Saruhan’a fabrikayı kapat mı deniliyor?

Trabzon’da özel sektöre ait en eski fabrikalardan biri Kaşüstü’nde deniz kenarında ameliyat ipliği üreten tesisti. Fabrika 1970’lerde kurulmuştu. Türkiye’nin ilk yerli ameliyat ipliği üreten fabrika, dünyanın dört bir yanına da ihracat yapıyor.
Kaşüstü’ndeki trafik yoğunluğunu azaltmak için masa başında projelendirilen dal-çık ve fabrika önüne yerleştirilen kavşak nedeniyle, fabrika sahibi Kamil Saruhan’a adeta, ‘fabrikayı kapat’ deniliyor.

saruhan.jpg
Kamil Saruhan, fabrikayı batı bölgesinde bir yere taşıması için çok sayıda ilden teklif almıştı. ‘Arsayı bedava veriyoruz, fabrikayı Çorlu’ya Adapazarı’na taşı’ diye teklifler alan Saruhan, ‘Benim büyük dedem Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde Trabzon’un ilk eczacısı. Bu fabrikayı 50 yıl önce babam kurdu. Ben devam ettirmeliyim. Bu memlekete bizim borcumuz var. Buradan bir yere gitmem’ demişti.
Kaşüstü’ndeki ucube dalçık ve kavşak projesi sonrası, Kamil Saruhan’ın yerinde olsak, fabrikayı batıya taşır, arsasının geri kalanına da apartmanları dikerdik.
Yolun kenarındaki bir cami nedeniyle yüzlerce kişinin ekmek yediği fabrikanın bahçesini, duvarlara kadar yola ve kavşağa dahil etmek olsa olsa ancak Türkiye’de olur. Dalçık girişi üç-beş metre güneye kaydırıldığında aslında fabrika da kurtulurdu. Demek ki cami ve güney kısım daha önemli.
Kaşüstü’nde İl Özel İdaresinin yüzlerce dönümlük arazisi vardı. Arazinin bir kısmı dünya ticaret merkezine, bir kısmı Novotel’e, bir kısmı Cevahir’e, bir bölümü otel yapması için Arap şirkete verildi. Bir kısmına Adliye binası yapıldı. Bölgede Büyükşehir Belediyesinin veya hazinenin onlarca dönüm arazisi daha var. Su ürünlerinin bulunduğu bölge!
Diyoruz ki, devletin bölgedeki yüzlerce dönüm arazisi, otel, motel, iş merkezi yapılması için birilerine tahsis edildi. Su ürünlerinin bulunduğu bölgenin bir kısmı, mağdur edilen, haksızlığa uğrayan Kamil Saruhan’a, fabrika kurması ve mevcut fabrikayı taşıması için tahsis edilemez mi? Bal gibi edilir ama kim edecek!

Trabzon’u yeni yeni tanıyorlar!

trabzonu-yeni-yeni.png

Ortahisar Kent Konseyi Başkanı Dündar Ayyıldız ve konsey üyeleri dün, Ortahisar’da kral sarayı ve çevresini gezmişler. Konsey üyeleri, yabani otlar nedeniyle kale surlarına çıkarken epey zorlanmışlar.
Ortahisar’ın güneyindeki kral sarayı ve çevresinin yıkıntı halinde olduğunu, kale surlarının her an yıkılabileceğini defalarca yazmıştık.
Fatih Sultan Mehmet’in Kommenlerin İmparatoru David’den kentin anahtarını aldıktan sonra kimi tarihçilere göre bir kimilerine göre iki gece kaldığı, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni’nin de kaldıkları kral sarayı ve çevresindeki kale surları Osmanlı İmparatorluğu döneminde koruma altında idi.
Gazetemiz sahibi ve yazarımız Hasan Kurt, Gazipaşa ilköğretim okulunun güneyinde kalan bölgenin tamamen istimlak edilmesini ve kral sarayının yerinde, saraya benzer bir otel yapılmasını ve çevrenin de koruma altına alınmasını istemişti. Kurt, saray kalıntılarının doğusunda bugün Bahçecik yolu üzerinde kalan caminin de Trabzon’da Osmanlı’nın yaptığı ilk eser olduğunu vurgulamıştı. Ortahisar Kent Konseyi üyelerinin, kent tarihi için çok önemli olan bir mekanda inceleme yapmaları ve bilgi sahibi olmaları olumlu bir gelişme olarak nitelendirildi.

Kira tartışması

skandal-001.jpg

Günebakış Gazetesi’nin nabız köşesindeki habere göre; Trabzon Sağlık Müdürlüğünün (Eski Sağlık Müdürü ve Halk Sağlığı Müdürlüğü ile) Tanjant yolu üzerindeki Yeşiltepe yol kavşağında bulunan Taka Gazetesi eski sahibi Ahmet Sancak’a ait binayı aylık 52 bin liraya kiralaması tartışılıyormuş. Haberde eski sağlık müdürü Kemal Süleyman, Halk Sağlığı müdürü Köksal Hamzaoğlu’na ve Sağlık Bakanlığı teftiş kurulunun yanıtlaması için birkaç soru da yönetilmiş.
Bir kere, bu kiralama işinde Taka Gazetesi eski sahibi Ahmet Sancak’ın hiçbir suçu yok! Sancak, binaya kiralıktır afişini astı, birkaç ay müşteri bekledi. Adı geçen kurumlar da biz talibiz, dediler. Sancak da kirası şu kadardır, dedi.  Anlaşma sağlandı. Araya birileri girdi girmedi bilmiyoruz. Kimileri girdiğini iddia ediyor!
O binanın tefrişi, düzenleme işi için de kulağımıza hoş olmayan söylentiler geldi.
Trabzon’da bu işi yapan isimlerden biri olan A. B.’nin binanın düzenleme işi için bir teklif verdiğini duyduk. Ancak idare, işi daha yüksek fiyatla bir başkasına verdiği iddiası var.
Binanın kirasına gelince! Önce süper bir kira olduğunu söylemeliyiz. Ancak, bu kiralama işinde Sancak’ın bize göre zerre kadar dahli yok. Adam diyor ki, benim malım 52 bin lira artı vergisi.. Kira fazla ise kiralama!
Burada asıl sorulması gereken soru, Trabzon’da devletin çok sayıda atıl durumda bulunan binası varken, neden bu bina kiralandı. Mesela, İskenderpaşa Mahallesinde MİT binası boş duruyor. Farklı bölgelerde yarı fiyatına binalar var… Görünen o ki bu kiralama işi epey tartışılacak…


***************
Eskiden kadınlar sabah erken kalkarlardı. Ahırdaki ineklere hizmet ederlerdi. Çeşmeden su taşırlardı. Kahve altı hazırlarlardı. Tarlaya gübre taşırlardı. Ormana gider odun yaparlardı. Çayıra gidip ot taşırlardı. Çocuk büyütürlerdi. Leğende çamaşır yıkarlardı. Evleri süpürürlerdi. Elişi yaparlardı. Şimdiki kadınlar ise sabah kalkıp kocalarına bir kahvaltı hazırlamayı içlerine sindiremiyor. Evde çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, elektrikli süpürge, mikrodalga fırın ve diğer elektronik eşyalar mevcut. Yani konfor açısından bakıldığında otuz kırk yıl öncesiyle mukayese edilemeyecek bir hayatın içindeler. Artık televizyondaki diziler onları kesmiyor. Bence kadınlar ruhlarını ve duyarlılıklarını kaybettiler. Erkek için modern kadınlar artık sürekli ayağı vuran ayakkabı gibiler. Putinleşmekle potinleşmek arasında gidip geliyorlar. (Metin Kondel)

 

Önceki ve Sonraki Yazılar