Sanat hamurunu yoğuruyor!

Heykeltıraş ve ressam Orhan İlyas, 2012'de ayrıldığı Trabzon'a 2019’da döndü
 
   Orhan İlyas, Trabzon Barosu karşısında açtığı atölye ile sanatseverler için heykel, desen ve güzel sanatlara hazırlık kursları düzenleyerek bilgi ve deneyimlerini yeni kuşaklara aktarmak istiyor. İlyas, “Bedri Rahmi Eyüpoğlu'nun dediği gibi ‘Sanat hamurunun yoğrulduğu teknedir Trabzon’ diyerek şehre olan sevgimi vefa borcu bilerek tekrar memleketime döndüm” dedi.

 ******
 4659bd1c-9c55-4e3a-bfdb-766b6246180d.jpgSanatçı Orhan İlyas ile Mimar Sinan Üniversitesinde yaşadıklarını, Trabzon’a olan küskünlüğünü, heykel sanatına ait düşüncelerini ve hayallerini konuştuk…  
 
-Yedi yıl üzerine tekrar Trabzon’a döndünüz?Gidiş sebebinizi küskünlük olarak hatırlıyorum.

 
Evet Trabzon’dan son olarak 2012’de gitmiştim. Ben öyle küser giderim. Önemli değil, atölyeyi evi kamyona yükler giderim.İlk gidişim okul içindi, 1986’da. Onu saymazsak iki kere küsüp gittim.Yedi yıl burada, sekiz yıl orada, yine altı yıl orada (İstanbul) sekiz yıl burada.
 
DALGA VE HORON HEYKELİ
-Son gidişiniz, neye küsmüştünüz? 2007 yılında gazeteciliğe başlamıştım, siz o yıl gitmiştiniz. Volkan Canalioğlu’nun belediye başkanlığından sonraki döneme mi denk geliyordu?
 
2009’da Volkan (Canalioğlu) abi bıraktı gitti. Onun Belediye Başkanlığı döneminde belediye ile çalışmalarımız oldu. Örneğin Sanat evinin bahçesindeki üç metrelik heykeli yaptık. O heykelin maketini görüp,“Orhan hemen bunu üç metre istiyorum” dedi.
O heykel bir dalga figürüdür.Dalga ve horon… Horon dalgadan doğmaktadır. Duvar yükselir ve patlar, işte horonun alaşağı hareketidir o. Kıyafetindeki o kulaklığıyla dizi bir figüre çeviriyor ama aslında patlayan bir dalgadır.
 
12 YILDIR BEKLEYEN HEYKEL
 
-Hatırladığım kadarıyla sipariş verilmiş heykeller vardı. Siz o heykelleri yapmıştınız ama parasını alamamıştınız?
 
Evet heykelleri almamıştı. Ben onları cebimden yaptım. Volkan abi bana, “Orhan, git yeni başkana söyle o heykelleri alırsa alır” dedi. Yeni başkan, Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu da heykelleri almadı. Çünkü ben sözleşme yapmamıştım. Volkan abiye, “Sözleşme yapalım” diyebilir miydim? O üç metrelik dalga ve horon heykelini o istedi, biz yaptık. Yeni gelen başkan bize camdan plaket verdi. Cam yenmiyor tabii! Sadece o değil ki; Hamamizade Kültür Merkezi bitmek üzereydi. Oraya da Hamamizade büstü yaptırdı Volkan (Canalioğlu) abi.Gazeteci Ahmet Şefik yazmıştı birkaç ay önce; “Yerini bulamayan heykel” diye. Hamamizade İhsanbey Kültür Merkezinin önünde olması gereken 2007 tarihli heykel 12 yıldır elimde.
 
HEYKELE BİRİNCİLİKLE GİRDİM
 
-Üniversite yıllarınıza gidelim, akademiye ne zaman girdiniz?
53fb14f5-1010-42f9-b981-7e6f0e5c7fe5-002.jpg 
Liseden yedi yıl sonra,1986 yılında akademiye girdim, 24 yaşındaydım. O yaşa kadar da hayatımızda bir sürü işi hallettik.İstanbul Mimar Sinan Üniversitesi heykel bölümünebaşladık.On beş gün geçtihademe geldi, “Orhan ziyaretçin var” dedi. Çıktım beyaz giymiş bir subay, yüzbaşıydı galiba.“Kardeşim sen misin bu heykele birincilikle giren” dedi. “Ne oluyor hayırdır” dedim. “Ben de resme birincilikle girdim” dedi. 1986 yılında ÖSS şartı yok ya, bütün yaşlılar hücum ettik. Kırk yaşında adamlar akademiye girdi. “Resme birincilikle girdinde resim listesinde adın niye yok?  Kazanamadın mı, yedekte bile yoksun” dedim.“Komutanım ben, resim sınavına girmedim ki” dedi.
Akademinin heykel bölümüne birincilikle girdim. İkincilikle giren kişi Neslihan Pala çok iyi arkadaşımdır. Almanya’dan gelmişti, şimdi heykel bölümünde profesör oldu. Oraya kadar yükseldi, yakında da heykel bölüm başkanı olur.
 
ORHAN ABİ OLDUM, ÖYLE KALDIM
 
-Sizin öyle bir isteğiniz olmadı galiba, üniversitede kalmak gibi?
 
b84d8fd1-f611-4a8e-8e7b-c1246ddaf3eb.jpgEy gidi Fatma… Dertlerim çoktur.  İstanbul’a gidip de hele de Türkiye’nin merkezi İstanbul onun merkezi akademidir. Mimar Sinan’dır. Oraya girip de çamurlaşmadan, bozulmadan, o taşralı haliyle kalabilen nadir kişilerden biriyim. Orada Orhan abi oldum. Rektör bile “Orhan abi” diye bağırırdı bana. Derdi olan bana gelirdi. Sonra orayı dağıttılar. Niye kalmadım okulda? Orhan abi oldum. Orhan abi kaldım. Onun zararı işte. Kendi hocalarım dağıttı beni.Ama başka hocalar vardı, “evlat iyi gidiyorsun” deyip sırtıma vururlardı,“seni alacağız buraya, devam et” derlerdi.
 
İLK KÜSKÜNLÜĞÜM
 
Burada bir anımı paylaşmak isterim; Bir gün atölye hocam geldi,beni ve iki arkadaşımı aldı. Bir iş var dedi,Bakırköy Atatürk Anıtı beş figürlü. “Çok zaman geçti, biz bunu becerip yapamadık,yapın kurtarın bizi” dedi. On sekiz gün, gece gündüz çalışıp o heykeli bronza teslim ettik. Paramızı aldık. O zaman iki milyar almıştık, yıl 1988. Akabinde yoklamadan kaldığımı sınıfta listeden gördüm. Ayağını kaydırıyor, yıldırıyor seni. İlk işte o zaman oraya küsüp de 1990’larda okulu yarım bırakıp Trabzon’a dönmüştüm. Kavgacı değilim, küser giderim. Alın sizin olsun derim. Trabzon’da ilk atölye Saldıran Özmen’indi, Yıldırımlar İşhanı’nda. İkincisini ben açtım. Kunduracılar Caddesi’nde eski taş bina çok güzel bir yerdi. Sonra Fatih Eğitim Fakültesi açıldı. İlk öğrencilerinden iki üç kişi benim kursiyerim oldular.  İlk kurs işini Trabzon’da ben başlattım. Birkaç yıl sonra yetişemedim öğrencilere, Saldıran’ın oraya da açtım atölye. Bir saat orada bir saat kendi yerimde ders verdim.
 
e729050c-9fc4-43a9-aa80-19b4464e0642.jpg-O zamanlar yoğun ilgi vardı demek...
 
Çok. Ne zaman ki bu KPSS’yi çıkardılar, yavaş yavaş talep azaldı. Ne olacak öğrenci mezun oluyor resim bölümünden pedagojik formasyonu da almış, matematikten bilmem nereden kazanamıyor. Ressam Muzaffer Akyol bana,“Trabzon’un Sança Panço’su” der.Okulu yarım bırakmıştım, Selçuk Dumanoğlu sayesinde Fatih Eğitim’e aldılar beni geçici sözleşmeli işçi olarak. Statü öyle. Hocalık yaptım orada. Ön lisans mezunuyum diye. Benim umurumda değil. Sigortalı, maaşlı bir işim olsun. Çoluk çocuk var. Sanatçı o yüzden olamadım işte. Ben arada bir kelime de türetirim “sanancı.” Ortalık “sanancı” dolu,hepsanatçı olduklarını zannederler. “Sanatçı” olamadım ama “sanancı” da olmadım çok şükür. Böyle notlarım vardır benim çekmecelerimde.
 
-Böyle aforizmalarınız ve felsefi düşünceleriniz var o zaman. Belki de bu felsefeyle hayata bir yerden tutundunuz, mesleğinizi devam ettirdiniz, böyle bir şey olabilir mi? Yani sanatınızı, hayatınızı idame ettirme adına o felsefeden de kopmadınız?
 

Sosyal anlamda dövene elsiz, sövene dilsiz olmaktan hiç geri kalmadım fakat iş anlamında beceriksizim. Çanta elimde gidip kendimi satamadım. Reklamımı yapıp iş alamadım. Bir iş görüşmesi yaparken hiçbir zaman uyduruk bir fiyat koymam. Hak ediş neyse onun biraz daha altında tutup birine fiyat verirken bakıyorum kırk iken, on beş gün geçmiş birine proje hazırlayıp sunmuşum, mimara başkana neyse on beş gün sonra birileri bakıyorsun almış işi. 25’e yapıyor. Duymuş fiyatın 40 olduğunu. Kim bu?Sanatçı da değil. Heykeltıraş değil. Trabzon’u bu konu biraz bozdu. Heykel bölümleri neden vardır anlamam. Var olması taraftarıyım ama önüne gelen resim öğretmeni, heykeltıraş diye ortaya çıkıyor.
 
-Heykeltıraş mı heykel sanatçısı mı? Alaylı mı mektepli mi?
 
Heykeltıraş olunmaz. Bir şeyi üç boyuta getirdin diye heykel oldu demek değildir. Heykel bölümü, heykelin estetiği diye bir şey var.  Heykeli ne heykel yapar?Resmi ne resim yapar?Bir tuvale baktığımızda dolu boş dengesi, renk leke açık koyu bir sürü öge vardır. O okulda öğrenilir, hoca olmalı başında orada yıllar boyunca eğitimini alıp daha sonra kendi kişiliğinle devam edersin.Varsa sizde ona katıp da devam edersiniz, yoksa öğretmen olup gidersiniz.
Alaylı evet yetenekli bir sürü arkadaşımız var.  Heykelci yok zaten. Genelde resim yaparlar. Ellerine sağlık emek veriyorlar. Yetenekli olan fotoğraf gibi yapıyor. Halk tabiriyle,‘muazzam...’
 
a43cacab-5005-4a0d-a344-8c4ffd69501b.jpgO BÜSTLERİN VERGİSİNİ VERDİM
 
-Bir de 2011 yılında Meydan Parkından kaldırılan heykeller konusu var. Onları da siz yapmıştınız. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
 
Onu hiç anlatmadık. 2011 Meydan Parkı tadilat projesi dahilinde 4 tane büst kaldırıldı, söküldü, tadilat olacak yerine koyulacak diye bildik. Fakat sevgili başkan Gümrükçüoğlu, “hayır onları bir daha yerine koymayacağım” dedi. Onları ben istiyorum bana da vermiyorlar.
Depoların birindeymiş. Kaldırılma gerekçesi de uyduruk. 1991 yılında Atay Aktuğ döneminde encümen kararı ile yapılmış on adet büst serisinden Dinamo, Eyüboğlu, İbrahim Cudibey. Cudibey’in büstünü okulun önüne koydular. Celaleddin Algan’ın büstünü Volkan Canalioğlu 2008’de yaptırdı. Zaten o diğer büstlerin kaldırılma sebebi de o yüzden; encümen kararı olmadan onu oraya dikiyor. Yaygara kopuyor. Kayınpederinin heykelini yaptırdı diye. Aslında kayınpederinin olması tesadüftü. Doktor Celaleddin Algan önemli bir insan. 21 yıl Afrika’da hizmet ver hem de gönüllü.  UNESCO elçisiydi;“Kaldıkça sevdim, sevdikçe kaldım” dediği Afrika’da sen bir ay git görev yap bakayım o dönem. Ayrıca şair, bilim adamı... Bu yönleriyle heykeli dikilmiş bir şahsiyet aslında. Onun yüzünden diğerlerine de encümen kararı yok diye, uydurma bir gerekçeyle kaldırdılar. Ben o büstlerin vergisini verdim aldığım paradan. Resmi olmasa nasıl vergi vereceğim? Büstler hala orada duruyor. İnşallah yeni başkan oraya yeşil ışık yakacak.
 
-Şu anda öğrenciniz var mı?
 
Sanatevini atölyeye çevirecek kadar kursiyer isterim. Beş tane olsun yeter. Şu anda öğrencim yok. 1 Şubat’ta kurs başlıyor diye paylaştım, birkaç yere afiş astım. Heykel ve desen kursu vermek istiyorum. Yağlı boya kursum yok. Resminde heykelinde başı desendir. Heykel severleri bekliyorum. Resim mi zor heykel mi zor? Diye bir soru vardır. Onu ben sizin yerinize sorayım. Duygu anlamında ikisi de kardeştir. Heykel daha zor tabi... Havanın resmini yapabilirsin de heykelini yapabilir misin? Felsefi anlamda da zorlukları varken uygulama şartları da çok zor.
 
HİÇ PİŞMAN DEĞİLİM
 
-Keşke bu işi yapmasaydım dediğiniz oldu mu hiç?
 
Hayır, pişman değilim. Güzel bir şey anlatayım size;Sahildeki ‘Şehitler Anıtı’, o Mehmetçik anıtını 2007’de başlayıp 2008’de yerine koyduk. Projeyi götürdük, beğenildi, 500 milyar teklifle gittik. O zaman Volkan Canalioğlu belediye başkanı. Çağırdı beni, 500’ün üzerini çizdi altına 400 yazdı. Bu iş 400’e mi yapılır? 6 ay geçti aradan tekrar çağırdılar beni, “Orhan para bulamıyoruz, bu işi bize 250’ye bağla” dediler. Üç gün üç gece düşündüm, şimdi ben bunun yapılmış şeklini düzeltip, maliyetini nasıl azaltırım? Hacmini değil, uygulama biçimini.  Bir altı ay daha geçti aradan, yeniden çağırdılar beni, “biz bunu yaptıramayacağız kardeşim”dediler, bir sponsor buldular o da yüz liradan fazla veremeyeceğini söyledi. Yani, 500 milyara anlaştığımız anıt yüz milyara indi. O anıtı beş ayda tamamladık. Benim hiç evim olmadı, “bu kadar çok çalışıyorsun, heykeller yapıyorsun, neden hala evin yok?” diyenlere, işte bu yüzden evim olmuyor.
 
HEYKEL BİR SÜSTÜR, PUT DEĞİL!
 
13045030-db9d-4673-bc1b-1e9f0e193636.jpg-Geldiğiniz noktada Orhan İlyas ne söylemek ister?
 
Lütfen kitap okuyalım, ufkumuzu aydınlatalım, resme, heykele put demekten vazgeçelim. Onları hayatımıza sokalım, onları sevelim. Hiçbir şey put değildir, eğer sen onları put görmezsen. Şu ağaç önünde tapınma pozisyonuna girdiğinde ağaç oldu put. Niyet meselesi, bu bir süstür. Sanatı sevelim, ufkumuzu aydınlatalım, onun içine girelim. Düşünün ki bir turist, bırakın turisti,siz bile gittiğiniz, gezdiğiniz yerde neyin önüne geçip hatıra fotoğrafı çektirirsiniz? Putun mu ama o bir süstür.Heykel heykeldir. Tarihi bir binadır. Çimenlikte fotoğraf çektirmiyorsun, hatıra fotoğrafı diye. Orayı simgeleyen bir şey vardır.
 
*****
 
Orhan İlyas Özgeçmiş

 
1962 yılında Trabzon’ da doğdu. 1986 yılında Mimar Sinan Üniversitesi heykel bölümünü birincilikle kazandı. Fakat özel nedenlerden ötürü okulu tamamlayamadığı için 1990 yılında Trabzon’a geri döndü. 1997 yılında öğrenci affından yararlandı ve üniversite hayatına kaldığı yerden devam etti. 1990 ve 1997 yılları arasında kendine ait bir atölye kurdu. Kurduğu atölyede desen dersleri verdi. 2002 yılında üniversite eğitimini bitirdi. Özgün çalışmalar yaptı ve çeşitli sergiler açtı. 1980’de ilk kişisel resim sergisini açtı.  1982- 1984 yılları arasında Trabzon da atölye ve sergi çalışmalarını yürüttü.
Eserleri
On iki adet Büst (Trabzonlu sanatçı ve devlet adamları)
Kemençeci Figürü (8 metre - Trabzon)
Şehitler Anıtı (12 metre - Trabzon)
Zigana Çığ Felaketi Anıtı / Memorial (5 metre - Trabzon)
Ülkü tepe Atatürk Anıtı (11,5 metre - Edremit / Balıkesir)
Efe Anıtı (5,5 metre - Edremit / Balıkesir)
Şehitler Anıtı Rölyefi (5 x 45 metre - Çanakkale. Heykeltıraş Eyüp ÖZ ile birlikte)


Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.