Turhan Eyüboğlu

Turhan Eyüboğlu

Senede Bir Gün

Tarih 1913... Aylardan aralık... Üç katlı, bahçeli evde büyük bir telaş... At arabası ise kapıya yanaşmış, at arabasından inen bayanların acelesi varmış gibi evin bahçe kapısından içeri telaşlı bir girişleri var! Kedilerde büyük bir huzursuzluk... Sonradan anlaşılıyor zor doğum yapmakta olan kadının bağrışıyla ürktükleri!

'Senede Bir Gün' şarkısının söz yazarı böyle bir günde dünyaya geldi. Zor ama hayatında büyük bir üretkenliği olacak bahtını da alıp bu dünyaya geldi. Babası Lozan’da başarılı bir Dışişleri Bakanlığı görevlisiydi. Öğreniminde önce Saint-Mitchell Fransız Lisesi'ni, ardından Galatasaray Lisesi'ni okudu. Liseden sonra Tütün Eksperliği Yüksekokulu'nda okuyarak mezun oldu. Emekli olana kadar da Ziraat Bankası’nda tütün eksperlerinden biri olarak çalıştı.

Ziraat Bankası’nda tütün eksperliği işini yaparken bir yandan da Bakırköy Halkevi’nde oyun yazıp, yönetmeye başladı. Kafasında çok büyük projeler planlıyor ve hayata geçirmek istiyordu. Çok genç yaşta, on sekizinde evlendi; ancak yanlış yaptığını anlayınca kısa bir süre sonra boşandı. O sıkıntılı dönemi atlattıktan sonra kendini önündeki yıllarda üreteceği projelere adadı. İşinin dışında tamamen kendine ait projelerle uğraşıyordu.

Kafasındakileri artık yazıya dökme zamanı gelmişti. 1953'te, Macerasına Cahide Sonku’lu, Zeki Müren’li 'Beklenen Şarkı'yla başladı. Böylece ilk senaryosunu yazmış oldu. Tüm ömrünü sinemaya adadı. Türk sinemasına en az iki yüz film kazandırdı. Ayrıca sekiz tane de tiyatro eseri yazdı.

Şimdi utanmasam size "Bu müthiş üretken insanı tanıdınız mı?" diyeceğim ama diyemiyorum; çünkü ben de tanımıyordum. Durun bir şey daha söyleyeyim, bakalım şimdi tanıyacak mısınız? Özellikle Kemal Sunal filmleri ve Hababam Sınıfı serisi filmlerinin senaryolarını yazmıştır.

Yine tanımadınız değil mi? Bana da biri deseydi inanın tanıyamazdım! Şimdi gelelim hikayemizin asıl kısmına! "Şarkılar Seni Söyler" şarkısının hikayesini yazdığımda okurlarımdan Derya Çelik Meça hikayeyi okuduktan sonra sayfama bu notu düştü:

"Turhan abiciğim "Senede Bir Gün" şarkısının da hikayesini yazarsın belki, çok severim o şarkıyı! Teşekkür ederiz güzel yazıların için!"

İşte bu notu okuduktan sonra "Bunu araştırıp yazayım!" dedim. İyi ki de söylemişim! Bu müthiş insanı tanıma fırsatım doğdu. Buradan Derya Çelik Meça’ya da teşekkür ederim.

Bu müthiş üretken insan Sadık Şendil beyefendidir. İşi gereği Bursa'ya giden Sadık bey Bursa’yı çok sever ve işinin elverdiğince orada kalır. Bir arkadaş toplantısında henüz liseyi bitirmiş Lahut hanımla tanışır. Düşünceleri birbirlerine çok yakındır. Arkadaşlık yaparlar ve sonunda evlenmeye karar verirler.

Bu evlilikten bir oğulları olur ve çok mutlu bir yaşamları vardır. Lahut hanıma 'Gülüm!' diye hitap eder. Onu her seferinde çocuk gibi nazlatırdı. Bazen de "Ona bir şey olursa ne yaparım?" diye aklından geçirdiğinde kendi kendine kızardı. 

1959 yılında kış çok sert geçiyordu. Lahut hanım, soğuk havalardan ötürü çok kötü üşütmüştü. Sadık bey:

"Gülüm hadi, doktora gidelim!"

"Bir şeyim yok; biraz üşüttüm. Ihlamur içerim, geçer!" deyip doktora gitmeyi erteleyip duruyordu.

Artık öksürüğü artmıştı. Sadık bey, eşini doktora götürmede zorlanacağını anlayınca arkadaşı olan doktoru eve getirip muayene ettirmişti.

"Doktor bey neyi var Gülüm'ün?"

"Sadık bey biraz üşütmüş. Bu iğneleri yaptırın, bir şeyi kalmaz." deyip reçetesini yazdı. Doktor evden çıkarken Sadık bey de onunla beraber reçetedeki ilaçları olmak için evden ayrıldı.

Bir saat sonra reçetede yazan ilaçları alıp eve gelmişti. Mahalledeki ebe aynı zamanda iğne de yapıyordu. Onu çağırdılar ve iğnesini yaptırdılar. Aradan beş dakika geçmemişti iki Lahut hanım nefes almada zorluk çekmeye başladı ve elini gırtlağına getirerek "Nefes alamıyorum!" deyip olduğu yere yığılınca alelacele onu yerden kaldırarak hastaneye götürdüler. 

Doktorların bütün çabalarına rağmen ne yazık ki sonradan anlaşılacağı üzere penisiline karşı anafilâksi şokundan hayatını kaybetmişti.

Sadık bey eşinin doktordan aldığı haberle olduğu yere çöküp kaldı. Bazen "Onu kaybedersem ne yaparım?" diye aklına getirdiği soru cevabıyla gelip onu bulmuştu. İlk evliliğinin aksine ikinci evliliğinde çok mutlu olmuş ve bu mutluluk onun üretkenliğini de arttırmıştı.

Şimdi ise kafasında "Ben şimdi ne yapacağım?" soruları onu dürtüp duruyordu. Her hafta mezarına gidiyor, hayatında olanları eşine anlatıyor, onunla dertleşiyordu. Eşinin ölümünden sonra ilk beyaz saçını aynaya bakarken daldığı hayallerden uyandığında fark etmişti. Saçları bir yıldızın kayar hızıyla beyazlamaya başlamıştı.

Zaman geçmiş, eşinin ölüm yıldönümü gelip çatmıştı. Eşinin çok sevdiği takım elbiseyi giyerken eşinin elleriyle ona taktığı kravata gözü takıldı. Uzanıp onu aldı ve kıyafetini tamamlayarak mezara gitmek için yola çıktı. Artık mezarın başında onunla sohbet ediyordu. İçinde ne varsa ona anlattı ve veda ederek mezarlıktan ayrıldı. 

Nereye gideceğini bilemediği için ayakları onu tekrar evine geri getirmişti. Ölümünden sonra girmediği yatak odasının kapısını bir yıl sonra tekrar açıp içeriye bir adım attı. Perdeleri kapalı olan odaya güneş, perde aralığından sızmak için bütün gayreti gösteriyordu. Yatağın üstüne doğru ışınlarını sermiş ve sanki yatakta biri yatıyor gibi görünüyordu. Bir an onu yatakta görür gibi oldu! Uzun uzun yatağa baktı. Aklına bir şey gelmişti! Aceleyle yatak odasından çıktı. Salonda bulunan koltuğa oturdu. Koltuğun yanında devamlı hazır tutttuğu defter ve kalemi eline alarak aşağıdaki şu satırları yazmaya başladı. 

Senede Bir Gün 
Gönlümde açmadan solan bir gülsün
Her zaman gamlıyım, her zaman üzgün
Beklerim yolunu aylar boyunca
Yeter ki gel bana senede bir gün


Ağarsın saçlarım, solsun yanağım
Adını anmaktan yansın dudağım
Bu aşka canımı adayacağım
Yeter ki gel bana senede bir gün 

Sadık Şendil 1967 yılında Fatoş Hanım'la üçüncü evliliğini yaptı ve ölene dek onunla evli kaldı. 28 Temmuz 1986 yılında bu dünyadan göç etti. Müthiş üretken bir insandı. Mekanı cennet olsun.

(Not: Bazı gerçeklerden yola çıkılarak hayali olarak senaryolaştırılmıştır. Gerçeklik payı okuyucunun hayal gücüne bırakılmıştır.)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.