Mehmet Nuri Sunguroğlu

Mehmet Nuri Sunguroğlu

Soyguncular köyü, Karacivan

ALMAN SEYYAH PROF. DR. KOCH İLE KUZEYDOĞU ANADOLU 1843-44

31 Ekim'de batı yönünde 1 ½ saatlik mesafedeki Murat'a doğru yola çıktık.

Eleşkirt tımarından gelen bu ırmak, Kelidgevutj'un (Kelidge’nin?) doğu ucu ile yukarıda bahsedilen Ala Dağın kuzey ucu arasından batıya doğru bir kıvrım yapmak için güneye doğru aktıktan sonra nihayetinde 5 - 5 ½ saatlik güneyindeki Malazgirt ovasına doğru akmaktadır.

yaziya.png

Batıya akan Murad'ın yolunu güneye çevirdiği noktaya geldiğimizde Gargarlük (Gargarluk?) adında terk edilmiş bir köye geldik. Köy harabe olsa da burada saklanarak seyyahlara saldıranlar varmış. Köyün harabelerini ziyaret etmek istediğimizde ise, bize refakat eden Kürtlerden 3'ü daha bizden ayrıldılar. Kaçmalarını önlemek için tüm çağrılarımızın boşa çıktığını gören Şeyh atına atladı ve dereyi hızlıca geçerek onları takip etti. Arkalarından gelen Şeyhi gördüklerinde kaçmaktan vazgeçenleri kısa sürede yakalayan Şeyh, ayrıca yöre hakkında aldığı haberler doğrultusunda ilerideki Karacaviran köyü için bir tehlike olmadığını söyledi ve bizi Lale Dağının yamaçlarına kadar getirdikten sonra vedalaşarak bizden ayrıldı.

Murat'ın batı tarafındaki bu yüksek bozkır, az önce bıraktığımız yerler kadar verimli görünmüyor.

Birçok ırmakların aktığı bu yamaçlardan; adını yukarıdaki köyden alan Bezirgân Suyunun hepsinden daha büyük olduğu ve sahiline inen dikey, trakiti ve siyahımsı kayaların arasından dolambaçlı akarak geçtiği yerlerde derin yataklar oluşturduğu görülüyor.

***

Genel olarak kuzeybatı yönünde yolumuza devam ederek takriben bir saat sonra üzerinde eski, ama hala işlevini kaybetmemiş tek kemerli bir köprünün olduğu Bezirgân Suyuna geldik. Karşı tarafa geçtiğimizde yine terk edilmiş ve harabeye dönmüş Nadir Şah(?) köyüne varmıştık. Köyde, kırmızı-kahverengi taşlardan yapılmış sütunların taşıdığı, henüz harabeye dönmemiş bir kilise var. Kilisenin etrafında muhtemelen eski bir tımar olan Apahunik'te yaşayan rahipler için yapılmış düzenli evlerin harabeleri görülüyor.

Takriben 45 dakika sonra kuzeyden batıya doğru kıvrılarak akan Bezirgân Suyunu ikinci defa geçerek yolumuza devam etik. Kırmızı trakiti kayaların arasından akarak yoluna devam eden Bezirgân Suyunun buradaki yatağı onlarca metrelere kadar yükseldiği görülüyor. Suya yakın yerlerde mor söğüt çalıları ve kenarlarında gümüş yapraklı yabanı armut ağaçları gördüm. Devamında yüksek bozkırları geçtikten sonra Karacivan Kürtleri için kutsal olan bir mezarı çevreleyen muhteşem söğüt ağaçlarının olduğu yere geldik.

Çoğunlukla soyguncuların yaşadığı Karacivan köyü ayrıca köyün Şeyhinden adını aldığı Sofi köyü olarak da anılmaktadır. Murat'ın çevresini kontrol altında tutabilecek yükseklikte kurulu olan bu köy, soyguncu sakinleri için uygun, stratejik bir yaşam alanı sergilemekte olduğu görülüyor.

***

Bizi köyüne kabul eden ve sonraki gün Eleşkirt'e giderken bize koruma vereceğini söyleyen Şeyh, bize kalabileceğimiz bir ev için yardımcı olduktan sonra daha fazla ilgilenmedi. Bütün köy, erkekler, kadınlar ve çocuklar, bu itibarsız bölgeye yolu düşen Avrupalıları görmek için toplandılar ve bir sürü soru sormak için yarış içindeydiler.

Öğlen henüz yeni geçmişti ve zamanımız olduğu için bu soyguncu köyün etrafını dolaştığımızda, üçüncül kireç taşların trakiti kayaların üzerinde plakalar oluşturarak önemsiz yükseklikte birleştiğini gördük ve aralarında foraminifera fosillerinin oluşturduğu kalıntılara rastladım.

(foraminifera = delikliler: çoğunlukla denizde, birkaç türü tatlı sularda yaşayan kabuklu canlılar)

-DEVAM EDECEK-

 

Önceki ve Sonraki Yazılar