17.05.2022, 09:53

STRATEJİK VE KRİTİK MİNERALLER

yaşadığımız yüz yılın başında başlayan, Covid-19 pandemisinin de etkisiyle hızlanan bir değişimin içindedir. Bu değişimin odak noktalarında birisi de temiz enerjiye geçiştir. Dünyanın önde gelen ekonomik ve teknolojik güç merkezleri, temiz enerjiye geçişi sağlamak için gereken kritik minerallere giderek daha fazla ilgi göstermektedir. Örneğin, katalizörler ve güçlü kalıcı mıknatıslar için nadir toprak elementleri, piller için lityum ve diğerlerinin yanı sıra ambalaj için alüminyum gibi bu minerallere olan talebin hızla artmaya devam etmesi beklenmektedir. Bu yüzden ABD, AB, Çin gibi gelişmiş ülkeler önümüzdeki 20 yıl, 50 yıl hatta 100 yıl için kritik mineral stratejilerini hazırlamıştır. Stratejik planlarda bu mineralleri dünya üzerinde aranması, bulundukları yerlerden çıkarılması ve tedarik zincirlerinin oluşturulması gibi konulara yaklaşımların hangi politikalarla yapılacağına ayrıntılı olarak yer verilmektedir. Avrupa Birliği 2000’li yılların başında hazırladığı kritik hammadde eylem planı ile 2050 yılına kadar stratejisini belirlemiştir.

“Stratejik mineral” olarak da bilinen “kritik mineraller”, elektrikli araçlar, akıllı telefonlar ve rüzgar türbinleri gibi küresel ekonomiye güç sağlayan birçok yüksek teknoloji ürünü cihaz için gerçekten önemlidir. Ancak “stratejik” ve “kritik” etiketleri sıklıkla birbirinin yerine kullanılsa da aslında birbirinden biraz farklı iki kavramdır.

Her ülke sahip olduğu öz kaynaklarını göz önüne alarak, yeşil enerjiye geçiş ve sivil - askeri teknolojisinin gelişimine paralel olarak, kendisi için hangi mineralin “stratejik” hangi mineralin ise “kritik” olduğunu belirler. Ancak, ülkelerin kritik veya stratejik mineral listelerini teknolojik gelişiminin hızı nedeniyle sıklıkta güncellenmesi gerekmektedir.

Eğer ülke bahsedilen minerali öz kaynaklarından sağlıyor ve o mineralin ticaretinde söz sahibi oluyor ise, o mineral, o ülke için “stratejik mineral’dir”. Örneğin, ülkemiz dünya bor yataklarının %60’dan fazlasını bulundurduğu için, bor ülkemiz için “stratejik mineral’dir”.

Eğer bir ülke bahsedilen minerali dışarıdan almak zorunda ise, o mineral, o ülke için “kritik mineral’dir”. Örneğin, araba bataryalarında kullanılan lityumu ülke öz kaynaklarımızdan sağlayamadığımız için, lityum bizler için “kritik mineral’dir”.

Dünyada görünmez bir hammadde savaşı hüküm sürmektedir, stratejik mineraller bunun bir parçasıdır. Birçok ülke, zorunlu olmadığı sürece üretmiş olduğu “stratejik minerali” bu geçiş döneminde satmak istememektedir. Ülke olarak, kaynaklarımıza sahip çıkmalı, orta ve uzun vadeli planlar yaparak, “stratejik” anlamda bizleri güçlü kılacak doğal kaynakların aranması, bulunması ve milli sermaye ile çıkarılarak işlenmesi için gerekli adımları atmalıdır. Ülkemiz, birçok ülke için “kritik” sayılan mineral potansiyeline sahiptir. Bu potansiyeli, gelişen savunma ile yüksek teknoloji sanayimizin gereksinimleri için doğru stratejilerle takas edecek politikaları geliştirmemiz gereklidir(Prof.Dr.Cüneyt Şen).

Güzel günler dileğiyle.

Yorumlar (0)