07.10.2021, 10:10

Sonbahar’da gelemiyorsanız İlkbahar’da bekleriz

Yarışmaların, sınavların beylik sorusuydu öğrencilik yıllarımızda:

Trabzon’un tarihi ve turistik yerleri nerelerdir diye sorulurdu.

Atatürk Köşkü, Trabzon kaleleri ve Sümela en öndeydi. Boztepe ise seyirlik alanların başındaydı.

Sonra Uzungöl çıktı öne…

Yıllar akıp gitti, ulaşım sorunları çözümlendi yavaş yavaş. Yaylaların güzellikleri keşfedildi.

Karadeniz Bölgesi’nin doğusu doyumluk olmaktan çıktı, seyirlik bir yöre oldu.

Şöyle batıdan başlarsanız, Sisdağı Yaylası olanca görkemiyle çıkar önünüze. Baharda sifin çiçeklerinin sarısı, ormangüllerinin mor, pembe, beyaz tonlarıyla şenlenir Sisdağı Yaylası. Güzün de lifosların ve sifinlerin yaprakları kızıla boyanır…

Yayla olmaktan çıktı Sisdağı son yıllarda, mantar gibi biten binalarla şehir görüntüsü verir oldu.

Say say bitmez Trabzon’un yaylaları… Sazalanı’nı, Erikbeli’ni, Kadırga’yı, Beypınarı’nı geride bırakıp Haçka Yaylası’na vardığınızda başka bir görüntüyle karşılaşırsınız.

Haçkalı Baba Camisi, tüm görkemiyle, yaylanın ortasında yükselir çifte minareleriyle.

Sisin bastırmadığı bir güne rastlamışsanız, tadına doyulmaz Haçka Yaylası’nın.

Çok da uzak değildir Kayabaşı, Haçka Yaylası’na… Konaklama tesisleri ve yanı başındaki mesire alanı, her yerde bulunmaz. Ladin ağaçlarının altındaki çimenler, ziyaretçilerine kucak açar. Haçka Yaylası’nın girişinde ve Kayabaşı Yaylası’ndaki göletlere de hayran kalırsınız.

Yayla sularından demlenmiş tavşankanı çayları içer, açsanız, açlığınızı giderirsiniz kuzu etiyle.

Kadıralak Yaylası’nı da unutmamak gerekir. Düzköy üzerinden dönüp Çal Mağarası’nı ziyaret ettikten sonra yolunuzu Rısafa Yaylası’ndan Rosodo’ya çevirirseniz ormanların arasından burula burula uzanan yol Kadıralak’a taşır sizi.

Tonya’nın Kadıralak Yaylası, yakın zamana kadar çok kimse tarafından bilinmezdi. Yolu bile doğru düzgün yapılmadı. Turizme açılmasından kuşku duyar yöre halkı, yaylanın betona boğulmasından korkar. Kadıralak Yaylası’nda açan Mavi Yıldız Çiçeği tanıttı bu yaylayı. Her yıl, nisan ya da mayıs başında maviye boyanır Kadıralak düzlüğü… Uzaktan bakınca, denizin ladin ağaçları arasına taşındığını sanırsınız. Mavi Yıldız çiçeklerinin açtığı dönemde, fotoğrafçıların uğrak yeri olur Kadıralak.

Yaylanın güneyindeki Barak’ta, birkaç yıl önce yapılan göletin, doğaseverlerin uğrak yeri olduğunu da unutmamak gerek…

Karadağ, Serda, Fengo, Ermeni Obası, Hıdırnebi Yaylaları tespih taneleri gibi dizilir Akçaabat’ın tepelerinde. Hem tarihi hem doğayı doldurursunuz içinize bu tepelerde. Ruslara karşı verilen çetin mücadelenin anılarının izini görürsünüz bu topraklarda… Denizi seyredersiniz, geceleyin Trabzon’un ışıkları titrer uzaklarda…

Maçka’nın yaylalarına gitmek isterseniz, Hamsiköy’e uğramayı, ünlü sütlacından tatmayı unutmayın derim. Zigana’nın zirvesi hem kışın hem de yazın kendine çeker insanları.

Soğuk sularıyla şarıl şarıl akan derelerin kaynağını aldığı tepelerin her birinde başka bir güzellik, başka bir yayla karşılar sizi. Ormanların, mor komar çiçeklerinin ve sarı sifinlerin kapladığı tepelerdeki Şolma Yaylası bunlardan biridir.

Bir de Kirazlı Yaylası…

Maçka’dan Coşandere vadisini aştıktan sonra Gümüşhane sınırındaki Camiboğazı Yaylası’na ulaşırsınız. Yolu uzun biraz, bir gününüzü alır genellikle. Ama gitmeye, görmeye değer… Camiboğazı’na beş kilometre uzaklıktaki Çakırgöl’ü görmek isterseniz, yorgunluğunuzu atmış olursunuz.

Yomra’nın, Araklı’nın, Sürmene’nin Gümüşhane sınırındaki irili ufaklı yaylalar da görülmeye değer alanlardır doğa tutkunları için.

Pek çok yaylada bakkal, kasap, lokanta mevcut. İhtiyaçlarınızı karşılar, kimi yaylalarda da konaklayabilirsiniz.

Bir de Sultanmurat Yaylası… Çaykara’nın yokuşlarını, dönemeçli yollarla tüketince tarih kokan Sultanmurat Yaylası’na ulaşırsınız. Doğasıyla, tarihiyle, şehitliğiyle büyülenirsiniz bu tepelerde.

Padişah IV. Murat’ın İran seferi sırasında konakladığı yer… Bir de Ruslarla Birinci Dünya Savaşı yıllarında çarpışmaların yaşandığı alandır.

Yaylaların tamamını böyle kısa bir yazıda anlatmak zor. Gezmek görmek gerekir, yaşamak gerekir…

Sonbaharda gidemeyenler, bahara mutlaka plan yapmalı!…

Yorumlar (5)
Hülya İnce 4 ay önce
Ahh yaylalar...Kelimeler yetmez anlatmaya,yaşamak lazım doya doya.Güzünü,baharını,yazını ve yaşayabilirsen kışını!Beyaz yorganını almışken üstüne sessizliğinde huzur bulacaksın.
Ya da bizim gibi hasret kalacaksın,uzaktan seveceksin.Bir gün kavuşmak ümidiyle yaylana ,yaşayacaksın.Doğduğun topraklarda toprağa kavuşmak ümidiyle.
Kaleminize sağlık...
Hilmi Arslan 4 ay önce
Sayın Kalyoncu, yazılarınızda çok güzel bir bedimleme var. Okurken bana dağları gezdirdiniz. Böyle sürükleyici sanatsal yazılarınızı bekliyoruz. Elinize sağlık, yüreğinizden öpüyorum.
Onur Aydemir 4 ay önce
İnan Kalyoncunun sayfada bulunan bütün yazılarını hepsini tek tek okudum. Hepsi bir birinden güzel. Böyle güzel yazıların bu güzel sitede çoğalmasını bekliyorum. Takipçinizim.
Ali ÇAKIROĞLU 4 ay önce
Yaşa be dostum….Yayla hikayesi Ançak bu kadar güzel anlatılır../selametle kalİnancığım…
Hayriye özkan 4 ay önce
Ahh... mı desek ohh.... mu desek yaylaların dili olsada konuşsa, yaylalar yaşanılır, anlatmakla bitmez, fotoğraflarınla bütünleşdi eline sağlık
Namaz Vakti 24 Ocak 2022
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
5
parçalı bulutlu