Siyasi hesaplaşma ve Trabzon Barosu seçimleri

Ekim ayında Trabzon Barosu'nun başkanlık seçimi gerçekleştirilecek. Mevcut başkan Sibel Suiçmez yeniden aday olduğunu açıklarken baro seçimleri öncesi AK Parti Trabzon eski Milletvekili Avukat Ayşe Sula Köseoğlu mevcut yönetimi hedef alarak baronun Sibel Suiçmez yönetiminde siyasallaştığını iddia etti. Köseoğlu buna örnek olarak da referandum sürecinde baronun hayır cephesine çalışmasını gösterdi. Köseoğlu Kuzey Ekspres'te haber olarak da yer alan şu ifadelere yer verdi:

"Bana göre baro yönetiminin değişmesi gerekir. Çünkü referandum sürecinde siyasi parti gibi tamamen hayır cephesine çalıştı. Tarafgir oldu. Meslek örgütü başkanları siyaset yapacaklarsa siyasete girsinler ama yapmayacaklarsa tarafsız olmalıdırlar. Meslek örgütleri siyaset yapma yeri değildir. Meslek örgütleri kucaklayıcı olur ve mesleki anlamda sorunlara ilişkin çalışmalarda bulunur. Siyasi sonuçları olan işlerde aktif rol almamalıdır"

Bu açıklamalar AK Parti'nin sosyal demokrat kimliği bilinen Sibel Suiçmez'den ciddi anlamda rahatsızlık duyduğu anlamına geliyor. Peki bu eleştiriler haklı bir temele oturuyor mu? Bu soruya şu soruyu sorarak cevap verebiliriz. Baro başkanlığına Sibel Suiçmez değil de Nusret Yılmaz seçilseydi durum çok mu farklı olacaktı? Bu sefer baro referandum sürecinde evet yönünde bir propaganda sergileyecekti. Bu sefer de muhafazakar kimliğiyle bilinen baro başkanı siyasi iktidarın politikalarına paralel bir yönetim anlayışı ortaya koyacaktı. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

***

Şu unutulmamalı… Siyasi partiler ve politikacılar mevcut siyasi platformlarda hesaplaşma alanlarını kullanmalarına ilave olarak sivil toplum kuruluşlarını ve her türlü meslek örgütünü de bu hesaplaşmanın bir aracı yapıyor. Bu baro içinde geçerli. Avukatlar da bu hesaplaşma içinde kendilerine yer açıyorlar. Siyasi görüşlerine göre kendilerini konumlandıran avukatlar mesleki hassasiyetleri gözetecek ve mesleki sorunlara çözüm getirecek adaylar yerine kendi siyasi görüşlerine yakın isimlerle dirsek teması kuruyor.

Şimdi gene benzer bir sahne ortaya konulacak, onu bekliyoruz. Yani AK Parti'nin sosyal demokrat bir baro başkanının karşısına muhafazakar kimliğiyle ön plana çıkmış birini ortaya sürüp sürmeyeceğini; buna bağlı olarak siyasi hesaplaşmaların Trabzon Barosu ayağındaki durumunun ne olacağını bekleyip göreceğiz.

Ama bütün bunlardan ayrı olarak baro başkanlığına aday olacak ve o başkanları seçen avukatların asıl meşgul olması gereken meseleye odaklanması ve baroyu bu siyasi hesaplaşmanın aracı olmaktan kurtarması gerektiği kanaatini de taşımaktayız.

***

Bizce barolar, baroya kayıtlı tüm avukatların mesleki onurunun ve haklarının korunup geliştirilmesini, onların ekonomik-sosyal, kültürel ve mesleki gereksinmelerinin karşılanmasına katkıda bulunulmasına ağırlık vermeli. Yine hukuk politikaları oluşturulması ve bunların hayata geçirilmesi için her türlü çalışmalar yapmak suretiyle avukatlar arasında iş birliği ve dayanışmayı sağlamak amacını gütmeli.

Türkiye genelindeki baroların olduğu gibi Trabzon Barosu da vizyonunu avukatların kendine güvenen, donanımlı, sosyal sorumluluk bilinci gelişmiş, öğrenme ve gelişime açık, yeteneklerini adalete ve adaletin gerçekleşmesine yardımda kullanabilecekleri gelişime katkı yapacak yardım ve faaliyetler yapmakla sınırlı tutmalı.

Yine Trabzon Barosu avukatların ve avukatlık mesleğinin geleceğe yönelik beklenti ve özlemlerinin; gelecekte bugünden daha iyi olması ve yaşayacakları geleceğin koşullarına uygun olarak yetişmelerinin ve o şekilde mesleklerini yapmalarının şartlarını hazırlamaya katkı için, çözülemeyen meslek sorunlarının çözülmesi, meslektaşların ulaşamadıkları sosyal ve ekonomik imkanlara ulaşmalarına imkan sağlayan, büyüme ve gelişmenin önündeki engellerin kaldırılmasını hedefleyen bir yapı için mücadele etmeli.

Bütün bu vizyonu ve misyonu bir kenara itip siyasi hesaplaşmaları baro üzerinden yürütmeye çalışmak Trabzon Barosu gibi saygın bir kuruma zarar vermekten başka hiç kimseye bir fayda sağlamayacaktır.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar