Şiir Ekspresi

ŞİİR EKSPRESİ   & MEHMET KUVVET

YIL :15 / SAYI: 748

 

İLK UÇAN İNSAN OFLU MOLLA UZUN HASAN

 

Hazerfen Ahmet Çelebi’den önce ilk uçan insanın Trabzon Oflu Molla Uzun Hasan olduğunu biliyor muydunuz.?

Bugün, Türk Hava Kuvvetleri'nin Trabzon’un Of ilçesinde kuracağı radar üssünden uçmuştu...

15. yüzyılın ortalarında Cos tepesinden, Baltacı deresi üzerine doğru uçuşunu başarabilmiştir.

Of Medreselerinde eğitim gören öğrenciler tarafından "‘Bu adam şeytandır, öldürün’ şeklindeki teşviklerinden ötürü öldürülmüştür.

                                                                               Erdal Eksert

 

 

Gelirim

 

Senden yana gel gel sesi duyarsam

Bağrımı sevgine açar gelirim

Hele hele yalnız ben sana yarsam

Etrafa neşe saçar gelirim

 

Hasretin kavurup yakıyor beni

Neyleyim bir kere sevmişim seni

İstersen kapına kul eyle beni

Seni sultan diye seçer gelirim

 

Aşkınla inlerim teller misali

Sanadır akışım seller misali

Sevgin kanat olur yeller misali

Yeter ki gel gel de uçar gelirim

 

                    Nuray Tanrıverdi

 

 

Bağbozumu

bu bağ bozumu da destursuz savrulurken
sızım sızım kanıyor uçlarımda gelincikler
göğün hali mora tutkulu
bulutlarda kararsızlık
yağmurun sürmelerimin buğusunda efkarı
tenhalarımda
çığlıklarımın ovalanan serçe kanatları
çırılçıplak yalnızlığı
maviliklere uzayan semazen eğilişlerinin

içime üşüşüyor hepsi
sararan umutlardan düşen ne varsa
yalın arayışlarda titreyen izler
gurubun ağzından yüreğime damlayan
tan kızılı sancısı karanfillerin

bana ne oluyor böylesi
niye !Ağlıyor şafaklarımda ılgın düetler
mızrap telin incelen sazında
paramparça güllerim çehresi
kör usturalarda
baharlara düş büyüttüğüm filizleri bakışlarımın
ahraz gidişleri ihanetin kol kola yağmalanmış gençliğimle

bir fısıltıdır adımı yazıyor afyon siluetlere
çıplak ayakları
safran sarısı esareti
bana ne oluyor! Allah'ım
yine ne terk ediyor beni
bu bağbozumunda bulduğum!

Filiz Kalkışım Çolak

 

ELENİ

Hey! Eleni hey!

Urum’un kızı…

İhtiyar karabaşı dut ağacında sallandırdığın gün

Babamın alnına kazmayla vurdular.

Komşular yaptı,

Komşunun çil suratlı çocuğu.

Komşunun çil suratlı çocuğu üstelik anama sövdü,

Babamın ölüsüne karşı

Sonra, suyu kanlı kazmasıyla kendi tarlasına bağladı.

Zamanla Eleni, zehirli baldıranlar boy attı orada.

Duvarda kaldı yıllarca kanlı gömlek,

Benim ödevimdi onu temizlemek Eleni.

Korktuğundan değil, elim varmadı.

Küçük kardeşim Haziran’ın 18’inde

11.yılına basacak mahpusluğu…

 

Hey! Eleni hey!

Kaymakam’ın baldızı hanım kişi

Benim yer yatağımda yatar mıydı?

Ak ineğin göstekisine bakar mıydı?

Hele sabahları kalkıp bana su kaynatır mıydı?

 Ve ben o sahillerin çocuğu

Işıklı şehirlere yollandım.

İstanbul dediğin bir küçük çarşı!

“meyhaneden aktım da geçtim

Taşdeleni rakıya kattım da içtim…”

Dışarda yağmur yağıyordu…

Eleni, n’olur perdeni şöyle birazcık arala,

Sana gürül gürül sevda hikayeleri anlatacağım…

 

Av. Adnan TOPSAKAL – 1955

 

   AŞK-I YEKTA & AKSEL TANRIVERDİ

Köyümün şair ve yazarlarıyla her zaman gurur duyuyorum. Böyle bir yapıtın varlığını duyunca hemen gurup arkadaşlarıma okumak için önerimi yaparak kitabı temin edip zevkle okuduk.

Güzeller güzeli Aylin, Stajyer avukattır. Adliyede davaları takip etmekte ve ilgiyle izlenmektedir. Birkaç stajyer kız arkadaşı, mahkeme kâtibi İpek ve Avukat Alper’le boş zamanlarını kantinde çay sohbetiyle geçirmektedirler. Alper Aylin’e âşık olsa da belli etmemektedir.

Aylin’in anne ve babası bankacı olup baba trafik kazasında ölmüştür.  Annenin roman olacak bir hayat hikayesi vardır. Kasaba çocuğudur. Öğretmen babası görev yerine hamile eşini götürememiştir. Annenin doğumunu yalnız yaptıran köylü ebe doğan Ömer bebeyi annenin kucağına verse de onun baygın halinden faydalanarak ikizi Bediha’yı çocuğu olmayan kendi kızına ulaştırmayı başararak İstanbul’a postalar. Zamanla Bediha’nın Öğretmen babası da İstanbul’a tayin olmuş aynı kasabalı hemşerileriyle komşu olmuşlar ve Bedha kardeşi Ömer’le aynı mahallede büyümüş ve zamanla gerçeği öğrenmişlerdir.

    Adliye Stajyerleri bir gün çok yakışıklı ve isim yapmış Avukat Yekta Bey’in duruşmaya geleceğini öğrenirler.  Aylin, duruşma salonuna giderken biriyle çarpışmış dosyası düşmüştür. Toplarken pardon bile demeyen yakışıklı adam yoluna devam eder.  Aylin, mahkeme salonunda yerini alıp duruşma başlayınca söz alan avukat stajyerlerin çıkarılmasını talep eder. Aylin, çarpıştığı kişinin Yekta olduğunu anlar. Kızgın ve gururlu bir eda ile salondan çıkar. Aylin, Yekta’ya âşık olmuştur.

Kantin buluşmalarında Yekta Bey, Kâtip İpek’le çay içmekte diğerlerini görmezden gelmektedir. Yekta ve İpek piknik yapma önerisini dile getirirler ve Adalara gitme kararı alırlar. Aylin, Yekta’nın internet sayfasında gezinirken ‘’AY bu gece başka doğdu. Kalbim sevda LİNka söylüyor’’ ibaresi dikkatini çekmiştir.

Adalar gezisinde Aylin ile Yekta guruptan ayrı kalınca dertleşirler. Aşk sözcükleri dökülür. AYLİNka yazısının şifresi açığa çıkmıştır. Birbirlerini delicesine sevmektedirler.

Nişan, düğün konuşulurken Yekta, bol ücretli bir dava almıştır. İncelemek için Almanya ya gider. Nişan ertelenir. Bilgi ve belgeleri toplayan Yekta Ankara’ya dava için gelmiş Otelden Aylin’le konuşmuş ve sabah haber alınamaz olmuştur. Aylin bir türlü sevdiğine ulaşamamaktadır. Anne- babası ayrılınca evlenmemiş halasının yanında büyümüş olan Yekta’nın Halasını da aradığında onun da ulaşamadığını öğrenir Ankara yoluna hareket eder. Yekta, duruşmaya giderken arabasında bıçaklanıp öldürülmüştür. Yeni bir davanın içinde bulur Aylin kendini. Katil melankolik aşık arkadaşı Alper’dir.

Aylin, bitmiştir. Kendi hayatını anlatan arkadaşı İpek’in telkinleri ve Yekta’nın önerdiği kitapları okuyup kendisine şifreli yazılmış kitap sonlarındaki mektuplarla normal hayata dönmeye başlamıştır.

‘’Gerçek Aşka ve mutlu sonlara inanmıştık’’ Naptinkerton  vari çekici bir kurgu. Okurken elinizden bırakamayacaksınız.

                                                                                         Mustafa GÜMÜŞTAŞ

                                                                                     Satır Arası Kitap Kulübü

 

 

                                                                                                

     23 NİSAN

 

Bugünün küçükleri,

Yarının büyükleri

Okuyup öğrenerek

Koşacağız ileri.

 

Düşünen kafamızla,

Çalışan kolumuzla

Boğarak karanlığı

Işıldayacağız hızla.

 

Topraktan biter gibi,

Göklerden yağar gibi,

Dağılacağız yurda.

Tohum serpilir gibi.

 

Andımızdır bu bayram

Varlığımız bu bayram

Geri dönüş yok asla

Kutlu olsun bu bayram.

 

   Anıl Kuru

 Fatih İMKB İlkokulu. İstanbul

 

 

 

En Güzel Ela Senin Gözlerinde

 

zamanla bitmez dediğimiz her şey biter
yaraya tütün basar bir parça bezle sararlar
yaşam gözyaşı dökecek kadar kısa olsa da
en güzel manzara uçurum kenarından görünür

hayat yaralı bir kuş bazen kör topal
yolcudur sığınılacak yer arayan
ne gündüz ne gece gidecek yer bulamayan
el insaf der yanıltır kimi zaman

şairler şiir yazarak duyguları dışa vururlar
sözü olmayanın sesi içinde kalır
ve çığlık olup kulaklarını sağırlaştırır
hadi bana teselli çoğalt acı şuramda durur

her zaman özel biri olmalı insanın hayatında
yalnızlık sağır bir arkadaş gibi yanı başında
yaşamak bir sanat hayaller azalınca
unutma ıslanmadan yüzülmez ki

yaş elli yolun yarısını çoktan devirdim
lehçesi bozuk bir ömrün sonbaharındayım
gecikmiş ergenliğimi yaşıyorum
en güzel ela senin gözlerinde

Cemal Karsavran

Marmaraereğlisi / Tekirdağ

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.