09.10.2021, 09:48

Şiir Ekspresi

ŞİİR EKSPRESİ   & MEHMET KUVVET

YIL :16 / SAYI: 768

                             

EKİM AYI NE GÜNLER GÖRÜYOR

Ekim ayında diğer aylarda olduğu gibi o kadar çok gün ve hafta kutlaması var ki. “Var da ne oluyor?” diyeceksiniz. Evet “Ne oluyor?”

Kocaman bir hiç. Neden kutlarız bu günleri. Bir gün anımsanmak çok mu önemli her gün anımsanmadıktan sonra…Olsun yine de kutlayalım, dostlar alışverişte görsün. Hem de en cana alıcı değer verdiğimiz insanların günüyle başlayalım. Dünya Yaşlılar Günü ile. Başka neler mi var?

  • Dünya Emzirme Haftası

-Camiler ve Din Görevlileri Haftası

-Dünya Emzirme Haftası

-Dünya HABİTAT Günü

-Dünya Konut Günü

-Dünya Mimarlık Günü

-Dünya Çocuk Günü

- Dünya Hayvanları Koruma Günü

- Dünya Uzay Haftası

- Dünya Öğretmenler Günü

- Ahilik Haftası

- Dünya Posta Günü

- Dünya Ruh Sağlığı Günü

- Dünya Gazete Dağıtıcıları Günü

- Dünya Standartlar Günü

- Dünya Gıda Günü

- Dünya Yoksullukla Mücadele Günü

- Dünya Menopoz Günü

- Birleşmiş Milletler Günü

- Hasta Hakları Günü

- Kızılay Haftası

- Cumhuriyet Bayramı

- Uluslararası Karadeniz Günü

Bunların hepsi önemli belki ama benim en değer verdiğimden birisi Cumhuriyet Bayramı’dır. O olmazsa hiçbiri olmaz. Sevgi ve sağlıkla kalın.

  BABA VE PİÇ & Elif ŞAFAK

                      

Türk ve Ermeni ilişkilerini her iki yönden bakarak anlatan yazar acı hatıraları, kinleri, nefretleri hayalleri, beklentileri irdelemiş.

Türk Kazancı ve Ermeni Çakmakçıyan ailelerinin iki toplum arasındaki ilişkileri baharat, yiyecek ve potasyum siyanid bölümleri altında kaleme alıyor yazar.

Kazancı ailesinin erkeklerinin uzun yaşamadığı, dört kız kardeşin evlenip ayrılsalar da hiç evlenmemiş olsalar da cici baba anneyle ve en küçük kız kardeş Zeliha’nın tecavüz sonucu kızı Asya ile yaşamaya devam etmektedirler.  Tek erkek olan Mustafa Amerika’da Arkeolog olarak çalışmaktadır.

Amerikalı Roza, İstanbul’dan Amerika’ya göç etmiş Türk düşmanı Ermeni Barsan Çakmakçıyan’la elenmiş ve Armanuş adında bir kız annesidir. Aile hep İstanbul da ki evlerini anlatmakta, Türkleri kötülemekte Roza’ya baskı uygulamaktadırlar. Roza dayanamaz ayrılarak inadına Türk Mustafa ile evlenir.  Armanuş, iki eşik arasında git gellerle büyümüş genç kız olmuştur.

Armanuş, dedelerinin memleketini merak etmektedir.  Üvey babasının kız kardeşlerinin yanına İstanbul’a gelir. Zeliha’nın babasız kızı Asya ile çok iyi anlaşırlar. İstanbul’u gezip alışveriş yapmaktadırlar. Dedesinin evinin yerini bulsalar da apartmanlar yapılmıştır. Türkler, babasının anlattığı gibi değiller çok iyi insanlardır demektedir.

Mustafa, karısı Roza ile İstanbul’a 20 yıl sonra döner. Amaçları ailesi ile karısını tanıştırmak, özlem gidermek ve kızlarını alıp evlerine dönmektir. Çok iyi karşılanmışlardır. Geldiklerinin 3. Gecesi fal bakan kız kardeş Mustafa’nın odasına bir kâse aşure ile girer. Asya’nın babası kim? Diye sorar. ‘’Aşureyi bırakıyorum ister ye ister yeme’’ der. Mustafa, huzursuz bir halde Potasyum Siyanudlu aşureyi yer. Kırk yaşındaki Mustafa’nın Cenazesinde Anne Zeliha kızı Asya’nın kulağına bir şeyler fısıldar. Asya, Mevtaya yaklaşıp sana baba mı, dayı mı diyeyim der.

İmran Karaman, Mehmet Kuvvet’in “Baban iyi mi” şiirini okudu.

 Payına düşen haykırıyor

Gövdesine giydirilen acıdan

Özsu birkaç ırmakla

Damarlarına akıyor

Soğuk duvarlar

Yaşama dönüyor yüzü

Odanın sesi değiştiriyor

Bütün dualar ve ayinler gibi

Isınıyor elleri.                                      

Mutafa GÜMÜŞTAŞ

Satır Arası Kitap Kulübü

merhaba yüreğim

merhaba avutulmuş çocukluğum

merhaba suspus geçen gençliğim

merhaba tüm bunlardan geriye kalan vakit

tüm mülteci isteklerimi

ıslak çarşaflar misali

mandallayıp göğe asarak

sesleniyorum size

şimdi bir değil bin bir gecenin

belâsı boynumda

volta atarken düşlerim

kirpik uçlarımda

hiç uyumadığımı hatırlattı

yatağım ve yorganım

namerte eğilmemek için

dik duran omuzlarıma

bir tespih hâtimesine

dizdiğim iyilikler

peşinden koşmadığım kötülüğün

nazarına uğradığından beridir

otuz üç dakikamın

hüzünsüz geçmediğini anladım

tüm hükümleri ciğerimi söke söke

kendim geçirdim kendi boynuma

ve avuçlarımda tırnak izlerimden kalan

yaralar ile hükümsüzdür diye

yazdırdım tüm zabıtlara

denilen o ki

ta kundakta bebeyken

çizmiş yazımı Yaradan ufacık alnıma

sürüne sürüne de değil

ipinden kurtulmuş atlar gibi

sanki koşarak geldim bu yaşıma

hiç sonu gelmeyecek gibi

kırlara güneşe göğe koştum

tutuldu güneşim

yıkıldı göğüm

kurudu kırlarım

şimdi benden

ne göğü insan dolu köy olur

ne de kasaba

ninni olsam uyutmam bir çocuğu

yağmur olsam yeşertmem bir bağı

güneş olsam doğurmam sabahları

bir şafak olsam

en uzununa denk gelirim gecenin

ahh şu kahraman kılıklı

dingin bedenim

dilinde bir ikinci mısrasını

hatırlamadığın şarkılar varken

ve düşlerin saç tellerine sarılı

duvarlara çarpa çarpa uçarken

annen dokunarak öperdi yanaklarını ya

işte sen bir o vakit güzeldin...

neslihan eyüboğlu


 

ÇİLE

Gaiblerden bir ses geldi: Bu adam,

Gezdirsin boşluğu ense kökünde!

Ve uçtu tepemden birdenbire dam;

Gök devrildi, künde üstüne künde...

Pencereye koştum: Kızıl kıyâmet!

Dediklerin çıktı ihtiyar bacı!

Sonsuzluk, elinde bir mâvi tülbent,

Ok çekti yukardan, üstüme avcı.

Ateşten zehrini tattım bu okun,

Bir anda kül etti can elmasımı.

Sanki burnum, değdi burnuna "yok"un,

Kustum öz ağzımdan kafatasımı.

Bir bardak su gibi çalkandı dünyâ;

Söndü istikamet, yıkıldı boşluk.

Al sana hakikât, al sana rûyâ!

İşte akıllılık, işte sarhoşluk!

Ensemin örsünde bir demir balyoz,

Kapandım yatağa son çâre diye.

Bir kanlı şafakta, bana çil horoz,

Yepyeni bir dünyâ etti hediye.

Bu nasıl bir dünyâ, hikâyesi zor;

Mekânı bir satıh, zamânı vehim.

Bütün bir kâinat muşamba dekor,

Bütün bir insanlık yalana teslim.

Nesin sen, hakîkat olsan da çekil!

Yetiş körlük, yetiş, takma gözde cam!

Otursun yerine bende her şekil;

Vatanım, sevgilim, dostum ve hocam!

Necip Fazıl Kısakürek

Yorumlar (0)
14
parçalı bulutlu
Namaz Vakti 26 Ekim 2021
İmsak 05:13
Güneş 06:38
Öğle 12:10
İkindi 15:04
Akşam 17:33
Yatsı 18:53