İsmail Kansız

İsmail Kansız

SANAT TOPLUM İÇİN KORUYUCU HEKİMLİKTİR  

 

sanat-toplum-3.jpg

Sanat dünyasından bu haftaki konuğum Burcu Öncel.

 

O bir öğretmen. Aynı zamanda sanatçı kimliğiyle sergiler açarak bir yandan da atölyesinde sanat tutkunu öğrencileri yetiştiriyor. Her yaştan genç yetişkin kadın erkek, atölyesinde özellikle Ebru sanatı üzerine dersler almakta. Geleneksel sanatlarımız içinde önemli bir yeri olan Ebru sanatına ilgisi kendisi gibi sanatçı olan abisiyle başlamış.

Memleketi olan Kelkit'te, Kelkit çayının kenarındaki çamurlardan ufacık objeler yapmaya başladığında bunu bir oyun olarak görmesine rağmen içindeki sanatçı ruhunu fark eden BurcuHanım daha sonra KTÜ Eğitim Fakültesi Resim Bölümü’nü bitirmeye kadar varan sanat yolculuğuna başlamış.

Sanatın yaygın bir şekilde kitlelere ulaşabilmesi açısından Devlet Güzel Sanatlar galerilerinin çok önemli rol oynadığını belirten Burcu öğretmen bu anlamda Trabzon'un donanımlı geniş ferah, tekniğine uygun sergi salonlarına ihtiyacı olduğunu ifade ediyor.

Sanatın toplumu rahatsız eden her şeye karşı bir panzehir olduğuna hatta "KORUYUCU HEKİMLİK" görevi yaptığını ifade eden sanatçımız, sanatın ruhlara sağladığı huzuru herkesin hissetmesi gerektiğini belirtiyor.

Trabzon'da sanatlarını icra eden sanatçılarımızın hem yöneticilerden hem de bu kentte yaşayan herkesten ilgi beklediğini belirterek, sözü eğitimci, sanatçı ve aynı zamanda iki çocuk annesi Burcu Öncel'e bırakalım.

Trabzon, sanat, ebru ve sanat hayatı hakkında biz soralım o cevaplasın...

***

sanat-toplum-2.jpg

BURCU ÖNCEL (Görsel Sanatlar Öğretmeni, Ressam, Ebru Sanatçısı)

 

1983’te Gümüşhane’nin Kelkit ilçesi doğumlu olup ilk, orta ve lise öğrenimini burada tamamladı. 2005’te girmeye hak kazandığı Karadeniz Teknik Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Resim Öğretmenliği bölümünden 2009’da mezun oldu. 2010’da Bayburt Bahir Necati Sorguç YİBO' da öğretmen olarak göreve başladı. Bir yıl sonra Trabzon Ortahisar Atatürk Ortaokulu'na Görsel Sanatlar Öğretmeni olarak tayin oldu ve hâlâ bu görevini sürdürmektedir. Şuanda Giresun Üniversitesi Resim ve Baskı Sanatları Yüksek Lisans öğrencisidir.
2015’ten itibaren geleneksel Ebru ile ilgilenen Öncel, Ebru sanatının tanıtımı için çalışmalar yapmakta ve öğrenci yetiştirmektedir. Geleneksel sanatlara gönül veren, branşlarında çok iyi olan isimlerle birlikte Trabzon Geleneksel Sanatlar Grubu' nu kurdu. 2020 yılı şubat ayında grup arkadaşları ile grubun ilk karma sergisini Trabzon’da açtı. Çalışmalarını kendi özel atölyesinde sürdürmekte olan ressam, 2019 yılı şubat ayında “Objektiften Subjektife” isimli bir sergi açmıştır. Evli ve iki çocuk annesi olan ressam aynı zamanda birçok karma sergiye de katılmıştır.

 

ÇAMURDAN HEYKELCİKLER

 

-Sanata ilginiz ne zaman başladı?

Bu soru bana ne zaman yöneltilse zihninde şöyle bir an canlanır. Ben henüz yazmayı bile öğrenmemişken, annem tarlada çalışırken kenardan akan Kelkit Çayı’nın kıyılarında biriken saf çamurdan heykelcikler yaparak bir dünya kurardım kendime. Yaptığım objeleri güneşte kurutup dünyayı keşfederdim. Günlerce bu objelerle oynardım. Ben farkında olmasam da sanat o yıllarda beni içine almıştı ve hâlâ bırakmadı.

sanat-toplum-1.jpg

- Neden Ebru sanatı?

Ebru sanatı ile tanışmam abim Erol Aktaş sayesinde oldu. Kendisi de bir Ebruustası olan abim, Ebru yapıyordu ve bende bunu öğrenmeliyim sanat haneme bir oda daha eklemeliyim diye düşündüm. Altı yılönce başladığım Ebru serüvenim sanat dünyama ruhuma ve kişiliğime çok büyük katkılar sağladı ve içinden çıkmak istemediğim bir durum haline geldi. Altı yıllık Ebru geçmişimde 16 yıllık tecrübe edindim binlerce deneme yapıp çok iyi eserler ortaya çıkardım. Ebruyu keşfetmeye ömrüm oldukça devam edeceğim. Geleneksel sanatlarımızdan olan Ebru Hat yazılarını daha da güzelleştirmek için kullanılmış, yazılar daha güzel görünsün diye hafif Ebru kâğıtları üzerine yazılmış ya da yazıların kenarında pervaz olarak kullanılmıştır. Günümüze baktığımda ise Ebru sanatı artık tek başına plastik değer taşımaktadır. Ebru da ilk çiçek çalışmalarını Ebruustası merhum Necmeddin Okyay 1918’den itibaren denemeye başlamış ve geliştirmiştir. Bu şekilde de Ebruya yeni bir soluk gelmiştir. Günümüze baktığımızda ise Ebrusanatı tek başına plastik değer taşımaktadır. Şuan Türkiye Ebrusanatında dünyada öncü durumunda ve ülkemizin çeşitli yerlerinde bu sanatı çok iyi şekilde icra eden ustalar var. Trabzon’da Ebruyu sadece birkaç kişi icra ediyor durumda. Ön hazırlığı ve yapılışı ciddi sabır gerektirdiği için devam etme konusunda Ebruseverler çekinceler yaşayabiliyor.

 

HEYECAN VERİCİ

 

-Öğrencilerinizin Ebruya ilgisi nasıl?

 

Ebruya karşı öğrencilerimin ilgisi çok büyük onlar için de heyecan verici. Her fırsatta Ebruyu deneyimlemeleri ve keşfetmeleri için çocuk öğrencilerimi tekne başına oturtuyorum. Ebru, usta-çırak ilişkisi ile öğrenilen yıllar içerisinde gelişebilen bir sanat olduğu için çocukların devam etmesi zor oluyor. Bu sabrı yetişkinler gösterebiliyor ancak

 

- Trabzon’da sanatın yerini nasıl tanımlarsınız?

 

Trabzon da sanat, küçük bir sanatçı grubu tarafından devam ettiriliyor. Özel atölyelerin bu konuda çok iyi olduğunu belirtmeliyim. Atölyeler sanatın mutfağıdır. O nedenle de desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Şuan biz yani atölyesi olan ressamlar tamamen kendi çabalarımızla ayakta duruyoruz.Sanatın toplum üzerindeki olumlu etkilerini, insan karakteri üzerindeki faydaları ve çocuk gelişimindeki yerini düşündüğümüzde kesinlikle desteklenmeli. Sanat Koruyucu Hekimliktir… Çocukları boşluktan korur gençleri zararlı her türlü bağımlılıktan korur yetişkinlerin psikolojisini korur bu nedenle eğitimde sanatın yerini merkeze almak zorundayız.  Son yıllarda bilinçli ailelerin çoğaldığını çocuklarını bir sanat dalına yönlendirmek istediklerini gözlemliyorum ve bu nedenle mutlu ve umutluyum.

 

OLUMLU EVRİLME

 

-Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nin sanatçılar için önemi!

 

Trabzon da Devlet Güzel Sanatlar Galerisi sanatın merkezi durumunda, bizim için sanatın atan kalbi ve sanatın devam ettiğinin kanıtı. Bizler galerinin ulaşılabilir bir konumda büyük sergilere uyumlu salonları olan sanatseverlerle sanatçıyı buluşturan, sanatseverlerin her türlü sanat eserini görebileceği ve istifade edebileceği, sanat eğitimi alan bireylere yeni ufuklar açan bir merkez olmasını istiyoruz. Çocukların aileleri ile gelip saatlerce vakit geçirebileceği canlı performanslara tanıklık edebildiği bir merkez olmasını diliyoruz. Ben bir sanat eğitimcisi olarak, bu konuda bize verilen sözlerin tutulmasını istiyorum. Çocukların gençlerin yani toplumun olumlu yöne evrilmesi için bu durum çok önemli.

 

 

 

 

-Resim sanatının insana kazandırdıkları neler?

 

Resim ciddi bir disiplin gerektirir sabır ister herkesle aynı bakıp farklı görmenize sebep olur. Resim bireyin yığından biri olmadığının kanıtıdır. Öncelikle insana plan yaptırır bu planı gerçekleştirmek için gerekli ögeleri devreye sokar sabırla inşa ettirir ve zihinde başlayan yolculuğu yüzeye nakşettirerek insanı mükemmel hissettirir. Resimde tasarım ve yaratıcılık olmazsa olmazımdır. Bir fotoğrafı aynen kâğıda geçirmek fotoğraf makinesi görevi görmektir. Siz o fotoğrafa bakıp onu yorumlayabiliyorsanız ona yeni bir soluk getiriyorsanız sanata ve ruhunuza katkı sağlarsınız. Yani bir resmi yada fotoğrafı olduğu gibi yaparsanız bilgisayarda kopyala yapıştır kadar basit ve çok da işe yaramayan bir eylem gerçekleştirmiş olursunuz. Ama tasarımından renklerine ve tarzına kadar size ait ise işte o zaman programın yazılımı dahil herşeyini kendiniz yapmış olursunuz.  Böylelikle de bütün insanlığa ve sanatın gelecekteki konumuna katkınız olur. Ancak sanatçı olma yolunda ilerlerken öğrencilik yıllarında röprodüksiyonlaryada fotoğrafı resmetme söz konusu olabilir.

 

KİŞİLİK GELİŞİMİ

 

- Atölyenizde hangi meslek ve yaş gruplarından öğrencileriniz var.Kadınlarmı yoksa erkeklermi daha çok ilgi gösteriyor?

 

Atölyemde 4 yaş ile 60 yaş arası öğrencilerim var. Çocuklar karalama evresini geçtikten sonra resim eğitimi alabilir o nedenle 4 yaş ile başlıyorum. Çocuklarla çalışmayı çok önemsiyorum onlar daha kaygısız ve korkusuz kendileri gibi resim yapıyorlar, çünkü henüz kesin yargıları oluşmamış ve eğitilmeye müsaitler.Yetişkin öğrencilerim ise çocukken/gençken bu konuya zaman ayıramamış yada imkân bulamamış bireyler oluyor.Yetişkin öğrencilerim genel olarak kişisel ve ruhsal olgunluğa ulaşmış kendini gerçekleştirmiş bireyler. İş hayatından yada sosyal hayatın zorluklarından arınmak ve kendilerine zaman ayırmak için Ebru yada resim yapıyorlar.Doktor, akademisyen, eczacı, öğretmen, polis gibi faklı meslek gruplarından çok kıymetli öğrencilerim yani atölye arkadaşlarım var. Erkeklerden ziyade kadınlar ilgi gösteriyor; bunun tek sebebinin toplumsal yapı olduğunu düşünüyorum.Aileler, erkek çocuklarını naif ve ruhsal uğraşlara değil de daha çok spora yada dövüş sanatlarına yönlendiriyor. Çocuklar doğar doğmaz bu bilinçle yetiştiriliyor.

Sanat insanı diğer bütün canlılardan ayıran,sanatla hemhal olan bireyleri de diğer bireylerden ayıran en önemli özelliklerden biri. Kişilik gelişimine ciddi katkıları var.Hem kendimden biliyorum hem yetişme çağındaki öğrencilerimden gözlemliyorum…“Sanat insanın sert köşelerini törpüler…”

 

***************************

 

GIDA ÜRÜNÜ EN ÖNEMLİ SİLAH 

gida-urunu-1.jpg

Türk toplumu enteresan bir süreç yaşıyor.
1927’de nüfusun %74'ü Kırsalda yaşarken 2017 itibarıyla bu oran %7,5'a düştü.
2017’den günümüze geldiğimizde bugün itibarıyla nüfusun nerdeyse %95'i il-ilçe merkezlerinde yaşıyor diyebiliriz.
FAO dünya nüfusunun %35'nin 2000’li yıllarda kırsal alanda yaşayacağını öngörmüştü. O oranı biz çoktan aştık.
Şimdi gelişmiş ülkelerdeki kırsal alanda yaşayanların genel nüfusa oranlarına bakalım.
Japon %8,Fransa %14,Hollanda% 16,ABD %17,İtalya %31,İsviçre% %26,Almanya % 26...
Bu ülkeler sanayileşmiş ama tarımı da ihmal etmeden, istihdamın ve üretimin önemli faktörü haline getirmiş.
Tarım ve istihdam:
Tarımın istihdamda payı %3.
Kırsalda genç nüfus giderek azalıyor.
Sanayileşme ve tarım ülke kalkınmasında önemli faktör.
Büyük dedeler/nineler bu dünyadan göçtü...
İkinci nesil dede ve ninelerin oranı kırsalda iyice azaldı.
Üçüncü nesil dede/nineler köyleri yazlık, yaylaları sayfiye yeri yaptık. Bu nüfusun kırsaldaki tarımsal üretime katkısı yok.
Gençler zaten kentlerde...
Peki %5
%95'i doyurabilecek mi?

Zor.

Tarımsal sanayiyi geliştirme adına yeni bir akla ihtiyaç var.

Karasabandan kurtulan çiftçi hâlâ bu devirde mahsulün elimde kaldı zarar ettim diyorsa sorunu başka yerlerde aramalıyız.

Üretim ile tüketim zinciri arasındaki problemli yolculukta hep kaybeden çiftçi oluyor.

Bugünkü üretim sistemi ve azalan çiftçi nüfusu ile gelecekte biz Türkiye'yi doyurabilecek miyiz?

Doyuramadığının sinyallerini bugünlerde görüyoruz.

Et süt sebze hayvansal gıdalar giderek pahalılaşıyor.

Bunun en canlı örneğini ayçiçek yağında görüyoruz.

Trakya ovaları boş kalınca çiçek yağında dışarıya bağımlılık oluşmaya başladı.

Tüm ülkeler, önce kendi insanımı doyurmam gerekli diyor.

Öyle paran da olsa her istediğin gıdayı dışarıdan ithal edemiyorsun. Ya da değerinden fazla ödemek zorunda kalıyorsun. 

Tarımı ihmal etmeden, kırsal nüfusun hayat standardını yükselterek üretimi teşvik etmeliyiz.

Bugün ulaşım sorununu büyük ölçüde çözmüş bulunan Türkiye artık kırsal alana her türlü imkânı getirebilecek düzeye gelmiştir.

O zaman yapılacak tek şey var: Üretimi teşvik... Tarımsal eğitim. Adına kent diyebileceğimiz ve bir zamanlar çok dillendirilen tarımla uğraşan kentleri oluşturmak gerekiyor. Neden tarım kentleri?

Çünkü kentte aradığı her şeyi tarımsal üretimden vazgeçmeden yaşadığı yerde bulabilecek bir gelişmişliğe sahip olan kimse şehirde yaşamayı arzu etmez.

Günümüzdeki gelişmişlik maalesef tersine işliyor. Köylerdeki villalar yazlık konutlar, apartmanlar, asfalt yollar, elektrik v.b kolaylıklar üretime yönelik avantaj olarak değil de "sayfiye"ye yönelik kullanılıyor... 

 

gida-urunu-2.jpg

 

BASIN MÜZESİ GERÇEKLEŞİYOR MU?

basin-muzesi-2.jpg

Tabakhane yokuşunun başında eski doğumevi ve sağlık merkezi olarak kullanılan 19. yy. yapısı bina nihayet değerlendiriliyor.

Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç Gazeteciler Cemiyeti ziyaretinde, buranın Basın Müzesi olabileceğini belirtmiş.

Sağlık Müdürlüğünün de aynı binayı sağlık müzesi olarak düşündüğünü belirten Genç görüşmeler sonucunda bir karara varılacağını belirtti.

Anlaşılıyor ki bina artık ele alınıp restore edilecek.

Atatürk'ün de ziyaret ettiği Türk Ocağı binası olarak da kullanılan bina terk edilmişlikten kurtulacak. Bu çok önemli bir gelişme.

Örneği azalan tarihi konaklardan biri olan yapının fonksiyonlandırılması konusunda iki türlü düşünce var.

Gazeteciler ve Ortahisar Belediyesi buranın Basın Müzesi olması taraftarı.

Sağlık Müdürlüğü de Sağlık Müzesi olması yolunda çalışmalar yapıyormuş.

Kültürel amaca uygun tahsisinde yarar var.

Ortahisar Belediyesi’ne devredilip Basın Müzesi olarak düzenlemesi yapılabilir.

Sadece basın müzesi değil, yazarların da yer alacağı tarihten bugüne Trabzon’un basın/yayın hayatını yansıtan bir çalışma bu binaya çok yakışır.

Sağlık Müdürlüğünün Sağlık Müzesi fikri de önemli ve gerçekleştiğinde ilgi çekeceğine inandığımız bu kuruma yapılacak bir araştırma ile başka bir yer bulmak mümkün.

basin-muzesi-1.jpg

SAĞLIK MÜZESİ NUMUNE'YE

İki ayrı temayı içeren müze konsepti, aynı binada hoş durmaz.

Tarihi Numune Hastanesi'nin bahçesindeki bağımsız bir bina var.Sağlık Müzesi olarak düşünülebilir.

Ağaçların içinde.

Çok da hoş ve sevimli kimlikli bir yapı...

Sağlık Müzesi için uygun bir yer olabilir...

Bu güzel gelişmelerin kısa zamanda gerçekleşmesi dileğimizdir.

Ortahisar Belediye Başkanı Genç'in de, Sağlık müdürü Usta'nın da olumlu ve yapıcı düşünce sahibi yöneticiler olduğunu biliyoruz.

Konuya şimdiden çözülmüş gözüyle bakabiliriz...

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.