Selam Trabzonuma!

Selam Trabzonuma!
Dört köşe kalesine,
Kargalaklı yalısına,
Maranzul incirine,
Dutuna, karayemişine,
Yokuşuna, inişine selam!
Selam Mahmut Goloğlu'na 
Bu güzel eserleri bize bıraktığı için binlerce teşekkürler.
Biz şehrimizi nasıl bırakıyoruz çocuklarımıza? 
***

Şehrimizin kalan bir kaç güzelliği kuru bir yaprak gibi sürüklenip gidiyor, ardına bakmadan. Biz kaybolanlara bakıp sadece iç geçiriyoruz. Ne acıdır ki sesimiz çıkmıyor. Biz yok olmuşluğunu seviyoruz Trabzon’un. Biz sahip çıkmadıkça yok oluyor güzel şehrimiz. Hadi tam da sahip çıkma zamanı, seçim zamanı. O halde hazır olalım! Partiyi değil, bu güzel topraklara en çok katkı sağlayacak güzel insanı seçelim! İşte bu bizim elimizde! Biz ne kadar istersek, o kadar güzelleşir şehrimiz! Soralım bizden oy isteyene! 
Şehrini seviyor musun?
Genellikle evet olacaktır.
O zaman belki şunları sormak gerekir.
Yol mu, sahil mi?
Kargalaklı yalı mı, apartman mı?
İnsan mı, beton mu?
Oyun alanı mı, otel mi?
Sanat mı, anti sanat mı?
Deniz mi, dolgu mu?
Dere mi, HES mi?
Yeşil mi, gri mi?
Orman mı, villa mı?
Ve bunlar gibi birçok soru.
***

Aslında Trabzon’u anlamak.
Faroz'da en az bir kere balığa çıkmakta, Ganita‘da çay içmekte. Ganitalı Köksal abinin hayat hikayesini öğrenmekte, Ayasofyalının her sabah fırından yeni çıkmış ekmekle sahilde yürürken martlılarla sohbetinin ruhunu anlamakta, Mehmet Zihni’nin hayata bakışını, Temel Zihni’nin resimlerindeki nahif yaklaşımını çözmeye çalışmakta, 
Suat Kurtuldu tamburunun sesine ve Aydın Aker’in sohbetine nail olmakta. Hasan Baykan’ın Köy Endüstrileri anılarını dinlemekte,
Haluk Ongan sahnesinde bir oyun oynamakta. Ahmet Özer’den en az bir şiir ezberlemekte. Nazan Bekiroğlu’nun Ortahisar sokaklarında kaybolmakta veya Sunay Akın’ın rüyalarını öğrenmekte, Fuat Saka’nın gitarında gizlidir.
Trabzon
zinos, zizil, amofta, lazut, mora, maranzul incir, gaful ve ander gibi kelimelerde saklıdır.
Trabzon’u sevmek
Yağmurun denizini, kemençenin üç telini, horonu, yaylalarını, pancar motorunun sesini, hamsinin grisini, barbunun kızılını, martıların şarkılarını, mangal söndüren tirsisini, mezgidini, kıraçasını, zarganını, köteğini, rengarenk kayıklarını, Farozu'nu, Yorozu'nu balıkçı damlarında sohbeti sevmek demektir.
***

çocukluğumuzun
güler yüzlü insanları
bırakıp gidiyor bizi
tek tek
anılarımız kalıyor harmanlarda
fındık dallarında
karayemişlerde
soğuk ayranlarda
süt kokulu tereyağında
mısır ekmeğinde
kulağımızda sesler hiç gitmiyor
hoş geldin oğlum
Güven sen misin
uşağım
yine yalnız mısın
bu oğlancık senin mi
bak lahana çorbasını yeni pişirdim
hadi ye
tatlı yufka da var
sabah süt almayı unutma ha…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum