SONUNUN BÖYLE OLACAĞI BELLİYDİ

Ülkemizde otuz yılı aşkın bir süredir güneydoğu bölgemizde kimilerine göre düşük yoğunlukta kimilerine göre gerçek bir savaş yaşanıyor. Onbinlerce can verdik, daha da veriyoruz. Binlerce ana ağladı ağlıyor ve gelecekte de ne olacağı belli değil. Dünyanın değişik yerlerinde benzeri olaylar yaşanıyordu, duyuyor tam anlamıyorduk. Ülkemizde yaşanan bu acı olayı hala çözemedik, anlayamadık. Bu gidişle anlayamayacağız. Çünkü anlamak istemeyenler zaten anlamaz.

Toplumsal olaylara karşı duyarlıyım. Yazarak konuşarak görüş ve düşüncemi anlatmışım yıllardır. Kimi kez çok karamsar olduğumu söyleyenler olmuş. Kimileri de çok yumuşak bir yaklaşım gösterdiğimi söyler. Bir iki yıl önce diyordum… İnşallah yanılırım. Olaylar çok kötü. Bu gidişle çok acı çok kanlı olaylar olabilir diyordum da “Sen de abartıyorsun”diyenler vardı. Şimdi buyurun bakın bir yıl öncesi ile günümüzü karşılaştırın. 1990’lı yılları değerlendirirken devleti acımasız bulanlar, faili meçhuller için devleti en ağır biçimde suçlayanlar, son bir yılda olanları nasıl değerlendiriyor. Daha geçen yıl mecliste Dersim olaylarını, iç isyanların bastırılmasını. Ermeni olaylarını çok farklı bir biçimde değerlendirenler ne diyorlar. Eğer siz inanmazsanız, siz sahip çıkmazsanız Alman da böyle yapar, Fransız da böyle yapar. Lütfen kızmayın. Kurtuluş Savaşı yıllarında Ulusal Kurtuluşa karşı yurt içinde bir çok zararlı cemiyet kurulmuştu, bir çok iç isyanlar çıkarılmıştı. Düzce, Hendek isyanı, Dersim İsyanı… O günleri yazan tarihçilerin yazdıklarına bakın nasıl bir ihanet içinde olduklarını görün. Hala bu ihaneti benimseyen sözde Tarihçiler de var...

Son otuz yılda güneydoğuda çatışmalar sürüyor. Ancak son bir yılın içinde çatışmaların alanı da niteliği de değişti. Son yıllara dek çatışmalar genelde kırsal alanda dağlarda oluyordu. Bu güne göre daha kolaydı. Bu çatışmalar kentlere sıçrarsa çok kötü olur diyordum, oldu. Birçok kent, ilçe merkezi adeta harabeye döndü. Açıklandığına göre sivil kayıp az da maddi kayıp çok fazla. Dünü değerlendirirken yanlı davrananlar bakalım yarın bu günü nasıl görecek.

***

Nasıl geldik bu noktaya? Terör örgütü ile pazarlık olmaz dedi birçok uzman ancak dinleyen olmadı. Devletin en üst düzeyi ile pazarlıklar yapıldı. Liderlerine elçiler gönderildi, görüşüldü. Hatırları kalmasın diye Nevruz’da mesajları meydanlarda görüntülü okundu. Daha bir iki yıl önce adını anmak suç iken bu kez törenlerde adı adeta onurla söylendi, pankartları açıldı. Silahlı üniformalı militanları sınırdan rahat rahat çalım satarak girdi. Özel mahkemeler kuruldu sınırlarda aklandılar. Elbette gelenler boşuna gelmedi kanal kazdı, sığınak kurdu, tüneller kazdılar kısa bir süre içinde. Önce kalabalıklara saldırdılar canlı bombalarla. Tepkiyi ölçmeye çalıştılar. Saldırılar birbiri ardınca gelince devlet gerekeni yaptı. Yaptı da her gün onlarca şehit kanını bedel ödeyerek. Diyarbakır Sur, Şırnak, Yüksekova… Savaş alanı oldu. Yerle bir oldu. Türk Silahlı Kuvvetleri görevini hakkı ile yaptı yapıyor da her gün onlarca şehit veriyoruz, analar kanlı yaşla ağlıyor. Varsılın çocuğu işinde gücünde yoksulunki ya şehit ya gazi sakat. Evet bu çatışmalar sonunda belki PKK teslim olur, kaçar da sorun çözülür mü? Yüzyılı aşkın bir süre yaşadığımız Ermeni olayı bakın ısıtıp ısıtıp önümüze sürüyorlar. Ne zaman? Yönetimde zaaf olunca. Devletin en yüksek görevlileri özür dileyince en haklı davamızdan elbette elin oğlu da böyle yapar.

***

Çok yanlışlar yapıldı ve hala da yapılabilir. Devlet yönetmek kolay değil, politika oynamak değil. Ülkeyi, ulusu ayakta tutan en önemli direklerden biri DİL BİRLİĞİ olduğu halde ANADİLDE EĞİTİM dendi bu birliği ortadan kaldırmak düşünüldü, düşünülüyor. Aynı dille konuşmaz aynı dille eğitim yapmazsanız ülkünüz de aynı olmaz ve yurt birliğiniz de bozulur. Son yıllarda yer adlarının değiştirilmesi de gündeme geldi. Güneydoğuda birçok Türkçe yer adı değiştirilmek istendi. Çok masum bir istek olarak görüldü. Niçin Almanya’da, Fransa’da binlerce milyonlarca Türk yaşadığı halde Türkçe yer adları yok. Türkiye’nin birçok yerinde yer adları Türkçeleştirilmiştir. Çünkü devlet Türkiye Cumhuriyetidir. Evet hangi devlet o topraklarda egemense elbette o ulusun diliyle yer adları olur. Bu da bölünmek için önemli bir etkendi. Buna benzer birçok yanlış yapıldı ve yapılıyor. Çünkü Türk Kültürünü sevmeyen, benimsemeyenler elbette bunun değerini de önemini de bilmez. Bir ülkenin, bir ulusun birlik ve bütünlüğünün nasıl sağlanabildiği daha ilköğretim okullarında okutulan Vatandaşlık Bilgisi ders kitaplarında vardı da sorumlu devlet adamları bu bilgiden de yoksun mu?

Evet askeri harekatlar, çatışmalar dilerim en kısa zamanda son bulur, terör örgütü dağılır ve teslim olur. Ordumuz görevini hakkı ile yerine getiriyor. Komutanlar erbaşlar erler, kanlarını akıtılır bu topraklar ve bu ulus için. Ancak en parlak zaferler en akıllı siyasal çözümlerle taçlandırılmazsa sorun çözülmez, daha da büyür. Yazık olur evlatlarımıza. Neyin ne için yapıldığı çok iyi bilinmeli ve yurttaşlar da bu bilince inanmalı ve sahip çıkabilmeli. Yoksa o kanlı tablolar, o viraneler o kötü görüntüler yarınlarda çıkarılıp gösterilir ve küllenen ateşler tekrar yanar, kabuk bağlayan yaralar  tekrar kanar.

                                                                            

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.