ŞİMDİ HERKES HORONA!

   En kısa Karadeniz romanı; sonra jandarmalar Feride'nin çamurlara saçılmış dantellerini, oyalı mendillerini toplayıp bohçasına koydular. En uzun Karadeniz romanı; Şampiyon Trabzonspor! Üç aylık bir aradan sonra yeniden profesyonel futbola dönmek her takım için zordur. Hele de Trabzonspor gibi ligde şampiyonluğu kovalayan ve İstanbul yerel basınının her daim hedefinde bir ekipseniz. Zira zaman denilen olgu birçok şeyi alıp götürür sizden. Hayatın doğası gereği ''aynı ırmakta iki kez yıkanılamaz.'' Trabzonspor için problematiği daha da artıran şey kaptan Jose Sosa'nın sakatlığı nedeniyle Göztepe karşısında ilk on birde sahaya çıkamıyor oluşuydu. Ama Trabzonspor İzmir ekibi karşısında ilk yarıda oldukça diri bir görüntü verdi. Oyundaki analitik çözümlemesi ve bordo mavili ekibin fizik kondisyonu iyiydi. Rakibine göre daha mobildi ve pas trafiği gole dönüktü ve yeşildi. Trabzonspor ilk yarıda Göztepe karşısında Nwakaeme'nin kafasıyla golü bulduktan sonra ligdeki liderliği için de sahada özgüven tazelemiş oldu. Sörloth'un pasında Ekuban'ın yararlanamadığı net bir gol pozisyonu da vardı. Müsabakanın ilk yarısında işler Trabzonspor açısından iyi gidiyordu. Ta ki müsabakanın pembe gömlekli hakemi Zorbay Küçük'ün Guilherme'yi uyduruk bir faulden sonra ikinci sarı kartla oyundan atana kadar. Tipik bir Türk hakemi eyyamı, mental rezervasyonu şeytanlıkla dolu bir hakemin futbolla olan kötücül ilişkisinin klasik fotoğrafı. Pozisyonu tam olarak görmedi. O kartı şeytana danışarak verdi. Modern futbolda bu türden bir kart bulamazsınız. Türkiye'de futbol bu işte; küçük hakemlerin büyük ligi. Tribünler bomboş, futbol oynansın, ortalık şenlenin istiyorsunuz ama imkânı yok. Soyadı gibi küçük bir medeniyet görgüsüzün zihnindeki şeytan sizi bu aksiyondan mahrum ediyor. Trabzonspor müsabakanın ikinci yarısında sahada bir kişi eksik oynayınca oyunun hamaliye kısmını ev sahibi ekibe bıraktı. Sörloth'un sağdan ısrarla taşıdığı topla ikinci gol geldi. Trabzonspor açısından işler tam rayına girecekken Zorbay Küçük'ün cinleri devreye giriyor ve futbol fiziksel mücadeleden büyülü gerçekliğe (Latin Amerika'da edebiyat akımı) dönüşüyor. Şimdi elimizde iki örnek var. Ligin son müsabakasında, Trabzonspor-Başakşehir, Nwakaeme'nin Skirtel tarafından Başakçehir ceza sahası içinde paket gibi düşürülüşünü bir gözünüzün önüne getirin. Bir de Da Costa'nın Göztepeli futbolcuya yaptığı flu hareketi gözünüzün önüne getirin. İlkine devam diyet Türk hakemi ikincisine penaltı cart diye penaltı çalıyor. İşte bu aşamadan sonra futbolda mantık kayboluyor. Bu kadar tutarsızlığın olduğu bir oyunun analizini yapmak koca bir budalalıktan başka bir şey değil. Yani Göztepe - Trabzonspor müsabakasının tek heyecanı vardı. O da Zorbay Küçük'ün gündüz gözüyle gördüğü ve futbola renk katan pembe hayaller. Trabzonspor bu şartlara rağmen sahadan 3 - 1 gibi açık bir galibiyetle ayrılmayı başardı. Başta pandemi arasında işi sıkı tutan yönetimi, teknik direktörü, teknik heyeti ve tüm futbolcuları tebrik etmek gerekiyor. Hep öyle çelik lalelere bakıp üzülecek değiliz. Şimdi herkes horona

Önceki ve Sonraki Yazılar