Sessiz Marzuba Sessiz

Yeni adı ile Kaymaklı olsa da benim için hep Marzuba… Hani Araklı yaylalarına giden eski yolun ilk mola durağı Kaşıkçı’dan sola sapılan köprüden çıkılan Marzuba’yı bayramda yine ziyaret ettim çok şükür. Araklı’nın Gahura’sında, Dul’unda, Konakönü’nde geçen çocukluk günlerim arasında Marzuba’nın yeri hep başka olmuştur doğrusu.

Marzuba’nın efsanevi şahsiyeti merhum Bıyık Mehmet’in eniştem olması vesilesi ile oraların kırk yıl önceki havasını derinden yaşamıştım. Burun üstündeki anormal uzun kılları ile meşhur olan bu şahsiyetin; esprili, konuksever, bilge ve cana yakın kişiliği beni hep etkilemiştir. Özellikle Balengis yaylarının bulunduğu mevkiinin, coğrafi terminolojideki adının Soğanlı dağları olduğunu bana ilk öğreten kişi olduğunu hiç unutamam. Marzubalıların yaylası olan Balengis ile ilgili anılarımı bir başka yazıya bırakarak, Marzuba’nın geçmişten bugüne olan değişimi üzerine bir doğaçlama yapalım derim…

Sevgili dostum, çocukluk arkadaşım, dürüstlük timsali Sinan Güven’i, beni beklemekte olduğu Kaşıkçı köprüsü üzerinden aldım. Marzuba’nın tepesindeki meşhur Bazzioğlu konağına doğru yola çıktık. Çocukluk anılarımdan kalan izler ile bugün gördüklerimi çakıştırmaya çalıştım hep. Hani insanın anılarında kalanların canlandığı anlar olur ya işte öyle bir şey… Aşağıdaki ilk evler yerli yerinde duruyor. Halil’lerin evi solda, Cemil Güven’in baba ocağı sağda, ama yarıcıların şenliğinde.

Biraz daha yukarıda rahmetli Nafiye teyzem ve kocası Bıyık Mehmet’in tek katlı mütevazı evi de yerli yerinde duruyor. O da yarıcı ya teslim edilmiş durumda. Sinan ile evin etrafında kısa bir keşif yaptım. Eskinin izlerini aradım. Çoğunu da buldum, ama ses yoktu… Garip bir sessizlik çökmüştü her yere, ses aradım bulamadım. Rahmetli Bıyık Enişte’nin omuzdan sarkan ceketini ve tebessümünü aradım, bulamadım. Fındıkları budayan orağının sesini de duymadım. Birkaç fotoğraf çekerek yukarıya devam ettik.

Yol aynı yol. Dünya lideri başbakanın nedense görmediği bir köyün toprak yolundan tırmanışa devam ettik. Hani dünyanın gelişmiş ekonomileri arasına giren ülke edebiyatı yapan akp iktidarının sorumluluğundaki bir köy yolundan bahsediyorum. Kırk yıl öncesinin üzerine sadece birkaç yüz metre yol eklemiş bir iktidardan bahsediyorum. Belli ki Marzuba akp’ye vermediği desteğin cezasını çekmiş, ama sineye çekmiş. Buna rağmen Marzuba yol için yine oyunu satmayacağını kararlılıkla dile getiriyor sayın iktidar. Onlar vatanın elden gitmesi tehlikesini köyün yolundan daha önemli görüyor. Keşke her yerde bu duyarlılık olsa.

Ve nihayet tepedeki konağın önünde derin bir nefes alıp, çevreyi süzdük. Bizim Sinan ve eşi teyzekızım Makbule yaz boyu orada kalmışlar. Tam bir orta yaş sakinliğine bürünmüşler. Doğa ile başbaşa, organik tarım ürünleri yetiştirmenin hevesinde sağlıklı bir yaşam moduna girmişler. Armut, mandalina, üzüm hepsi doğal ve sağlıklı. Koca bir torbayı arabanın bagajına bıraktılar, çocuklar da yer diye. Hala evde o organik meyveler ile idare ediyoruz.

Konakta, yeğenler, akrabalar ile oldukça hoş saatler geçirdik. Dönüş yine hüzünlü ve buruk ve en önemlisi yine sessiz.

Sessiz Marzuba sessiz… Artık hep öyle mi kalacak acaba?

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.