SOĞUK HAYALLER

 O dondurucu kış ayında Federasyonun Sivasspor-Trabzonspor maçını akşam saat 19:30’da oynattığından beri her Sivasspor - Trabzonspor maçlarını daha bir dikkatle takip etmeye başladım.
Soğuk bile, “herkes beni Erzurumlu bilir ama benim asıl vatanım Sivas’tır” demişken böyle bir iklimde bu saatte bu maçı oynatmak eziyetten öte işkence.
Bu sezon fikstür çekildiğinde Trabzonspor’un deplasmandaki Sivasspor maçının hangi aya geleceğini özellikle dikkat çekmiştim.
 Ocak ayının son haftasına denk düştüğünü öğrendiğimde de kendimle bile iddiaya girmiştim.
O maç kesinlikle akşam saat 19:00’dan önce oynanmayacak diye.
Dediğim de çıktı. Maç, bu akşam zemheri kış ayında Sivas’ta oynanıyor ve akşam saat 19:00’da başlayacak. 
Diyecekler ki Sivasspor’un yeni stadı alttan ısıtmalı artık eskisi gibi o -17 derecede oynanan maç değil bu, ama sahada sıcaklık ne durumda olacak önemli olan o.
Onu geçtim böyle bir iklimde federasyonun bu maçı gündüz saatlerinde oynatmama tasarrufu ne onu dahi çözemedim bir türlü.
Futbol bu, her şart ve sahada oynanır denilecek ama hele ki o Umut Bulut’un bir Sivasspor deplasmanından sonra “az daha sahada kalsaydık soğuktan kulağım kopacaktı” sözünü hiç unutamıyorum.
Maç da böyle enteresan düşüncelerimle başladı. 
Sorsan ne yaparız diye önce soğuk havayı bir görmem lazım derim.
Sonra saha dizilişine ve en sonunda da gençlerin özgüvenine.
Bu Hüseyin Türkmen stoperliği çözmüş. Bravo çocuğa kolay çalım yemiyor.
Yusuf Yazıcı ile Abdülkadir Ömür’ün çift tandemli ön libero oyunları kalite bakımından güzel ama oyun içerisinde pek verimli değil gibi görünüyor. 
İkisi de o bölgenin oyuncuları değil. Ama ellerinden geleni da yapmaya çalışıyorlar. 
Yusuf Yazıcı’yı o bölgeye hapsetmek onun muhteşem şutlarından mahrum bırakmak demekti takımı.
Maçta Sivasspor’un 20 dakika süren baskısı Trabzonspor’un saha içerisindeKİ diziliş ve hatalı pas tercihleri yüzünden rakibin topla daha çok oynamasına sebep oluyordu. 
Yanlış tercihler yanlış paslar Trabzonspor’un hızlı hücumlarını da devamlı suretle kesti.
Gereksiz bir panik gereksiz bir telaş vardı bizim oyuncularda. Çok işler yapmaya çalışmaları aslında futbolun basit ve kolay bir oyun mantalitesine tersti.  O yüzden koskoca takım 80 dakika boyunca ne yaptığını bilemedi. 
Amaçsız ve nafile koşular içerisindeydiler.
Abdülkadir Ömür maça iyi başlayamadı. Mı yoksa çok sert markaja mı uğruyordu bir türlü istediği futbolunu oynayamadı. Abdülkadir Parmak da Ömür’ün eksikliğini kapatayım derken asıl yapacaklarını yapamaz oldu. 
İki yetenekli iki süper genç ama yeteneklerini basit oyuna verseler daha iyi olacaklar.
Abdülkadir bugün Ömür katamayınca maça yerini Batuhan’a bıraktı Sivas da Muhammet Demir’i çıkarıp Kone yi soktu.
Kone de golünü attı. 
Maç böyle bitecek mi derken santranın hemen ardından Abdülkadir Parmak son yılların en güzel golünü Sivasspor ağlarına bıraktığında skora da denge geliyordu.
Golün hazırlayıcısı Novak’ın insanüstü mücadelesi ve topu sürüşü de o ana kadar maçta nerede saklandığını ister istemez sormadan da edemiyordu taraftarlarca.
Ne olduysa da o dakikadan sonra oldu.
Maç delirdi. 
Top bir o kalede bir bu kalede gidip gelirken Trabzonspor adına da direkten dönen iki top da maçın şanssızlığıydı.
Son dakikalarda da golü bulup maçı koparabilirdi Trabzonspor. Ben sayamadım son 8 dakikada kaç pozisyona girdi diye. Hele ki öyle bir anlar vardı ki aynı dakikalar içerisinde iki üç pozisyona dahi girilmişti. 
Ama Trabzonsporlu futbolcuların yanlış şut tercihleri ve şanssızlık bu maçın berabere bitmesine neden oldu.
Takımın hepsi de büyük bir özveri ve azimle mücadele etti. Kutlamak gerekir.
Daha da önemlisi yeni bir yıldız daha kazandı Trabzonspor.
Abdülkadir Parmak.
 
 
 
 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.