Gürsel Özgür

Gürsel Özgür

SİZCE NASIL OLACAK?

  Literatürümüzde; milattan önce, milattan sonra tanımlamalarına aşinayız da, artık covid’den önce ve sonra tanımlaması da yer alacak galiba.
Sonrası ile ilgili pek çok tahminler ve değerlendirmelerin olması doğaldır, ben de kendi gözlem ve değerlendirmemi yazacağım.
İddia etmek ve ısrarcı olmak gibi bir niyetim yok, zira bir konuda en doğrulayıcı şey zamandır. Zaman en tarafsız ve acımasız değerlendirmeyi yaparak haklıları tüm açıklığıyla ortaya çıkaracaktır.
Devasa olarak görülen uluslararası örgütlerin hiç etkin olmadıkları anlaşılmış ve bu acınacak ve yetersiz haliyle olmalarının da gereksizliği gün yüzüne çıkmıştır. Bu örgütlerin adeta çalışanlarına maddi kazanım sağladıkları yerler olduğu, göz boyamayla birlikte yalancı umutlar verdikleri ortaya çıkmıştır.
Kendini dünyanın hamisi ve adeta sahibi sanan sözde dünya devlerinin ise cüce kadar işe yaramadıkları ve yarattıkları algının altında kaldıkları açıkça herkes tarafından gözlemlenmiştir.
Bir zamanlar çok söylenen bir şarkı vardı. ‘’ Bütün dünya buna inansa bir inansa, Hayat bayram olsa, İnsanlar el ele tutuşsa, birlik olsa, Uzansak sonsuza.’’ Hayat Bayram Olsa adıyla bildiğimiz şarkının sözleri çok hoş. Ama üzülerek söylemek gerekirse, öyle olamayacağı da anlaşıldı. Yani; Dünya kardeşliğinin aslında gerçekleştirilebilmesi olanaksız düşünce yani ütopya olduğu da ortaya çıkmıştır.
Aslında yeni bir tespit değil, açlıktan sefaletten ölen milyonlarca insanı izleyen zalimler, zülfüyâra dokununca hoplayıp zıplamaya başladılar. İğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır atasözü ne doğruymuş meğer… Çuvaldızı başkalarına hiç sıkılmadan rahatça batıran Emperyalistler, kendilerine uygulanma ihtimali olan küçük iğneye bile dayanamadılar. Başkaları hakkında fütursuzca, ahlaksızca hüküm verenler, kendileri masada olduklarında, hani gece tavşana ışık tutarlarda öyle kalır ya bunlar da afallayıp donakaldılar.
Bu biyolojik savaş mı, kaza mı yoksa yarasa yemekten kaynaklanan bir sorun mudur bilinmez, ancak bilinen şu ki, bilimden hiçbir zaman uzaklaşılmamalı.
Bu günleri ebedi Liderimizin kurduğu sistem sayesinde az hasarla atlatma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Ne demiş Cumhuriyeti sağlam temeller üzerinde kuran Mustafa Kemal Atatürk; ‘’Dünyada her şey için, uygarlık için, başarı için en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında rehber aramak dikkatsizliktir. Bilgisizliktir, yanlışlıktır.’’
Şimdi herkes neden medet umuyor, aşının bulunmasından yani bilimden; kimden çare bekliyor, bilim insanlarından. Ne demişti Atatürk?
Sonrası için değerlendirmem; Fransız Devrimiyle ortaya çıkan Ulus Devletçiliğin daha güçleneceği yönündedir. Yani bunu; yasama, yürütme ve yargı erklerini ulusal bir hükümet elinde merkezileştiren ve erkin vatandaşların siyasal karar sürecine katılımını sağlayan devlet olarak tanımlayabiliriz.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 3'üncü maddesine göre, “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür”. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olması onun ulus devletçiliği anlamına da gelir.
O halde; tam bağımsız, kendi kendine yeten, vatandaşların birbirleriyle kenetlendiği, sosyal adaletin ve adil paylaşımın sağlandığı modele dönüşümü başaran devletlerin yükselişe geçeceğini değerlendiriyorum.
Devletin Millet için var olacağı, ancak devletin de şefkatli Ebeveyn rolünün gereği; vatandaşların, sağlık, eğitim ve savunma gereksinimlerini karşılıksız ve eksiksiz sağlayacağı sistemler ayakta kalacaktır.
Küreselleşme, özelleştirme ve askerîleşme ile özdeşleşen Neoliberalizmin azgın ihtirası, paranın çaresizliğini sanırım bu pandemiden ders çıkararak anlamıştır.
‘’Sağlıklı olmak için para mı yoksa bilgi mi gereklidir’’ konulu münazarada tartışırken Cumhuriyet Ortaokulundaydım ve bilgi tarafında olarak savunucusuydum, yine aynı taraftayım. Paranın gücünün yetmediği ve aciz kalarak bir işe yaramadığını çok net gördük. Gerçi iki kavramda birbiriyle iç içeler ama bilgi her zaman bir adım öndedir ve olmaya devam edecektir.
Şimdi size şöyle bir soru sorsam ne derdiniz; sayısal lotodan para mı çıksa sevinirsiniz yoksa Trabzonsporlu Prof. Dr. Ercüment Ovalı aşıyı bulsa mı?
Hayatımızın her kesimini etki alanına alan ve yaşantımızı olumsuz yönde etkilerken, birçok önemsiz saydığımız şeylerin de ne kadar değerli olduğunu hatırlatarak olumlu etki alanı da oluşturan bu yaşadığımız günlerin İnsanlık tarafından en az zararla atlatılarak mutlu ve değerini bileceğimiz sevginin egemen olduğu günlere ulaşılmasını gönülden diliyorum
Saygılarımla, sağlıcakla kalın…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.