SİYASETİN DİLİ

9 Eylül 1923 de Halk Fırkası, 1924 de Cumhuriyet Halk Fırkası ve 1935 yılında isminin son halini alan Cumhuriyet Halk Partisi ile başlayan Cumhuriyet döneminin siyaset hikayesi 1946’da kurulan Demokrat Parti sonrasında, sağ ve sol kavramları üzerinden kendini yeşertse de, ilk defa 1983’de Anavatan Partisi ile Solun aşırıya kaçmayanları ve sağ seçmenin hemen hemen tamamını kapsayan seçmen pastasının büyük payında yani sağda kendine yer edinen milliyetçi ve muhafazakar kesimleri de içinde toplayan, kısaca 4 eğilim olarak adlandırılan yapı ile Vatandaşın karşısına çıktı.

 12 Eylül 1980 darbesi ile yönetimi ele alan askeri yönetim (ki, o günün şartlarında çok büyük halk desteği almıştır ) ve bunun öncesinde tabiri caizse “kardeşi kardeşe kırdıran anarşi ortamını” görmüş seçmen kitlesinin teveccühüne mazhar olan Anavatan Partisi’nin yaklaşık 20 yıllık başarısının arkasındaki temel unsur ülkeye çağ atlatan vizyonun yanı sıra başta rahmetli Özal olmak üzere “kullanılan siyaset dili idi”.

Her anlamda arabesk bir yapıya sahip olan ülkemiz, coğrafi olarak ve sosyolojik açıdan birçok rengi barındırırken dilinden lehçesine, dininden mezhebine varıncaya kadar da çeşitli zenginliklerin ana yurdudur.

Bir ucu Avrupa’da, diğer ucu Asya’da iken kökleri ile Ortadoğu’ya bağlı olan kaç ülke var dünya üzerinde.

Aynı anda plajları ile kayak merkezlerinde yoğunluk yaşayan kaç coğrafya bilirsiniz.

Kısacası ALLAH cc bizi bunca renge ve güzelliğe bezemişken, siz siyaset yapasınız diye bu yüce milleti kamplaştırmak, siyah ve beyaz gibi ikiye ayırmak kimin haddine ve hayrına olur.

En basit tabirle hakaret, hatta zaman zaman küfre varan sözler en çok ta bu sözleri sarf edenlere zarar verir. Kısa vade de taraftarlarınızı, saflarınızı netleştirip keskinleştirse de uzun vade de memleket hayrına İşler olmaz.

Hiçbir partiyi dışarıda bırakmaksızın iktidarı ve muhalefeti ile söylüyorum, gelin bu üsluptan vaz geçin. Hakaret, küfür gibi dünyanın hiçbir yerinde hoş karşılanmayan hiçbir derde çare olmayan bu negatif dil, enerji kaybından başka hiçbir şey değildir.

Aklımızı, enerjimizi, zamanımızı, kısacası yaşamımızı ülkemize, milletimize, dünyamıza ve insanlığa yararlı şeyler kazandırmaya harcayalım. Tamamının 1 gram dahi etmediği bir virüsün insanlığa verdiği zararı görmüyor muyuz?

Milyarlarca yıl geçmişi olan kainatta bizden önce kimler geldi, kimler gitti. Koca koca devletler, liderler dünyaya ayar vereyim derken düştükleri hali görmüyor muyuz?

Zafiyetlerimizi, yetersizliklerimizi, eksiklerimizi karşımızdakini aşağılayarak değil, bilhassa eğitimle, çalışarak, görevleri liyakat sahiplerine vererek ve artık hakkını veremediğimizde işgal ettiğimiz makamları devir etmesini bilerek görevimizi tamamlamalıyız…

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum