12.11.2021, 10:41

SONBAHARIN SON DEMLERİ

Ne çok duygu barındırır insanın içinde sonbahar!..

Yaşanmış nice öyküleri, dudaklarda kalan buruk gülümsemeyi, yüreklerde iyi hatırlanan sevgileri anımsatır.

Acıların, hüznün doruk yaptığı günler yaşanır sonbaharda…

Doğa, sonbaharın renklerine kavuşunca gönüllerde ayrı bir renk cümbüşüne bürünür.

Karadeniz’de sonbahar geldi mi sakin, bir o kadar da romantik geziler başlar dağlara doğru.

Doğa tutkunları, bakır rengiyle hemhal olur, ilkbaharla başlayan ve yaz mevsimiyle süren yaşama sevinci son noktasına ulaşır.

Tatil planları bir sonraki seneye bırakılmasın diye, tüm zarifliği ve güzelliğiyle doğaseverleri çağırır dağlara sonbahar…

Ben de dar ve dönemeçli yollardan bakır kızılı dağlara bir an önce ulaşmak için sabahın erken saatlerinde çıktım yola.

Bir yanımda hırçın Karadeniz, bir yanımda şehir…

Deniz de ekmek kapısıdır insanlar için, dağlar da…

Karadenizlinin tarlasıdır azgın sular.

Ya yaylalar!...

Yöre insanının geçim kapısıdır yaz aylarında. Hayvanları için otlak, kış hazırlıkları için kaynaktır dik yamaçlar…

Hızla üzerime gelen ağaçlar, elektrik direkleri, arabanın camına çarpan böcekler derken Of’tan Çaykara vadisine doğru yol alıyorum.

Kıvrıla kıvrıla akıp Karadeniz’e ulaşan Solaklı Deresi arkadaşlık ediyor yolculuğuma.

Vadi boyunca karayolunun her iki tarafında sararan eşsiz doğanın huzuruyla ulaşıyorum Çaykara’ya.

Yaylaları birlikte gezmek için sözleştiğim İsmail Uysal ile Sultan Murat Lokantası’nda buluştuk.

Vakit nakittir deyip bir an önce uçsuz bucaksız dağlara kavuşmak için Karaçam’ın yamaçlarındaki güzellikleri seyredip fotoğrafladıktan sonra Derebaşı virajlarının başladığı yerdeki han yanında mola veriyoruz. Bir başka dünya burası…

Dik yamaçlar, ormanlar, kayalıklar…

Yolumuza devam etmeden önce İsmail Uysal, dünyanın en tehlikeli yolları arasında yer alan Derebaşı virajları hakkında biraz bilgi veriyor, bu virajlarda yaşanan kazalardan söz ediyor bir süre.

Derebaşı virajlarından gökyüzüne doğru tırmanırken karşı yamaçtan adeta üç güzeller gibi çağlayıp akan şelalelerin doyumsuz güzelliğini, diğer yamaçlarda ise küçüklü büyüklü yan yana dizili yayla evlerini izleme fırsatı buluyoruz.

Zirveye çıktığımızda, meralarda yayılan küçükbaş hayvanların asi (!) sahipleri karşıladı bizi.

Trabzon Bayburt sınırındaki Soğanlı geçidinin yanı başında, Çaykaralıların kullandığı Çencül Yaylası’nda bir iki evin bacası tütüyor hâlâ.

Belli ki bu dağları seven birkaç kişi, kar yüzünü gösterinceye kadar yaylada kalacak.

Kartalların bile alçak uçtuğu dağlarda biraz daha yol alınca, 360 haneli Kuşmer Yaylası’na ulaşıyoruz. Tipik bir Anadolu köyünü anımsatıyor Kuşmer Yaylası. Bölgenin en kalabalık yaylası olma özelliğini taşıyor.        

2500 rakımlı Kuşmer Yaylası’nı arkada bırakarak yönümüzü bölge turizminde önemli bir yere sahip olan Sultan Murat Yaylası’na çeviriyoruz.

Karşı yamaçlarda inci bir gerdanlık gibi dizilmiş Araklı’nın yaylalarını izleyip birkaç dakikalık yolculuğun ardından Sultan Murat Yaylası’nda mola veriyoruz.

Adını Osmanlı Padişahı Sultan Murat’tan alan bu yayla tarih kokuyor, doğa kokuyor. İran Seferi’nde ordusuyla konaklamış burada Sultan Murat… Sonra Birinci Dünya Savaşında Rus ordularına karşı direnmiş yöre halkı. Mücadelenin destanını yazmışlar canları pahasına. Şehitlik tepesinde yatan şehitleri selamlıyoruz yüreğimizle.

Bu dağlarda yaşamayanlar bilmezler damaklarda gizli kalmış ve hâlâ bir adı konulmamış lezzetin tadını…

Burunlarda buram buram tüten yayla kokusu, yüreklerde yaşanmamış nice duygular cam kırıkları olur kanatır ve acıtır sonbahar anılarını.

Geçer gider ömürden bir sonbahar daha, hayallerini tam anlamıyla yaşamadan, anlamadan akar gider su gibi!…

Kelimelerle anlatılamayacak bir sonbahar güzelliği demir atıyor burada yüreğimize.

Gün akşama kavuşmadan şehre ulaşmak için yol alıyoruz bilinmez bir güzelliğin içine doğru…

Sıra sıra dizili yaylalardan, Parma Yaylası ve Sıcakoba’yı da geride bırakıp başlıyoruz dönüş yolculuğuna.

Ne yol ne de sonbahar hiç bitmesin istiyorum.

Sonbahar bütün renklerin bin bir tonunda, sonsuz maviliklerde kaybolma mevsimidir.

Kaçırmayın fırsatı, gidin görün…

Anlatmak zor, yaşamak gerekir Karadeniz dağlarının sonbaharını…

Yorumlar (1)
Aliye Gül Altuntaş 3 ay önce
Aslında sonbahar gidiştir, işim bitti gidiyorum demek, yeni bir başlangıça, her versim ayrı bir sır güzellik barındırıyor.
Namaz Vakti 24 Ocak 2022
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
5
parçalı bulutlu