilmem
Elden ele gezen güle dönmüşsün
Kimde kabahatin olduğunu bilmiyorum, ancak senin gibi üretken bir insan çok erken öldü, onu biliyorum. Üstat mekanın cennet olsun.
(Not: Bazı gerçeklerden yola çıkılarak hayali olarak senaryolaştırılmıştır. Özkan Taş arkadaşıma teşekkür ederim. Gerçeklik payı okuyucunun hayal gücüne bırakılmıştır.)

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.