27.11.2021, 09:58

Şiir Ekspres

TRABZON’DAN ÖYKÜSEL PORTRELER- 48

“Avrupa Birliği’ne Böyle Giremeyiz!”

“Ahmet abi, güzelim, bir mendil niye kanar

Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar

Mendilimde kan sesleri.”

Yıl 1962 Trabzon’un Akçaabat ilçesi Demirkapı köyünde doğar.

Babası Mehmet Bey, emekli ilköğretim müfettişi, Annesi Elmas Hanım ise ev kadınıdır. İkisi kız, ikisi erkek olan dört kardeşi de öğretmendir.

İlköğretimini Trabzon’da 24 Şubat İlkokulu, Cumhuriyet Ortaokulu ve Trabzon Lisesinde okuyarak bitirir. 1980’de Ankara Üniversitesi / Siyasal Bilgiler Fakültesi / Basın- Yayın- Gazetecilik ve Halkla İlişkiler bölümüne girmeye hak kazanır. 9 Eylül 1980’de üniversiteye kaydolur, 3 gün sonra ülke için kayıp diye nitelendirdiği 12 Eylül 1980 darbesi gerçekleşir.

Üniversitede Mümtaz Soysal ve Ahmet Taner Kışlalı gibi hocalarının sayesinde çok iyi bir eğitim aldığını söyler. Okulun en sosyal öğrencilerden biri olur.

Bir grup arkadaşıyla “Görünüm” adlı okul gazetesini çıkarır. Askeri idarenin yönetimde olduğu darbe döneminde İzmir’de temsilcilikleri olan ve 25 000 tiraja erişen “Yeni Olgu” adıyla bir dergi çıkarılmasına katkı sunar.

 

Üniversitenin ilk üç sınıfını 3 yılda bitirir. 4. Sınıfı ise 4 yılda bitirişinin sebebini ‘meslekte daha iyi pişmek’ diye açıklar.

Bu dönem öğrencilerinden Türkiye’de söz sahibi pek çok gazetecilerden Reha Muhtar, Faruk Bildirici, Hulki Cevizoğlu ve Tayfun Taliboğlu ile meslekte yetişir.

Bu öykü kahramanımız, basın ve siyaset dünyasının Karadeniz’deki ilerici temsilcilerinden, Trabzon’un aydınlık yüzü;

AHMET ŞEFİK MOLLAMEHMETOĞLU

Ahmet Şefik, profesyonel gazeteciliğe 1982’de staj yaptığı Nota dergisinde başlar. İlk görevi Çankaya’da Cinnah Caddesi’nde Büyük Türkiye Partisi’nin kuruluşuyla ilgili basın toplantısını izlemektir.

İyi bir gazetecinin 4-5 yılda yetiştiği Türkiye şartlarında, bir yılda bu düzeye erişme başarısını gösterir.

Başbakanlık Basın Yayın Müdürlüğü’nce İngilizce, Fransızca, Almanca ve Arapça çıkarılan Newspot gazetesinde politika muhabiri olarak görev alır.

Sonraki görev yeri ise Ulusal Basın Ajansı’dır. Düşünme, araştırma, kavrama ve yazma pratikliğini bu görevi sırasında kazandığını ifade eder.

Çalıştığı bütün gazetelerde politika, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık muhabirliği yaptığı için Türkiye’nin hemen hemen her yerini görme fırsatını yakalar.

Ankara’daki gazeteciliğini sona erdirerek 1990’da Trabzon’a ailesinin yanına yerleşir.

Trabzon’da Günaydın gazetesi büro şefliğine atanır. Günaydın gazetesinin ekonomik darboğaza girmesi, maaşının ödenememesine rağmen gazetesini habersiz bırakmayarak özveride bulunur ve genç gazetecilere örnek olur.

1992’de Cumhuriyet gazetesinin Trabzon temsilciliğine atanır. Aynı zamanda Kuzey Ekspres gazetesinde Pencere” başlığı altında köşe yazarlığı da yapar. K.T.Ü İletişim Fakültesi’nde “Haber Toplama ve Yazma Teknikleri” dersi verir. Daha sonra Vira Trabzon” haber sitesini kurar ve yayın yönetmenliğine başlar.

Trabzon Gazeteciler Cemiyeti üyesi olan Ahmet Şefik; farklı zamanlarda cemiyet yönetimlerinde görevler alır ve bir dönem de cemiyet başkanlığı yapar.

Ayrıca Türkiye Gazeteciler Sendikası ve Çağdaş Gazeteciler Derneği üyesidir.

Trabzon’a döndüğü yıllarda burada yaşayan kültür ve sanat insanları ne kadar çaba gösterseler de kendilerine emeklerini sergileyecekleri alan tahsisi yapılmamıştır.

2006’nın Kasım’ında bu konuyla ilgili daha güçlü çalışmalar yapılır. Trabzon’da faaliyet gösteren kültür sanat dernekleri el ele verirler. Yanlarında en büyük destekçileri olan Ahmet Şefik vardır.

Kurumsal yapıya sahip bir kurumsal mekân arayışına hız verilir ve âtıl durumdaki eski valilik konutuna talip olunur. Bir müddet sonra valilikten tahsisin yapılamayacağı yazısı gelir.  Ayrıca valilik, kültür müdürlüğünden binanın tahliyesini ister.

Bunun üzerine kültür sanat dernekleri Trabzon Sanat Platformu” adı altında toplanırlar. SloganlarıKültür Binama Dokunmadır.

Bu aşamada Ahmet Şefik zamanın bakanı Faruk Özak’ı ikna etmek için çaba harcar.

Haziran 2007’de Bakan Faruk Özak ikna olmuş, destek vermeye başlamıştır ve mutlu sona ulaşılır. Eski vali konutu artık Trabzon Sanatevi’dir.

Gazetecilik mesleğine ömrünü veren ve 9 Eylül 2019’da aramızdan ayrılan Ahmet Şefik, mesleğindeki 35 yıllık gazeteciliğinin yanı sıra ulusalda yayımlanan,

1-         Avrasya’nın Kilidi Karadeniz

2-         Stratejik Savaşta Trabzon Bilmecesi

3-         Darbe Yazıları

4-         İhanet-Hançer-Lanet!

isimli kitaplarında dilini ve kalemini esirgemeden Türkiye gerçeklerine damgasını vurmuştur.

Geçmişi ayrı, geleceği ayrı değerlendiren Ahmet Şefik’in yazdıklarını yaşadıklarımız doğrulamaya başlamıştır.

Akıllarda arkadaşlarının her söyleminden sonra tekrarladığı “Ama olmaz ki! Avrupa Birliği’ne böyle giremeyiz!” cümlesi kalmıştır. Sevgi ve rahmetle…

KAMYON & SABAHATTİN ALİ

Cumhuriyet dönemi yazarlarından olan Sabahattin Ali ‘Kamyon’ adlı öyküde yoksulluk ve çaresizlik nedeniyle büyük kente çalışmak için giden genç bir köylünün yolculuğunu anlatmıştır.

İlk bakışta basit bir konu gibi görünse de Sabahattin Ali’nin kaleminden çıkan bu hikâye ayrıntılarına inildikçe dönemin sosyal ve ekonomik yapısı hakkında fikir vermekle kalmaz adeta o kamyon kasasının içindeki 20 kişiden biri olursunuz. Toplumcu gerçekçi bir anlatımla yazılmıştır. Genel olarak sınıflar arası çatışmadan (zengin-fakir, aydın-köylü) söz edilir.

Hikâye İzmir’e gidecek kamyonun yolculuk için hazırlanması ile başlar. Önce yer yok diye alınmayan delikanlının sonradan bir yere sığdırılmasıyla yolculuk başlar. Öykünün baş- kahramanı olan delikanlı çaresizdir. Ailesine yük olmamak için İzmir’e amelelik yapmaya gitmektedir. Yolculuğun ikinci yarısında ücretler toplanmaya başladığında hiç parasının olmaması yüzünden yaşadığı endişe ve korku iyice derinleşir. Çareyi kamyondan atlamakta bulur ve uçurumdan yuvarlanır.

Hikâyede zaman belirtilmemiştir. Delikanlının babası ve arkadaşlarıyla olan anılarını okurken geriye dönüşler olarak aktarıldığını görürüz. Dili sade ve akıcıdır. Oldukça yalın bir anlatım tercih edilmiştir.

Sabahattin Ali öykülerinde zorluklarla mücadele eden küçük insanlar, mahkumlar, işçiler, düşkünler, doktorlar, işçiler, memurlar üzerinden düzen ve değiştirilmesi gerekliliği anlatılır. Sabahattin Ali, birçok dalda eser verse de öykücülüğü ile anılmaktadır. Bu öyküde de kahramanın psikolojisi son derece başarılı bir şekilde tasvir edilmiştir.

Kamyon Hikayesinin yer aldığı kitapta toplam 16 öykü, Sabahattin Ali’nin biyografisi, öykülerinin yer aldığı kitaplar ve öykücülüğü anlatılmaktadır.

Mustafa Gümüştaş, Mehmet Kuvvet’in “24 Şubat Destanı” şiirini okudu.

“Başı dik, gözleri şimşek gibi.

Gözlüyordu bugünü geçmişten dedeler

            Nasırlı ellerinde çapası

            Çıplak ayakla çalışıyordu tarlada ninem

            Sırtında sepetiyle

            Maçka’sında, Of’unda, Akçaabat’ında

            Dayım, amcam, yengem…”

                                                                                                    Dilber Kurt

                                                                                     Satır Arası Kitap Kulübü

BIÇAK KEMİKTE

Eti geçti, duydun mu?

Bıçak kemikte.

Duymadınsa duy artık

behey Allah’ın kulu,

bıçak kemikte.

Duy da silkin n’olursun

bu ne biçim uyku bu.

Bıçak kemikte

Verilmemiş alınmış hep,

yük vurulmuş dağlar gibi

– insanlık bu mu?

Çalıyor sömürünün imdat çanları,

kımılda da kurtar şu onurunu

bıçak kemikte.

Topraksa paylaşılmış kıyılarsa yağmalanmış,

umut hacizde,

ya bu neyin puştluğu bu

sana yokluk sana yasak sana dam

insan değil – hâşâ – bir yağmacı soyu bu,

bıçak kemikte.

Üretensin yaratansın yürütensin dağları,

bakma öyle kilit kilit, duvar duvar.

Yetsin artık bu susku

bıçak kemikte.

Anasın boynun bükük

babasın kolun kırık

oğullar kan içinde.

Kaldır artık başını

«kalsın benim dâvam dîvana kalsın» demiş ozan.

O dîvan sensin artık

bıçak kemikte.

Hasan Hüseyin Korkmazgil

ÖĞRETMENİM

Öğretmek ilkem, ben öğretmenim

Her koşulda çalışmaktır ideallerim

Köy, kasaba, şehir okulları da benim

Düşüncelerini yazdırabilen öğretmenim.

Yazar, ressam, şairdir öğrencilerim

Yorum yapar anlatırken Ahmet, Alilerim

Proje üretir benim konuşan Zeyneplerim

Sevgi dolu, tatlı dille öğrettin öğretmenim.

Bilgi doludur, yaz kış açar kardelenlerim

Işıl ışıl parlayan gözlerine bakar gözlerim

Oyunlarında tek tek elleriyle birleşir ellerim

Kelebeklerimi çiçekle buluşturan öğretmenim.

Yıllar su gibi aktı, dökülmedi benim saçlarım

Öğrencilerimi çok sevdim, çatılmadı kaşlarım

Okur öğrencilerim, bazısı meslektaşlarım

Öğretmenler günü kutlu olsun arkadaşlarım.

                                     Mustafa Gümüştaş

                                         KOCAELİ

Şehide Yakılan Şiir

yeşil kubbenin çığlıklarından dökülüyor üzerime
bebeklerin ölüm suskunluğu

kanlı boğazından vuruyor kıyılarıma
denizin hıçkırıkları

seyreliyor ufkumun kandillerinde
ışıldayan görüşü menzilimin

leylaklar hüzün leylaklar sensizlik saçıyor
yollarıma dökülen saçlarına şafağın

yuvarlanıyor döşeğinden bulutların melekler
turaçlar ötmüyor
çayırların rüzgara kapılan benekli cilvesinde
lodos dinmiyor

üflüyor Akçakale’den çehremin alık yanaklarına
soluyor güllerin ucunda
kırmıza açan sevinci tenimin

yalnızlık bilendikçe gönlümün hicranında
şûhedası düşüyor minarelerden yiğidimin
dilkeşhaveran makamının akan gözyaşlarından

uçuyor siyah yaşmağım tanyelinin ağzından
tabutunun üzerine

gecenin gözlerinde yanarken
gençliğimin omuzlarda giden cengâveri

bir kız çocuğu doğuruyor acılarım
sabahın ıslak kundağına
senin bende parçalanan dokularından
ve ağlıyor insan…

Filiz Kalkışım ÇOLAK

Yorumlar (0)
Namaz Vakti 18 Ocak 2022
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
10
parçalı bulutlu