Şiir Ekspresi

 

ŞİİR EKSPRESİ   & MEHMET KUVVET

YIL :15 / SAYI: 747

 

    ------------------------------------------

 

 

"Bu adamlara dikkat edin!

Topraklarınızı almaya geliyorlar!.."

 

Sunay Akın’ın “Onlar Hep Oradaydı” adlı kitabında olan ve bilip bilmediğinizi merak ettiklerim:

 

  • Tevfik Fikret, sol tarafında kimseyi yürütmezdi. Çünkü sol tarafının kalbiyle birlikte eşine ait olduğunu söylerdi.

 

  • Tevfik Fikret, her yıl 31 Ağustos’ta karanlıkta oturarak Osmanlıyı karanlığa sürüklediğini düşündüğü Padişah 2. Abdülhamit’i protesto ederdi. (Tahta çıktığı tarih)

 

 

  • Atatürk, TBMM’de Parti grubunda bir teklif sunar. 7 Mart 1924’te sunulan bu teklif için Akşam Gazetesinde şöyle söz edilir: “Atatürk’ün sunduğu teklifte İsmet Paşa, Osmanlı hanedanına mensup kadınların memleketten çıkarılmamasını, Meclis ve Cumhuriyet için bir şefkat eseri olacağı hakkındaki teklifini bildirdi. O anda odanın içinde kasırgalar koptu” Milletvekilleri Atatürk ve İnönü’nün hemfikir olduğu bu konuya masaların üzerinde tepinerek karşı koyarlar. Hatta “Yalnız sağ olanlar değil ölülerinin kemikleri bile memleketten çıkarılmalıdır” sesleri duyulur.

 

  •   ABD’de ilk soygununu 1877’de yapan posta arabası soyguncusu Kara Bart, soyduğu arabalara birer şiir bırakıyordu. Bundan esinlenen Cemal Süreya “Kan var bütün kelimelerin altında” adlı şiirine “Posta arabalarından bahset bana” dizesiyle başlar.

Kara Bart, soygunlarına ve kötü şiir bırakmalarına devam ederken yakalanır ve hapse neden düştüğünü soranlara “Kötü şiir yazdığım için” der. Kara Bart, mendiline yazılı temizleyici numarasından yakalanır, Kara Bart, San Fransisko’nun en saygın insanlarından biri olan Charles E. Bolton’dur.

Bıraktığı şiirlerden ikisi:

*

Uzatın buraya beni

Uyuyayım

Bekleyeyim yarını sessizce…

Belki başarı

Belki zafer

Belki de keder

Gelir ayağıma!

Ne olacaksa olsun artık,

Daha mı kötü olacağım sanki!

Ne varsa bu sandıkta

Cebime girdi,

Orada kalsınlar daha iyi!

 

**

Fakiri doyurmak için

Vurdum zengini

Günah mı?

Bu suç değil

Saçları saman renkli insanlar

Lanetlemeyin beni!

Küfredecekseniz bana

Soyguncu diye değil,

Kötü şairdi

Diye edin!

 

  • Cemal Süreya, ülkemizin kurtuluşunda kendisinin de bir işe yaraması düşüncesiyle, Turgut ÖZAL’ı birlikte intihar etmeye davet eder. Cemal Süreya Günlüğü, s: 975  

 

  • Kahramanmaraşlı futbolcu (19988-89) Musa Pekin, futboldan ayrıldığında şiirinde şöyle seslenir tribünlere:

 

Yoksulluğunu takım aşkıyla örtenler

          Yenilgi sonrası karısını dövenler

Düzene değil de sahada bize sövenler

Futbol yoksulu, emek yoksulu olanlar

Hepinize elveda…

 

  • Titanic’ten üstü dahi ıslanmadan kurtulan bir yolcu. Bileti olduğu halde gemiyi kaçıran yolculardan birinin Dr. Besim Ömer Paşa olduğunu biliyor muydunuz ve de adına pul bastırıldığını?

 

  • Osmanlı döneminde İstanbul’un sokaklarından birine “Melekgirmez sokak” adı verilir. Bunun sebebi Bizans inancına göre Osmanlılar İstanbul’u fetih için Hipodrum’u geçtiklerinde bir melek elinde kılcıyla Osmanlıları İran kıyılarına kadar sürecektir. İsim ironi olsun diye verilmiştir ama Hazarfen Ahmet Çelebi kanat takıp Galata Kulesinden uçarken bu mahallenin üzerinden geçmemeye özen gösterir. Zira buna inanan Osmanlı ahalisinin kendisini ok yağmuruna tutmalarından çekinir.

 

  • Dikenli telin icadını hızlandıran olay, Amerika kıtasına göçler başladıktan sonra göçmenlerin sahiplendikleri arazileri sarma istekleridir. 1620’deki ilk göç gemisinden sonra 1870’li yıllarda duraklayan göç hareketi dikenli telin icadıyla yeniden hızlanır. Duraksamaya neden tahtanın çok pahalıya mal olmasıdır. Bu icatla birlikte beyaz adamlar Kızılderili topraklarını hunharca işgale devam ederler.

 

  • Uzun yaşayan Türk 30 Haziran 1934’te 160 yaşında ölen Bitlisli Zaro Ağadır. 10 padişah, bir reisicumhur gören Zaro Ağa’yı ABD’ye götürenler, uzun yaşamın sırlarını öğrenmeye çalışırlar. Zaro Ağa, “yoğurt” yediğini söyler. Aziz Nesin ise yoğurdu bile sulandırıp ayran yaptığımızın ironisini yapar.

 

  • 1920’li yıllarda Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verilirken New York’un ünlü plajlarında gezinen polislerin ellerinde cop değil mezuralar sallanırdı. Neden mi? Kanunun belirlediği uzunluğun dışında mayo giyen kadınları tespit etmek için.

 

  • Yüz yıllar önce denize yalnızca kuduz hastaları tedavi amaçlı sokulurdu. Çünkü denize giren insanın 8-10 dakika içerisinde mutlaka delireceğine inanılırdı. (Şimdilerdeki insanların bazılarından iyi sayılır. Çünkü hala kadın ve kızlarının denize girmesini yasaklayan yobazlar mevcut.)

 

  • 1940’lı yıllarda kadınlarda mayoda yenilikler yaşanır. 5 Temmuz 1946’da Fransız modacı Lois Rerard “Bikini” adını verdiği iki parçalı mayoyu sergiler. “Bikini” ABD’nin dört gün öncesi Pasifik’te atom bombası denemesi yaptığı adanın adıdır. Modacı bu adın da atom bombası gibi patlayacağını ve satışlarının artacağını düşünür ve yanılmaz. Yeni mayo bu adla sürülür piyasaya. Kadınların göbeğini görmek ve savaş; ne kadar anlamlı değil mi?

 

  • Patatesin Kızılderililere göre doğuşunun hikayesi şöyledir. Kızılderililerin tanrıları bir adada sevişirlerken deprem olur ve o adaya Kızılderililerin gidişi yasaklanır. Buna rağmen bir Kızılderili tanrıların nasıl seviştiğini merak eder ve adaya gider. İnanca göre o kişi geri dönmez, tanrılar tarafından toprağa gömülür ve diğer insanlar tarafından yenilmeye mahkûm edilir. İşte bu patatestir.

 

  • Güzel Sanatlar Fakültesi mezunu Hayat Aslı, çalan telefona koşar. Telefondaki kişi; “Kızım baban evde mi? Ben Fazıl Hüsnü” der. Arayan Dağlarca’dır. Dağlarca’nın yazılarını okuyan Aslı’nın aklına yedi yaşındayken okuduğu “Yazıları Seven Ayı” gelir ve: “Siz beni çok ağlattınız. O ayı ölmemeliydi.” deyince telefondaki Dağlarca “Kızım o ayı ölmedi, şu anda seninle konuşuyor.” der.

 

  • Osmanlı ordularının neden çağın gerisinde kaldığını soran 1. Mahmut’a İbrahim Müteferrika “Sultanım, günümüzde artık devletler dinden ve gelenekten gelen kurallara göre değil, akıl ve bilim ilkelerine göre yönetilmektedir.” der.

 

  • Stockholm’de yapılacak olan 5. Olimpiyat Oyunlarında amatör koşuculara da yer verilecektir duyurusuyla birlikte lisansını çıkartır. Stockholm sokaklarında gülümseyerek gezinirken ülkesinin bayrağını göremez. Neşesi kaçar. Hemen ülkesinin elçiliğine gider ve bayrağı astırır. 1500 metre yarışının son yüz metresinde en yakın rakibi ile arasında otuz metre fark vardır. Öndedir. Son on beş metreye girilir, önde olan bir şey vardır, ülkesine altın madalya kazandıracak olmanın heyecanı. Yüreği heyecana dayanamaz, bayılır ve düşer. Bu genç atletimiz Vahran Papazyan’dır.

 

  • Kerkük Türklerinden Ahmet Bedevi, evlenmek üzereyken 1. Dünya Savaşı patlak verir. Savaş kaybedilince Hindistan’a gider. Mustafa Kemal’in özgürlük ateşini yaktığını gazetelerde okuyunca kız arkadaşı Meral ile döner ve Kurtuluş mücadelesine destek verir. Sarp kayalıklarda yürürken ayağı kayıp düşen arkadaşı Meral’i kaybeder. Ahmet Bedevi yalnız kalır. Manisa’ya yerleşir. Yaz kış atleyiyle dolaşan Manisa Tarzanı(apaçisi) Ahmet Bedevi İstiklal Madalyası sahibidir.

 

Mehmet KUVVET

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.