Şiir Ekspresi

İNSAN BEYNİ HECKLENİR Mİ?

Robert A. Norman ve Sharad P. Paul’un Son Doğal İnsan -Nereden Geldik Nereye Gidiyoruz? adlı Yonca Aşçı Dalar’ın çeviri kitabından bazı bilgileri aktarıp yorumlayacağım bu bölümde.

  • “Tanrı bu ağaçlarla ilgilendi, kuraklık, hastalık, heyelan, binlerce fırtına ve sellerden kurtardı onları fakat aptallardan koruyamaz.” John Muir
  • “Evde birden çok TV bulunması çocukluk çağı obezitesine yol açıyor.”

Çevre bilinci için söylenen ilk söze bizlerin söyleyecek sözü olmasa gerek. İnsanların ve hatta yerel yöneticilerin istisnai durumlarının dışında tüm dünyada aynı değil mi? Ama canlıya bu denli önem veren bir dini inanca sahip olan toplumlarda bu durumun çok daha beter olması manidar.

İkinci söze gelince obezitenin dışında aile bireylerinin ilişkileri ve de toplumdaki insan ilişkileri de bu durumdan payını almaktadır.

 

     Biyolojik Evrim mi, Kültürel Evrim mi?

  • “Daha iyi bir gelecek için en büyük umudumuz; karşılıklı sevgi ve saygıyı, bilgi ve eğitime öncelik verilmesini, doğal kaynakların korunup çevremize verdiğimiz zararın en aza indirilmesini teşvik eden değerlerin geliştirilmesidir. Yani bizi biyolojik evrim değil kültürel evrim kurtarabilir ancak.”
  • “Otuz yıl içinde insanüstü zekâ yaratmak için gerekli teknolojik imkanlara sahip olacağız. Bu olaydan bir süre sonra ise insanlık çağı sona erecek.” San Diego Ünv. Vernon Vinge (1993)

 

İkinci sözün savunması birincisi sanki değil mi? Hızla ilerleyen teknolojik gelişmeler karşısında hala “Milli ve Yerli” tartışması yerine bu sözleri çoktan aşmış olmalıydık. Gelin işe iyi insan olmaktan başlayalım, kendi fikri olan, sürü psikolojisinden uzak, çağını yakalamaya çalışan, insanlık doğrusunu gören, düşünen insan!

“Günümüzde teknoloji, insanların bilindik beş duyularını kullanmadan bilgisayarlar aracılığıyla iletişim kurmalarına imkân veriyor. Gelişmiş, hassas nöroteknoloji cihazları kullanarak konuşma veya yazmaya gerek kalmadan, bilgiyi bir kişiden diğerine doğrudan aktarmayı başaran Hintli ve Fransızlardan oluşan mühendisler ekibi, ‘İnsanlar arasında doğrudan beyinler arası iletişimin mümkün olduğunu ortaya koyduk.’ dedi. Bilgiler 8000 km. uzaklıktaki iki dernek arasında kafa derileri arasında aktarıldı. (Plas One)”

Alın şimdi size bir soru; böyle bir çalışma doğrulandıysa insan beyni hecklenir mi? Bizler hala “Denize girsek oruç bozulur mu?” sorularını sora duralım insanoğlunun nelerle uğraştığına bakın siz. Eğitim sistemimizi düşünmeyen insanlar durumuna getirenler utansın. Ama şimdiki 60 yaş kuşağı teknoloji çağını çok hızlı yaşadı. Yani radyodan televizyona, televizyondan bilgisayara, bilgisayardan internet ve cep telefonuna hızlı bir geçişi yaşadı. Şimdi ise bütün bunları göz ardı edip “Bizim zamanımızda…” diye başlayan cümlelerle iktidarda kalamayacaklarını biliyorlar. Teknoloji çağı gençler geliyor! Umarım yeni kurulan dünyada ülkemiz yer alırken bu beyinler sınırlarımız içerisinde olurlar. “Yoksa bulunan aşıyı bizimkiler buldu.” diye böbürlenip aşı için kuyruğa girmenin ne anlamı var?

Doğayı Taklit Etmek

“İnsan doğaya zorla değil bilgiyle hükmedebilir. Sihrin başarısız olduğu yerde bilimin başarılı olmasının nedeni budur; bilim doğayı büyülemeye kalkışmamıştır..” Jacob Bronowski

Taklit edeceğimiz şey doğanın kendisi olmalıdır. (Biyomimikiri) doğadan esinlenerek felçli bir insana yapacağımız dış iskeletle onu maraton koşusuna katabileceğimiz gibi kesici aletler üretmek için kunduzların kendi kendini bileyen dişlerinden esinlenebiliriz. Doğa esin kaynaklarıyla doludur. Yarasaların ekolasyonu (yansıma) insan eliyle üretilenin milyarlarca kat üstünde bir durumdur. En meşhur biyometrik buluş cırt cırt bant köpeklerin tüylerine yapışan pıtraklardan esinlenmemiş midir sizce?

Yani sözün kısası; dünyamızda bizlerden çok daha uzun süredir var olan varlıkların bilgeliğini anlayabilirsek, kendi yenilikçi buluşlarımızı geliştirmekle kalmaz, gezegenimiz üzerinde sürdürülebilir bir yaşam kanıtı olan canlılardan pek çok şey öğrenmiş oluruz.

Reçeteli ilaçların %40’ının doğadan karşılandığını unutmayalım. 1970’lerden sonra gözden düşen bitkilerin yerini topraktaki bakteri ve mantarlar alınca antibiyotikler ortaya çıkmış olsa da bitkiler ve doğal kaynakların ilaç üretiminde kullanımı %70’lere çıkmıştır. Ekonomik kaynakları silah üretiminden sağlıkla ilgili sektörlere yöneltebilirsek nelere imza atamayız ki dünya insanları olarak! Kurşun geçirmez yelek üretimi, ameliyat ipliği üretimi yine çevre dostu otlardan gerçekleştirilmektedir. Mürekkep balıklarından yararlanılarak üretilen askeri kamuflaj elbisesi üretimi, sunta ve diğer ahşap malzeme üretiminde kullanılan yapı malzemelerinde kullanılan suya dayanıklı tutkal üretiminde birbirine sıkıca yapışan midye kabukları esin kaynağıdır.  Kurbağa ayaklarındaki yastıkçıklardan esinlenip duvara tırmanan robot ve araba lastiği üretimi, yeni nesil bant üretimi gerçekleştirilmiştir.

Alman şair Goethe aynı zamanda filozof ve doğa bilimci olup ağaçlarda yaprakların dizilimini incelerken güneş enerjisinden verimli yararlanmanın yollarını araştırmaktaydı.  Bu özelliklerden faydalanılarak inşaat sektörü filotaksik kuleler inşa etmişlerdir...

Özetle, “Standartlarımızı doğal dünyadan almalıyız. Bu doğal dünyanın sınırlarını ve bu sınırların ötesindeki gizemi, bu düzende yetkinliğimizi açıkça aşan bir şey olduğunu kabul ederek, bilgelerin alçakgönüllülüğüyle onurlandırmalıyız.” Çekoslavakya Eski Cumhurbaşkanı, edebiyatçı Vaklak Havel

                                                                                    Mehmet KUVVET

 

 

 

TRAFOLARA FIRÇA DARBESİ VE GÖRSEL ŞÖLEN & YOMRA

Grileşmenin pik yaptığı, betonarmenin çevrelediği dört tarafımızı soğuk kasvetli bir hapishaneye dönüştüren bir yapılaşma ile karşı karşıya olduğumuz gerçeğinin hepimiz farkındayız...

Neyse ki Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık gibi ileri görüşlü, modern, sanat yönü yüksek biri ile yolları kesişen ressamlar; sanatsal dokunuşlarla Yomra’nın çehresini değiştirmeye başladı. Bu değişim dalgası için sanatçı dostlar, şimdilik trafoların görüntü kirliliğine karşı fırça ve paleti konuşturmaya başladılar.

Kentimizin güzide ilçesi Yomra için kollar sıvandı. Sanatçılarımız Sevgi Birinci Özdemir, Zuhal Kurt Sadıklar ve Yıldıray Yıldırım Yomra’nın çehresini değiştirerek modernleşmesine katkı sunmaya başladılar.

Umarım diğer belediyelerimiz de bu sanatsal değişime sıcak bakar ve yaşadığımız ortamlar bir nebze de olsa renklenerek görsel ziyafet şölenine dönüştürülür. Böylece sanatçılarımızın yapmış olduğu bu çalışmalar yaşadığımız bu pandemi döneminde psikolojik olarak yüreklere motive edici etkisini yansıtmış olur.

Başta Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık olmak üzere sanatçı ekibinde yer alan Zuhal Sadıklar, Sevgi Birinci Özdemir ve Yıldıray Yıldırım’ı bu çalışmalarından ötürü kutluyorum. Yapılan çalışmaları Yomra Belediyesinin sayfasından ve turart61 (instegram) sayfasından takip edebilirsiniz.

 

Yazgı

Dal uçlarında büyüsün bahar

Ben sıkıntımı koyu sulara

Rüzgârlı camlara

Çarpa çarpa büyüdüm

 

Burdan bakınca gülen ayva

Ordan bakınca kocaman yaraydım

Kanayıp durdum dünyanın ağzında

 

Akşamdan yorgun düşen sürgünün iniltisinde

Kendim sandım

Kendimi sürüye sürüye

Karnı büyük kuyulara sardım

 

Kurulan paslı bir zembereğim

Ayarlanmıştım günaşırı bozulmaya

Ben kendimi acının kapısına bıraktım...

 

Güzin Şahinler

 

 

  SANA GEÇ KALDIM

Bir vedaya astım söyleyemediklerimi

İçimi yaksın diye çaresizliğim.

Sen gittin ya yoksun ya

Vurgun yedi sessizliğim gözlerinden.

Her köşe başı yokluğuna dönüyorum

Zifiri karanlık içime akıyor geceden.

Adımlarından önce

Varlığın yok oluyor hayalimden

Geceye küser gibi yolun sonunda

Kayboluveriyorsun aniden...

Saçımda ağartıyorum hasretini

Gençliğim uykuya düştü

Bu yüzden sana geç kaldım.

Şimdi bir şizofren kadar rüyadayım

Odama koyduğum suretine ağlıyor

Gidişine yas tutan gözyaşımı

Kokunla mühürlediğim dudağıma

İnmeden kurutuyorum...

Kalbin acımasın yar

Ben seni söyleyemediklerim kadar seviyorum

Susuşum hep bundandı

Gidişinse...

Uykuya düştü gençliğim

Sana geç kaldım.

 

Bahriye Kefelioğlu

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.