Siyaset zor zanaat

 Son günlerin malum popüler konularının başında kısaca mafya diye adlandırdığımız illegal faaliyetler içinde bulunan bir örgütün lideri olan Sedat Peker’in açıklamaları var.

   Sanıyorum 9 ayrı açıklama (video kaydı) ile iktidar ve devlet yöneticileriyle olan ilişkilerini anlatıyor.

   Anlattıkları içinde bence doğru ve yanlışlarla saptırılmış doğru ve saptırılmış yanlışlar da mevcut. Demokrasisi yerleşmiş, hukukun üstünlüğü hâkim kılınmış bir ülke de geçmişi büyük soru işaretleri taşıyan böyle bir adama sadece adli vaka olarak bakılabilir.

   Ancak, demokrasisi amaca ulaşmada vasıta, hukuku haklıların hukuku olmaktan çıkmış güçlülerin hukuku olmuş, kanunları zamana ve zemine göre defalarca deforme edilmiş, iktidarı ve muhalefeti ile sorumlulukları taşeron edilmiş bir memlekette bunu asla sadece adli vaka olarak göremezsiniz.

   Geçmişi sabıkalarla dolu bir hukuk sistemine sahibiz. İstiklal mahkemelerinden bu yana, sıkıyönetim mahkemeleri, Yassıada mahkemeleri, 12 Eylül mahkemeleri ve yakın zaman FETÖ terör örgütü uzantılı mahkemeler ve davaları ile son olarak FETÖ bağlantılı ihraçların yerine alınan hâkim ve savcıların en azından bir kısmı için soru işaretleri hep oldu ve olacaktır.

   Adalet, tasvir ve simgelerinde gözü bağlı, elinde terazi tutan heykellerle tanımlanırken kimseye biat etmeyecek ve kimseden emir almayacak manasında önünde ilik ve düğme olmayan cübbeler tüm dünyanın ortak tanımıdır.

   Ülkemizde uzun zamandır hukuk başta olmak üzere birçok ana mesele siyasete alet ve yem edilmiştir.

   Cumhuriyetin siyasal tarihi boyunca devletin ve devlet kadrolarının siyasallaştırılması, partizan anlayışın devlette hâkim olması çoğu zaman sorun olmuştur.

   Geçmiş başbakanlar zaman zaman bunun hata olduğunu görmüş bundan dönmek için hamlelerde de bulunmuştur ancak hantal devlet yapısı ve işbaşındaki ekiplerin mevziiyi bırakmama arzusu engel olmuştur.

  Esasen bunu en net görenlerin başında da sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan gelmektedir.

   Yirmi yıla yaklaşan iktidarın ilk on yılında devlet içindeki bürokrat oligarşisinden bahsetmiş ve yeni Cumhurbaşkanlığı yönetim sisteminde bakanlar kurulunun siyaset dışından, politize olmamış bürokrat ve teknokratlardan hatta iş adamlarından oluşacağını beyan etmiştir. Bu tezini savunurken de bakanların siyaset yerine kendi alanlarına ve işlerine odaklanacağını söylemiştir. Bakanlık atamalarında bu söylediğini de büyük oranda yapmıştır.

   Ancak maalesef siyaset dışından gelen bakanlar da büyük oranda politize olmuştur.

  Tahsis edilen bakan yardımcılığı kadroları da bu sistemin siyaset ayağını tamamlayıcı kadrolar olarak hayata geçirilmiştir.

  Tekrar konumuza dönersek devlet, siyaset, mafya ilişkileri yabancı olduğumuz konular değildir.

Devlet yapımız, yönetim şeklimiz, hukuksal boşluklarımız bu ilişkilere iştah kabarttırır. ‘’Devletin malı deniz yemeyen domuz ‘’ sözü ancak bizim gibi ülkelerde tanım bulabilir.

   Operasyonla ele geçirilmiş terör örgütü mensuplarının itirafçı oldum diyerek gizli tanık vasfı ile Genel Kurmay Başkanı’nı ‘’silahlı terör örgütü liderliğinden yargılatması’’ tarihteki ayıplı sayfalar arasında yerini alırken, söyleyen ya da suçlayan kim ve hangi nedenle olursa olsun Sedat Peker isimli şahsın anlattıklarında bahsi geçen kişi ve konuların tek tek incelenmesi şarttır.

   Bu işin üzeri oldu bittilerle ya da hamasi söylemlerle kapatılamaz. Aksi takdirde en büyük zararı önce iktidar sonra memleket görecektir.

      

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.