Şiir Ekspresi

ŞİİR EKSPRESİ   & MEHMET KUVVET

YIL :15 / SAYI: 750

 

 

SON DOĞAL İNSAN

Nereden Geldik Nereye Gidiyoruz?

Robert A. Norman

Sharad P.Paul

Çeviren: Yonca Aşçı Dalar

 

                           BİLİYOR MUYDUNUZ?

 

  • Daltonizm (Renk körlüğü) üzerinde çalışan Dalton renk körüydü. Kırmızı ve yeşili ters görüyor oluşunu, göz küresindeki sıvının mavi oluşuna bağlıyordu. Ölümünden sonra sıvının incelenmesini vasiyet etti. İncelendi de ama sıvı mavi değildi. Renk körlüğü X kromozomu üzerinde taşınan çekinik bir gendi.

 

  • İnsan, yaşamı boyunca yaklaşık 35 kilogram deri hücresi kaybeder. Önceleri embriyonik kök hücrelerinden deri elde edilirken, şimdi deri hücresinden emriyonik kök hücresi üretilmektedir.

 

  • Kök hücreden yeni sperm ve yumurta üretilebileceğini biliyor muydunuz?

 

  • Mavi göz geninin çalışmayan(kırık) OCA2 geni olduğunu ve yaklaşık 6000-10000 yıl önce yaşamış tek bir mavi gözlü atadan geldiğini biliyor muydunuz?

 

  • Zekâ ile ilgili tek bir gen olmadığını, gen kümesi olduğunu, zengin kişilerin doğan çocuklarının zeki olmaları için paraya kıymaları gerektiğini biliyor muydunuz?

 

  •  Gelecekte çoğu insanın doğar doğmaz genetik testlere tabi tutulacağını, genomlarının belirleneceğini ve sonrasında hangi tedavilerin en uygun olacağı ve hangi organların bozulup değiştirilmesi gerekeceğinin saptanacağını biliyor muydunuz?

 

  • Modern kanser araştırmaları sırasında köpeklerin cilt kanserini algıladığını biliyor muydunuz? (Tümörler, yalnızca köpeklerin algılayabildiği bir koku yayarlar. Köpeklerin burnunda 220 milyon, insan burnunda ise 5 milyon koku reseptörü vardır. Bu yüzden koku algılamakta insanlardan kat kat üstündürler.)

 

  • Duyularımızın oluşumunda sinirlerde meydana gelen tüm olaylar birbirinin aynısı olduğu halde tepkiler farklıdır. Yani, kimini görür kimini işitiriz. Bu farklılığın nedeni yorum merkezlerinin farklı oluşudur. Bu şu demektir, kulağınıza gelen mekanik ses dalgasının oluşturduğu sinir impulsunu işitme merkezi yerine görme merkezine yollayıp yorumlandıktan sonra göze gönderirseniz o sesi görürsünüz. Yani yakın zamanda parmak uçlarımızla işitip dilimizle koku alabiliriz.

 

  • Dikkat dağınıklığı:

 

Bir adam, gece rüyasında uzun bir kumsalda Tanrı ile yan yana yürüdüğünü görür. Kumsal onun yaşam yolunu temsil etmektedir. Bu yol boyunca çoğu yerde çift ayak izi varken, yaşamının en çok acı ve sıkıntı çektiği dönemlerinde ayak izi sayısının teke indiğini fark eder ve Tanrı’ya neden onu sıkıntılı zamanında yalnız bıraktığını sorar. “Dikkatli bak sevgili yavrum” der Tanrı. “Ben seni hiç yalnız bırakmadım. Diğerlerinden daha derin olan o tek ayak izleri bana ait. Çünkü o sırada seni kucağımda taşıyordum”

Annelerin hamileyken ayak izlerinin derin oluşu size bir şey anımsattı mı?

  • Biz istemedikçe!

“Biz istemedikçe ‘Son Doğal İnsan’ noktasına gelinmeyecek. Sürdürülebilirlik her şeyden önemli. Doğa bunun için uğraşıyor, biz de bu meşaleyi taşımaya devam etmeliyiz. Daha gelişmişi değil, doğru olanı yapmalıyız. Hem kendimiz hem de bu gezegende yaşayan diğer canlılar için.” Shard P. Paul

 

İşin özü bu. Bu gezegende yaşarken aldıklarımıza karşın ne bıraktık? Gerek bilgi birikimi yani bilim gerekse bu bilginin aktarımı açısından iyi insan yetiştirebildik mi? Yoksa hep keser gibi kendine yontan bir nesil yetiştirerek gelecekte yaşayacak olan yeni kuşakların yaşam alanlarını ellerinden mi aldık? Ya da çok ince hesaplarla uğraşan küçük insanlar mı olduk? Bir yaşantı ile sonlandırayım yazımı. Çocuğunu üniversite sınavlarına hazırlık kursuna kaydettirmiş olan bir imam taksit ödemeye kursa geliyor. Söylediği cümle şu: “Hocam, pandemi(korona) bizi çok etkiledi, bir taksitimizi silebilir misiniz?”  Kalın sağlıcakla ve vicdanınızla!

 

                                                                Mehmet KUVVET

 

 

 

 

           MERHABA ARDUINO & Cansel KÜÇÜK - Burak EVRENTÜRK

                         

Biz öğretmenleri gururlandıran en güzel şey öğrencilerimizin iyi bir kariyer yaparak kendine, ailesine, ülkesine ve dünyaya yararlı eserlerle karşımıza çıkmalarıdır. Ben de bu zevki yüzlerce kez tadan bir öğretmenim. Tebrikler Cansel…

MERHABA ARDUINO, kodlama ile ilgili, bilimsel, öğrenci ve öğretmenlere ışık tutan bir kitap.

Arduıno: Bir elektrik devresini, bir beyinle yönetmek istediğinizde devreyi kontrol edebilmek için kullanacağınız kart. Birkaç çeşidi vardır.

Or kodlar, karekodlar, akıllı telefonların, dijital kameraların çalışmalarında bu kartlar kullanılır. Kodlamaların ana yapısını oluşturur. Karmaşık olsa da yazılımlarla otomatik kapı açılım ve kapanışları, sulama ağını belirli saatlerde açılıp kapanmasında, kalp rahatsızlıklarını haber vermede, sokak lambalarının akşam yanıp sabah sönmesinde, araba sensörlerinde, asansörlerde, led lambalarda, robotik kodlamalarda ve daha bir çok alanda bu kartlar dan yararlanılmaktadır. Devreler, kodlamalar, güç kaynakları, piller, kablolar, yazılımlar anlatılıyor. Şemalarla açıklanıyor.

    Düzenledikleri seminerlerle birçok öğrenci, öğretmen ve iş insanlarına ulaşarak bilgisayar yazılımlarıyla kolaylaşan iletişim hareketlerini bilimin ışığında tanıtıyorlar.

     Elektronik araçları kolay kullanabilmek isteyenlerin elinde bulundurması gereken bir eser. Emeğinize sağlık genç beyinler.

      İlhami Şahbaz, kendi yazdığı şiiri okudu.

     “ Demir leblebi çiğnemekle geçiyor

      Irmağın akışı…

      Dehşet bir çarkın dişlisi toprak

      Dönüyor çark, tek akıyor

      Ya çark dönecek ya ırmak kuruyacak!”

                               Mustafa Gümüştaş

                               Satır Arası Kitap Kulübü

 

 

                   ÖLÜMÜN AĞZI & İRFAN YALÇIN

 

Roman 1979 yılında yazılmış ve   1980 yılında Türk Dil Kurumu roman ödülünü kazanmış.  Romandaki olaylar Zonguldak’ta geçiyor. Çevirmenlik kariye de bulunan Yazar da Zonguldaklı. 

Roman üç bölümde anlatılırken zamanın paşalarını da tanıma imkanlarını buluyoruz. Anşa, üç savaş görmüş İbrahim Çavuş, Recep Çavuş, gariban Emine, Hasan ve Niyazi gibi İkinci dünya Savaşı yılların da kömür ocakları çevresinde yaşayan köylülerin zorunlu MÜKELLEFİYET   nedeniyle Kömür madeninde çalıştırmalarının acı hikayesini okuyoruz. Mükellefiyet, Savaş ve zorunlu ihtiyaç Kömür.

‘’Ocakta çalışan katır az bulunurdu, kazma- kürek sayıyla verilirdi. Ama bize gelince, karıncalar kadar çoktuk biz’’

Yanlışlıkla madene mükellef olarak getirilen yaşlı adamın ve yaşlı kadının saçlarını kestiren maden yetkilisinin davranışını galiba canıiler yapmazdı. Maden çökmesiyle göçük altında kalan üç işçiyi köyüne götürmeyip orada gömmeleri ve madenden kaçan işçinin karısı Emine’yi dağa kaldırmaları, Emine’nin intihar etmesi ölümüm Ağzı başlığı çağrıştırıyor.

Emile Zola’nın Germinal Romanı ile Yılmaz Erdoğan’ın Kelebeğin Rüyası Filmini hatırlatıyor insana.

Yanlış yerde dünyaya gelmişiz buba, biz şehirde doğacağımıza köyde doğmuşuz! Köy insanı demek eziyet insanı demek… Paran olacak. Paran oldu mu tamam. Hacının oğluna, Kâzım’ın oğluna niye mükellefiyet yok da bize var. Hey gidi para Hey!

  

                                                         Satır Arası Kitap Kulübü

 

 

 

GÜLE GÜLE USTA (1 Temmuz 1947 - 24 Nisan 2021)

 

Şeref Öztürk,

1947 yılında, Kalkandelen, Tetova, Makedonya`da doğdu. İlkokulu İnegöl`de, ortaokul ve liseyi (terk) İstanbul`da okudu. Yurdun çeşitli yerlerinde endüstri elektriği konusunda işletmecilik yaptı. Yüksek gerilim, bobinaj ve ısı cihazları üzerinde uzmanlaştı. Şeref Usta adıyla tanınan şairin şiirleri birçok antoloji ve dergide yayınlandı. “80 Kere Söyledim” ve “Suskun Şehir Gözlerin” adlı iki şiir kitabı yayınlandı. “Gittin de Papatyalardan Taç mı Taktın Başına” adıyla Tilki Kitap tarafından yayınlanan eser şairin üçüncü şiir kitabı.

 

KEFKEN'E SONE

 

Dalga inat direndi kazımaya adını

Kaya karşı duruşta; izlemekte kadını

 

Tuzlu bir suydu zaman, damarda seyyah bazen

İzlediği yol uzun, binlerce yıldır gezen.

 

Okyanuslar aşar da bir bakışla batardı

Bilinen sır değil ki içinde ne yatardı.

 

Yaşam kendi çarkında kırarken dişlisini

Hangi kabuk saklardı içinde işlisini.

 

Dünyada var olmayı sanmaksa hüner bir an

Kimler imaret kurup, kimi eylemiş viran.

 

Söz söylemek hünerdir bilmek de abdallıktır

Her şeyi çok unutan en müstesna balıktır.

 

Ne kaya isim verdi ne de Kefken sırrını

İnsanlar bekleyerek yitirdi aşk asrını.

 

Şeref Öztürk

 

 

 

En Güzel Ela Senin Gözlerinde

 

zamanla bitmez dediğimiz her şey biter
yaraya tütün basar bir parça bezle sararlar
yaşam gözyaşı dökecek kadar kısa olsa da
en güzel manzara uçurum kenarından görünür

hayat yaralı bir kuş bazen kör topal
yolcudur sığınılacak yer arayan
ne gündüz ne gece gidecek yer bulamayan
el insaf der yanıltır kimi zaman

şairler şiir yazarak duyguları dışa vururlar
sözü olmayanın sesi içinde kalır
ve çığlık olup kulaklarını sağırlaştırır
hadi bana teselli çoğalt acı şuramda durur

her zaman özel biri olmalı insanın hayatında
yalnızlık sağır bir arkadaş gibi yanı başında
yaşamak bir sanat hayaller azalınca
unutma ıslanmadan yüzülmez ki

yaş elli yolun yarısını çoktan devirdim
lehçesi bozuk bir ömrün sonbaharındayım
gecikmiş ergenliğimi yaşıyorum
en güzel ela senin gözlerinde

Cemal Karsavran

Marmaraereğlisi / Tekirdağ

 

 

     

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.