25.05.2022, 10:18

Sanata/Tiyatroya Dokunma Halka Ulaşsın!

 5-20 Mayıs 2022 Tarihler arasında yapılan Devlet Tiyatroları Trabzon 22. Uluslararası Karadeniz Tiyatro Festivali sona erdi. Önceleri Karadeniz’e kıyısı olan ülkeleri kapsayan festival sonraki yıllarda bütün dünyaya açılarak önemli bir tiyatro şenliğine dönüştü. Eski bir kültür-sanat kenti olan Trabzon yeniden başta tiyatro alanı olmak üzere ülkemizin ve dünyanın ilgisini toplayacaktı. Yaşanan kimi olumsuzlukları ve önyargıları gidermek, kent kimliğine katkı sunmak önemli olmalıydı. Birçok yazar, çizer, şair, sanatçı yetiştirenTrabzon’un futbolla sınırlanan başarısı ve tanınmışlığı, kültür-sanatla, tabi ki tiyatro ile pekiştirilmiş olacaktı. –İlk Opera binasının Trabzon’da 1912’de yapıldığını, bizim çok bilmişlerce 1958’de yıktırıldığını anımsatırım-

       Devlet Tiyatroları 16 Haziran 1949 Yılında “Devlet Tiyatro ve Operası” adıyla kuruldu. Öncelikli kimi amaçları şöyle sıralanmıştı:

*Halkın genel eğitimine, dil ve kültürel gelişimine katkı,

*Sahne sanatlarının tanıtılıp yayılmasını sağlamak,

*Sanat-estetik duygusunu geliştirmek,

*Temel ve nesnel değerler üzerinden doğru yargılara varılmasına katkı,

*Tiyatronun dayanışma, birliktelik gücüyle insanlığa katkısını duyumsatmak,

   *Farklı dil, inanç, kültür taşıyıcılarının insanlığın ortak ülküsünde buluşmasına katkı sunmak.

       Bütünüyle bunlar ve çoğaltılabilecek benzer savlar/amaçlar, insanlık erdeminin ortak düzlemini oluşturacak güzellikler barındırır. Bu düzlem –zemin- dostluk-barış-kardeşlik düzlemidir; eşitlikçidir, adildir, bencilliği dışlar, dayanışmacıdır. Buradan “nasiplenen” insanlardan topluma, genel anlamda insanlığa zarar gelmez. Tiyatronun engin sularında kulaç atan insanoğlu, sanat ırmağının serin sularından yeterince beslenebilen insan daha iyimserdir, daha yapıcıdır, özenlidir ve daha çok güzellik kaygısı taşır. O nedenle edilgen değil etkendir. O nedenle nesne değil öznedir. O nedenle yaratıcıdır, teslim alınmaz. O nedenle direngendir, başkaldırmasını bilirler.

 Ayrıca birçok disipliniyle sanat, özellikle tiyatro bir okuldur da. Bu yanıyla ülkemizin gereksinim duyduğu/duyacağı nitelikli insan gücü oluşumuna büyük katkı sunar. Burada hamaset sayılmasın lütfen;Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün,  “Sanatsız kalmış bir ulusun yaşam damarlarından biri kopmuş demektir.” özlü sözünü anımsatmayı görev sayarım!Bin bir çeşit yokluk ve yoksullukla savaşım veren bir ulusun önderi bunu o zor koşullarda saptamış ve geleceği dikkate alarak söylemişse bir daha düşünmek zorundayız. Özellikle yerel ve devlet yöneticileri yetkili ve halka karşı sorumlu oldukları için çok daha fazla düşünmeliler!

 Trabzon’u bilen/yaşayan, bilim-kültür-sanat-eğitim gibi geniş pencerelerden bakabilenler ve yaşamın anlamını/güzelliğini sanatın olmazsa olmazlığında görenler hayıflanmaktalar. Çok da haklıdırlar. En iyi onlar duyumsar ki onca değer üretip göçen Trabzon kökenli çokça sanatçı gömütlerinde ters dönmektedir, ülkemin birçok yerinde olduğu gibi!... Nasıl içleri yanmasın, nasıl üzülmesinler…

      Ünlü yazarımız, büyük yurtsever Sebahattin ALİ’nin Kuyucaklı Yusuf romanını önceleri okumuş, Tiyatro oyununu da iki kez izlemiştim.  Bir dostumun, tiyatro sever bir sanatçının anımsatmasıyla bir kat daha üzüldüm. Ocak ya da Şubat ayında Trabzon Devlet Tiyatrosu oyuncularının sergilediği gösterimde son sahnelerdeki “kaymakam” karakteri/tutumu sayın yetkililerin kimilerini oldukça rahatsız etmiş! Devlet ricali seferber edilmiş ilgili sahnenin değiştirilmesi ivedilikle sağlanmış, böylece “kaymakamlık” makamına zarar verilmesinin önüne geçilmiş, “saygınlık” geri alınmış!..Daha yeni bir gariplik de festival oyununda yaşandı. Üst düzey bir kamu  görevlisi “Kanlı Nigar” oyununda kostüm ve repliklerden “rahatsız” olmuş “tepki” olarak oyun sırasında salonu terk etmiş.Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’nünmüdahelesi hangi siyasi ve yoz/yobaz güçlerin ne denli aymazlık içinde olduklarını göstermekte. Trabzon DT Müdürü Sayın Elvan Saliha KARAHASAN ve DT oyuncularının hiçbir dahlinin olmadığını bildiğim durum ayrıca üzücü ve oldukça düşündürücüdür.  Hem onların emeklerine, özverili çalışmalarına darbe, hem de sanata sanatçıya darbedir. Yapıtın özgünlüğüne müdahele ise hiç kabullenilebilecek, bağışlanabilecek bir durum değil! Tamamıyla saygısızlık ve sorunlu bir beyin davranışı!...Yapmayın beyler! Hangi mülki yetkilinin ölümsüz yazarlarımızın ölümsüz yapıtlarını kendilerine göre biçimleme/değiştirme yetkisi vardır?

Ayrıca bilinsin istiyorum,Uluslararası 22. Trabzon Tiyatro Festivali adeta halka kapalı gerçekleşti! Her bir oyun için bir bilet 60 tl! Ayrılan protokol yerleri dolmamakta!Toplu bilet alıp oyunlara gelmeyen kimi “seçkin”, protokollerde boy göstermekte, görevlerini  yapmış olmanın pişkinliğiyle caka atmaktalar. Tiyatro ve sanat düşkünleri salon dışında kalmakta, ticarileşen sanat etkinliğine uzak durmakta, ailece birkaç oyun izlemek artık “lüks”. Devlet Tiyatrolarının yukarıda sayılan amaçları, kamuya hizmeti unutulup/yok sayılıp seçkinler ve protokol etkinliğine dönüştürülmesi hangi akla hizmet?Sanatı kazanç kapısı olarak görmek, halktan uzak tutmak neyin nesi? Dahası öğrencilere/gençlere ücretsiz, yetişkinlere anlaşılabilir bir ücretle yoğun bir tiyatro şenliği yaşamak varken, uluslararası dayanışmayı halklar düzeyinde geliştirmek varken bu neyin kibri

                                                                 -Yarınlar güzel olacak-

Yorumlar (0)