ŞİİR EKSPRESİ’NE GELENLER

Bu hafta Aydın / Nazilli’de yaşayan Gazeteci – Yazar dostumuz Kerim ÖZBEKLER’in kargoyla ilettiği dergilerle haşır neşir olduk.

Gazeteciliğin yanı sıra kültür elçiliğine kendini adamış olan arkadaşımıza teşekkür ediyoruz.

İletileri aracılığıyla Nazilli’de gerçekleştirilen Kültür Sanat Etkinliklerinden haberdar olduk.

İletileri arasında bulunan dergilerden biri “Aydın Efesi” adlı kültür sanat edebiyat dergisi. 56, 57 ve 59. sayıları ile karşılaştık. On yıllık olan dergiye uzun ömür diliyoruz.

Bir diğeri ise “Zeytin Dalı” dergisi. ‘Kilis’in Kültür Sesi’ olan ücretsiz dağıtılan derginin 91. sayısı ve dergi 24 yaşında. Buna da uzun ömür diliyoruz.

Ayrıca 4 yaşındaki “Nif Sanat”ın 10. Sayısı – Sivas Katliamını konu edinmiş- Şair Veysel Çolak’ı dosya konusu edinen “Çayyolu” dergisi ve “Genç Yürekler” adlı dergilerin 5. Sayıları ile karşılaştık.

Hepsinin ömürleri uzun, içerikleri kültür sanat insanlarımızın ürünleriyle dolu dolu olsun temennisiyle bir kez daha teşekkür ediyoruz Sayın Kemal Özbekler’e, sağ olun, sağlıklı olun.

Mehmet KUVVET

 

 

 

 

VADİDEKİ ZAMBAK & BALZAC

 

Fransız Edebiyatı’nın önemli eserlerinden olan Vadideki Zambak; dünyanın en büyük ve en tutkulu aşk romanlarından biri olarak kabul edilmektedir. Millî Eğitim Bakanlığı’nın seçmiş olduğu 100 Temel Eser arasına da girmiştir.1835 yılında bir gazetede tefrika edilmiş, 1936 yılında yayımlanmıştır. Balzac ise bu eserini ‘’En titizlikle çalıştığım romanlardan biri ‘’diye tanımlamıştır.

Roman bir taşra kasabası olan Tours ile o dönemin Paris’inde geçmektedir. Yazarın uzun uzun tasvirleri sayesinde biz de o adada yaşarız âdeta.

Kaynaklara göre Balzac; henüz küçücükken süt anneye verilerek âdeta unutulduğu üç yıl yaşamış. Daha sonra okul yıllarında da unutulmuş, horlanmış, yalnız ve harçlıksız bırakılmış. Mutsuzluk, ilgisizlik ve yalnızlık onun içine kapanmasına neden olmuş, bu durum onu okumaya yönlendirmiş ve böylece hayâl gücü gelişmiş. Bu yüzden Balzac’ın çocukluğunun ve ergenliğinin bir nevi yansımasını Felix de görürüz. Çocukluğundaki yalnız bırakılmışlığı, içine kapanıklığı Felix’e yansımıştır.

Vadideki Zambak, balo sahnesiyle başlar. Madam’ı gördüğünde ona duyduğu umutsuz aşk da burada başlar. Madam ise her anlamda ona destek olan, bir anlamda annelik yapan, iki çocuklu, sorumluluklarının bilincinde ve saygın bir aileye mensuptur. Statüsüne ve ailesine yakışır davranır. Romana katılan Madam Dudi’den sonrası ise olaylar farklı bir yere yönlenir.

İnsan Psikolojisi, Paris’in siyasi durumunu ve çeşitli kesimlerinde yaşayan insanların davranışlarını romanı okurken fark ederiz. Bu sebeple bu romanı sadece bir aşk romanı olarak değerlendirmemeliyiz.

Balzac, değişik karakterler üretmekte çok başarılı bir yazardır. İnsanlık komedyası 2000’e yakın karakter içermektedir.

Balzac 19. yy’da hem ‘romantizm’ hem de ‘gerçekçilik’ akımından çokça etkilenmiştir.

Edebiyata oyun yazarı olarak başlayan Balzac çok eleştiriler alınca roman yazmaya başlar. Ölümünden sonra elliye yakın roman taslağı bulunmuştur. Hayatı boyunca seksen beş adet roman yazmıştır.

1830 yılında bütün öykü ve romanlarını topladığı ‘’İnsanlık Komedyası’’ adlı kitabının içinde yer alan Taşra Yaşamı’ndan Sahneler adlı bölümünden olan bir romandır Vadideki Zambak…

Mustafa Gümüştaş, Mehmet Kuvvet’in ‘Sökük Coğrafya’ adlı şiir kitabından ‘Hoşça Kal Gökyüzü’ isimli şiirini okudu:

“…

buralar; gemilerin unuttuğu liman

yarayı kanattı yelkendeki martılar

batık gemilerdi beni anlayan

hesabı ödedik, şarkıları bitirdik

şimdi eğildiğimiz yerde dalgalar…”

 

Dilber KURT

Satır Arası Kitap Kulübü

 

 

 

BİR SEVDA MASALI

 

Bir bulut süzüldü yıldızlar şehrine

Teniyle uyumluydu beyaz elbisesi

Yüzüne akşam güneşi süzmüştü

Titriyordu heyecanlı elleri

Pamuk yüreği bir yıldız için atıyordu

Uzaktan vurulmuştu ona

Cesur ışıklar belirdi gözlerinde

Sevda isimli yıldıza ulaştığında

Masum aşk harfleri vardı sözlerinde

Parlayan ellere dokunduğunda

Dolunayın eteklerinde dans ettiler

Gece orkestrası eşliğinde

Sevda masalına yerleşerek

Birlikte kaydılar hayal denizine

 

Yasemin Buluntu / İstanbul

 

 

Gelmek Bile Hatırlamakla Aynı An

 

Akıllanmadım zerre kadar hadi sen al gel 

Akıllanalım anlat da bizde anlayalım

Koptu fırtınalar çözümün adı ayrılık

Yüz yüze bakacak kalmadı hiçbir tanıdık

 

Başını öne eğ kaldırma bu seferde

Beklide senin yürüyüşün yanlıştır 

Düzelt de gel başka sefere

Kayıp olalım değişik şekillerde

 

Karanlık içinde bulma beni

Yıldızların sayılacak rakamı belirsiz

Yüz yüze bakacak insanlar kaldı mı

İçimizde yüreğe değecek şekilde şekilsiz

 

Delilikler bile zaman zaman

Kayıp olmak bile bir zaman

Çıkıp gitsen dönüşü olmayan yollara

Gelmek bile hatırlamakla aynı anda

 

İsmail Esiner

 

 

DAVULCU VE KEFEN PARASI

 

Uzun yıllar önce Bursa’da bir davulcu yaşıyordu. Ramazan gecelerinde sahurda insanları uyandırmak için davul çalan adamcağız, geriye kalan on bir ayda ise düğünlerde-şenliklerde-mitinglerde hünerini sergileyip ekmek parasını kazanıyordu.

Aradan yıllar geçti, davulcu yaşlandı ve aklına o güne kadar hiç düşünmediği bir soru gelip oturdu. Hayatını ramazan ayları dışında içkili düğünlerde, eğlencelerde de davul çalarak kazanmış. Kefen parasını da bu kazandıklarından bir kenara ayırmıştı…

Aklını kurcalayan soru, işte burada devreye giriyordu.

–Acaba bu kefen parası caiz miydi, değil miydi?..

Düşündü, taşındı. Diyanet İşleri Başkanlığı’na, danışmaya karar verdi… Durumu anlatan bir mektup yazıp aynı soruyu sordu, gelen yanıtla başından aşağıya adeta kaynar sular dökülmüştü.

-Caiz değildir!..

Adamcağız, büyük bir üzüntü içinde hikayesini dönemin en ünlü yazarlarından Hasan Pulur’a yazdı. Mektubu büyük bir şaşkınlık içinde okuyan Pulur, “Olaylar ve İnsanlar” köşesine taşıyıp, adamcağızın hikayesini ve Diyanet’in verdiği cevabı anlattıktan sonra şu soruyu sordu;

–Diyanet “caiz değildir” diyorsa, demek ki bir bildiği vardır! Benim de onlara bir sorum olacak, oradaki din görevlileri maaşlarını devletten alıyor. Devlet ise bu paraları, halktan aldığı vergilerden ödüyor. Vergi verenlerin içinde meyhanecisi de var, kerhanecisi de var… Bu durumda aldıkları maaş caiz midir, değil midir?

Ortalık karıştı tabi! Sonunda Diyanet İşleri Başkanlığı, “Konu yanlış anlaşılmış, yanlış karar verilmiştir. Kefen parası, caizdir.'' diyerek konuyu kapattı.

Aktaran: Engin ŞAHİN

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.