Sebo’nun ardından!

O’nu yıllar önce tanımıştım. Usta Otel’e her gidişimde mutlaka Tad Pizza’ya uğrardım, sohbet ederdik. Sıkıştığımızda, “Sebo, Nuri’yi gönderiyorum, bir çek yolla” derdim. O da, önüne arkasına bakmadan keser gönderirdi. Ben de muhasebeye “Çeki mutlaka bir gün önceden yatır” diye tembih ederdim.

Arkadaş canlısıydı. Dosttu. Trabzon beyefendisiydi. Kibardı, nazikti. Kimseyi kırmamaya özen gösterirdi. Eşine ve kızlarına çok düşkündü.

Yanılmıyorsam 2019’un Haziran ayı idi. Köydeki evinde, gece geç saatlerde ani bir krizle yataktan düştü. İlk müdahaleyi kızı Aslı yaptı. Hastaneye kaldırıldı. Ve o gün, bugün hastanede idi. Önceki gece geç saatlerde Mahmut Aksu aradı. “Abi Sebo’yu kaybettik” dedi. Bir an duraksadım. ‘Ciddi olamazsın’ dedim. ‘Maalesef’ dedi.  

Sebahattin Ahıskalıoğlu kardeşimize rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.

***

Dün öğle saatlerinde yakından tanıdığımız üç ismin daha ölüm haberi geldi. Biri gazetemiz dizgi operatörlerinden Uğur Kalyoncu’nun kardeşi, bir yıldır amansız hastalıkla mücadele eden Yalçın Kalyoncu, diğeri komşu köylümüz Mehmet Çelik ve en son da eski başbakanlardan ve ANAP eski Genel Başkanlarından Mesut Yılmaz’ın vefat haberleri geldi.

***

Yıl 1984… Tercüman Gazetesi’nde çalışıyorum. Bir gün Nazlı Ilıcak aradı. “Hasan, Rize’ye gidip, Mesut Yılmaz’ı takip edeceksiniz” dedi. Mesut Yılmaz’ın ismini, partinin kuruluşundan biliyordum. Ama kendisini tanımıyordum. Kalktım Rize’ye gittim. 3-4 gün Rize de kaldım. Mesut beyi takip ettim. İstanbul’da yetişmiş bir isimdi. Farklı bir siyasetçi idi. Farklılığı da siyasetteki acemiliğinden geliyordu. Akşamları sohbetimiz oldu. Trabzon’a döndüğümde Nazlı Ilıcak’ı aradım. İzlenimlerimi aktardım. Mesut beyin, işin çok acemisi vs. olduğunu söyledim. Nazlı hanım, “Hasan, Mesut beyi takip etmeye devam et” mealinden bir şeyler söyledi.

Mesut beyin ailesinde Demokrat Parti’de siyaset yapan isimler vardı. Ekonomisi de iyi idi. Mesut beye en büyük desteği kardeşi Turgut Yılmaz veriyordu.

Rize’deki o çekingen acemi Mesut bey, Kültür ve Turizm Bakanı oldu, ardından siyasette yükseldi ve başbakan oldu. AKP’nin kurulduğu yıllarda ismi cumhurbaşkanı adaylığı için bile geçti. ANAP’ta Turgut Özal muhafazakar, Mesut bey de liberal, demokrat kesimdeydi. Semra Özal’a yakındı.

Türkiye’nin AB’ye girmesi için çok gayret sarf etti.

Macaristan'da bir otelde saldırıya uğradı! Mavi Akım nedeniyle Yüce Divan’da yargılandı, aklandı.  Daha sonra köşesine çekildi. Evladını kaybetti. Bir süre sonra hastalandı ve vefat etti.

Bu dünya, ölümlü dünya!

Mesut Yılmaz’a, Kalyoncu’ya ve Çelik’e Allah’tan rahmet, sevenlerine başsağlığı diliyorum.

Hasan Kurt

 

 

NE ÇOK ŞEY BİLİYORUZ!

Ülkemizde en çok bulunan sıfat “Profesör”

Tıp alanında icraat sıfır…

Ekonomide de sıfır…

Eğitimde de sıfır…

Felsefede de sıfır…

Mesela adı bilinen, sokakta tanınan, buluşları olan, dünyada itibar gören, dünyanın önemli gazetelerinde makale yazdırılan hali hazırda üç adam söyleyin?

(Ülke içi elbette. Tutup da Aziz Sancar diye çakılmayın.)

Ne varsa eskilerde var !

Yeninin sadece adı var.

Bir tane daha Cahit Arf yetiştiremedik. (Arf Sabiti-Matematik)

Bir tane daha Mustafa İnan yetiştiremedik. (Dünyanın en büyük köprü mühendislerinden)

Bir tane daha Jale Ogan (İNAN)’ımız yok. ( Side ilçesini kazıyarak ortaya çıkaran arkeolog kadınımız)

Bir tane daha Aydın Sayılı’ımız yok. (Bilim Tarihi konusunda 27 yaşında Harward’da Profesör olan ilk Türk)

Bir tane daha Oktay Sinanoğlu’muz yok. (Kimya ilminde dünyada bir çok ülkede kürsüsü olan adam)

Edebiyat, Felsefe, Tarih...

Çokça çoğaltabilirim…

İstisnalar kaideyi bozmaz toplum öngörüsünden mütevelli verebileceğimiz ekstrem örnekler yok.

Neden yok?

Eğitim yok.

Çok ciddi bir şekilde “bilmiyorun” diyen bir toplum yok.

Her şeyi biliyoruz.

(Saadettin Karataş)

Yalakalık ve bilim....

Özünde her şeye muhalif olan bir kavramdır bilim; gerçeğe, inanca, ibadete, kulluğa, otoriteye.

Doğrusu yoktur bilimin, aksini ispatlayamayıncaya kadar teori doğru yerine geçer. Yanlışlayarak doğruya ulaşmaya çalışır.

Bu nedenle muhaliftir.

Akşam bir yalaka stratejist, isminin önünde prof ünvanı olduğuna göre bilim insanı konuşuyor; iktidarın sözcüsü gibi, bütün dünya batıyor, Türkiye süper güç oluyormuş...vs.

Yalakalık ve bilim, bir arada, çok çirkin.

Doğuda ve İslam aleminde ilim adamı ve kral birlikte yürür. Alim sarayların ve dinin adamıdır.

Batı ve Hristiyan aleminde de böyle idi, reform ve rönesansa kadar. Bilim insanları dine ve krala cephe alıp otoriteye isyan edince bilim gelişti.

Biz yalakalık ve bilimi birleştirdiğimiz için bilim adamı çıkaramadık. İslam aleminde şimdi gurur duyduğumuz isimler ise yaşadıkları dönemde tekfir edilen isimlerdir. Öyle ki hala Ömer Hayyam'ın bir rubaisini paylaşmak halkın dini duygularını tahkir ve tezyif suçu oluşturuyor.

Bilim ve yalakalık bir arada durdukça bizden bir halt olmaz, bırakın süper güç olmayı güç bile olamayız.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir fendir" diyen adamı bile mürşit ve tek otorite ilan eden Atatürkçülerimiz yok mu? Bırakın şeyhleri, ulemayı, müçtehit imamları, Peygamber'i, Mustafa Kemal Atatürk'ü bile ulu yanılmaz ilan eden halk bilim üretebilir mi?

Bilim sorgular, araştırır, hiç bir ön kabulü kıstas almaz.

Bilim ve yalakalık bir arada olmaz.

Dr. Mahmut Haydar Ustaoğlu, bu satırları yazdıktan kısa bir süre sonra İzmir’de deprem oldu. Doktor Ustaoğlu ardından yazısına şu eklemeyi yaptı;

‘Bilim ve yalakalık bir arada olmaz’ dedim. Ve İzmir'de deprem oldu.

Kamu binaları yıkıldı. Bayraklı semtinde bina çöktü.Şimdilik görebildiklerimiz. Bilim kentleşmenin neresindedir, Türkiye için? Hiçbir yerinde! Bu deprem Tokyo'da olsa idi kimsenin buru bile kanamazdı, niçin?Bilim yalakalık yapmaz, siyaset yalakalığa prim vermez, halk yalakalığı bilmezde ondan! Ya Türkiye'de niçin böyle olur?

Çünkü Devleti ile kavga etmek, yalakalık yapmak için devleti kuranlara küfretmek, bilimi modern beşik ulemalığına mahkum etmek vs vs hep bizde.

Şeyh efendi "Deprem dur!" demez, çünkü orası gavur İzmir...

Daha çok işimiz var, karanlık kafalarla, çoook!

Doktoru, görüşleri ve tespitlerinden ötürü kutluyoruz.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar