SIĞINAK

Faroz limanının nefes kesen etkisi var üzerimde, deniz sanki omuzuma dokunuyor sakinleştiriyor beni. İtiraf etmeliyim burada olmanın yalnızlığını yaşıyorum.

*“yalnız olmak kimsesiz olmak değildir.”

Evet yalnız olmak kimsesiz olmak değildir. Bir seçimdir yalnızlık, bir başkaldırıdır, bir öz eleştiridir, belki de bencilliktir. Evet evet bencillik günün ışığını tek başına yaşamak, tek başına şarkılar mırıldanmak, martıları dinlemek tek başına, simidini sadece karabataklarla paylaşmak. Sessizliğin büyülü yolculuğunda kendini bulmak, tanımak kendini, anlamaya çalışmak, doğanın basit ve sıcak kucağına teslim olmak. Sanki hayat yavaşlıyor burada.

Işık o kadar yumuşak ki Faroz’da neredeyse dokunabileceğinizi tadabileceğinizi düşünüyorsunuz. Burada zaman müzisyenin piyanosundan dökülen notalara dönüyor. Faroz bir beste olsa hangisi olur diye düşünmeden alamıyorum kendimi, en çok hangi beste tanımlar burayı, sizde düşünün;

buldum sanırım!

“Schwanengesang, D.957;IV.Serenade (Arr.forpiano) Franz Schubert”

Dinleyelim ve kendimizi bırakalım denizin şiirsel manzarasına. Günlük sıkıntılardan nasılda sıyrıldık, nüfuz ediyor içimize müzik ve deniz.

 

Faroz bir sığınak, bir düşünce sığınağı benim için.

Ara sokaklara çömelmiş evlerden, çirkin giydirilmiş yapılardan ve boynunu bükmüş şehirden uzaklaşıyorsunuz. Yüzünüz Karadeniz’e kafa tutan Yoroz’a dönük, gelecek olan yağmuru bekliyorsunuz, belki bu yağmurla yeniden yeşerir şehir ve yeniden başlarız nefes almaya. Kanun koyucular ve uygulayıcılarından beklentimiz basit aslında. Nefes alabildiğimiz, sade iyi düşünülmüş, tarihine saygılı ve hafızası silinmemiş bir şehir.

Hafıza deyince aklıma 1924’den beri hizmet veren Trabzon’da sığınılabilecek nadir yerlerden biri geldi, Selim Pastanesi, sadece bir pastane olarak düşününce ne oldu kapandı diye düşünebiliriz, ancak Selim Pastanesi 1924’den beri şehrin öyküsünü anlatan bir başyapıt bence. Umuyorum ki yeni bir yerde öyküsünü anlatmaya devam edecektir.

Uzun ve yorucu bir günün sonunda kendimi ödüllendirip sade bir kahve söylüyorum, bol köpüklü kahvem, kulağımda martıların çığlıkları, yolculuğa çıkıyorum kâğıttan gemilerle dilini bilmediğim ülkelere…

 

*Akşamlık

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.