Adil Hacıömeroğlu

Adil Hacıömeroğlu

SU DEĞİRMENİ-2

Çocukluğumda elektrikli değirmen köye gelmediğinden ve hazır unlar da kullanılmadığından su değirmenlerine çok iş düşerdi. Tabi o dönemde köyler çok kalabalıktı. Küresel liberalizm Türk tarımını henüz yok etmemişti. Köyden kente göç çok fazla değildi. Bu nedenle köylerde yaşayanların geçinme olanakları vardı. Bu dönemde değirmenlere çok iş düşerdi. Buralarda yoğunluk olurdu. Kavga gürültü olmadan tahıl öğütme işi sırayla yapılırdı. Sıra için pratik bir yöntem belirlenmişti. Değirmenin tavanına demir çengeller asılıydı. Çengel olmayan değirmelerde tavanda bir sırık bulunurdu. Değirmene gelen kişi, eğer orada mısır öğüten biri varsa torbasını ilk çengele asardı. Sonradan gelenler sırasıyla çengellere torbalarını asarlardı. Bazı torbalarda öğütülecek mısırın çok azı bulunurdu. Bu da hırsızlığa karşı bir önlem olsa gerek. Sıralar belli aralıklarla kontrol edilir, sırası gelen asıl torbasını getirerek öğütme işini yapardı. Sıra kavgası pek olmazdı, çünkü herkes komşusunun hakkına saygı göstermeye çalışırdı. Başkasının hakkına saygı göstermeyenin, hakkına başkalarının da saygı göstermeyeceği gerçeği sanırım iyice bilinmekteydi. Torbaların yere bırakılmamasının nedeni, farelerin çuvalı delip mısırı yemesin diyedir. Ayrıca yiyecek maddesinin yere bırakılması güzel bir davranış olarak algılanmaz. Evi, değirmene uzak olanlar, oradaki tahta sedirde yarı uyur, yarı uyanık beklerdi. Bu nedenle gündüz esneyip uykusu gelenlere: “Bu gece değirmende miydin?” diye sorup takılırlar.

Mısırın döküldüğü yere “sakanor” denir. “Sakanor”, değirmenin taşından biraz yüksekte tahtadan yapılan bir yer. Bir, iki teneke kadar mısırı ancak alır. “Sakanor”un altında tahtadan bir oluk bulunur. Buna “kapitçal” adı verilir. “Kapitçal”ın ucuna ip ya da zincirle bağlı bir tahta bulunur. Bunun adı da “çamçak”tır. “Çamçak” mısırın dengeli bir biçimde, belli aralıklarla taşın deliğine düşmesini sağlar. “Çamçak” olmasa değirmen boğulur ve iyi öğütemez. 

“Çamçak”ın dengelemesiyle “kapitçal”dan düşen mısır, değirmenin iki taşının arasına girer. Üst taşın dönmesiyle mısır, ezilip un durumuna gelir. Un, iki taşın arasından akmaya başlar. Unun aktığı yere unluk (kurun) denir. Unluk, taşın alt yanında bulunur. Genişliği, taşın çapına yakındır. Genişliği kırk santim kadardır. Çam ya da kestane ağacının pürüzsüz tahtalarından yapılır. Tahtaların kalınlığı, yaklaşık üç santimdir.

Mısırın öğütülme işi bitince önce harktaki su “koftera”nın yer değiştirilmesiyle dereye akıtılır ve böylece değirmenin çalışması durdurulur. (Son dönemlerde Karadenizli zekâsı bu konuya da çözüm üreterek otomatik bir mekanizmayla son mısır tanesi düştüğünde değirmenin çalışması durdurulmakta). Ardından unluktaki un, özenle çuvala doldurulur. Değirmen taşının her yanındaki unlar güzelce alınır. Değirmenin temizlenerek bırakılması gelenektendir.

Zamanla teknoloji gelişti. Köyümüze Almanya’da işçi olarak çalışan bir komşumuz tarafından elektrikli değirmen getirildi. Köyde elektrik olmadığından bu değirmeni çalıştırmak için bir jeneratör kuruldu. Komşularımız ne sıra bekledi ne de zamanını öldürdü. Parayı verdi, mısırı öğüttürdü. Herkes unun tadının değiştiğini ve lezzetsiz olduğunu söylese de su değirmenleri unutuldu. Çay üretimin yaygınlaşmasıyla mısır tarlaları çay bahçelerine dönüştü. Artık çoğu komşumuz, mısırı satın alır oldu tadını beğenmese de. Zamanla köye buğday ekmeği yapan fırın yapıldı. Artık evlerde ekmek pişmez oldu. Arada sırada pişirenler olsa da değirmenler öksüz kaldı. Köyün büyük değirmenini büyük bir sel aldı götürdü, heyelanla gelen toprağın altına gömdü. Diğer değirmen ise meraklı bir babanın meraklı oğlu Mehmet Salih Bektaş sayesinde zamana ve teknolojiye direnmekte.

Değirmenin taşları arasından düşen taze un kokusu hâlâ burnumda. O unlardan pileki ya da kuzinelerde pişirdiğimiz sımsıcak ekmeklerin lezzeti damağımda. Zaman, insan yaşamına kolaylıklar sunarken nice güzellikleri, doğal tatları yutmakta bir canavar gibi. Keşke çocukluğuma kısa süreliğine dönebilsem de sırtımdaki mısır çuvalıyla değirmenin yolunu tutsam...

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.