Şükür ki Trabzon’u Kaptırmadık!

Geçen Cumartesi günü Diyarbakır’daki büyük bir gövde gösterisi ile yeni bir dönemeçten geçen “süreç mes’elesi” her zamanki gibi malum çevreler tarafından allanıp pullanarak topluma pazarlanmaya devam etmektedir. Ülkede yaşanmakta olan Güneydoğu ya da Kürt sorunu konusunda söz etmenin, ya da fikir yürütmenin çok dikkat gerektiren bir konu olduğunu herkesten çok iyi biliyorum.

 

Bir yanda yıllardır göz ardı edilmiş, dışlanmış hatta horlanmış bir toplum dinamiği, öte yanda yine yıllardır bu ülkeye kan ağlatmış bir terör belası. Bu tablodan herkesin hayrına bir sonuç çıkartmak için bugünkünden daha yüksek kapasiteli bir anlayışa gerek duyulmakta olduğunu her geçen gün daha iyi anlamaktayız.

 

Hepimiz inşaat işlerinde çalıştırmak üzere Meydan’daki kahvehanelerin önünden aldığımız inşaat işçilerini çok iyi tanırız. Bir dönem benim de bu şekilde yakından iletişim içerisinde bulunduğum Doğu-Güneydoğu kökenli bu insanların tek beklentisi her zaman köyüne, kasabasına nafaka gönderebilecek kadar para kazanmak olmuştur. Dayanıklı bir bünye sahibi olan bu insanları ben hep dürüstlük, mertlik ve işine bağlılık gibi özellikleri ile tanıdım. Çoğuna da halen birçok konuda yardımcı olmaya devam etmekteyim. Tamamen doğal insani reflekslerim ile yakınlaştığım bu insanları hiçbir zaman günahsız ve savunmasız insanları katledenler ile bir arada düşünemedim. Bir türlü zihnim böyle bir konumlama yapmadı. Çünkü böyle bir şey doğru ve normal değildi.

 

Öte yandan ülkenin yıllardır süren ve özellikle bu iktidar döneminde hızlanmış olan hatalı ekonomi politikalarının yol açmış olduğu yoksulluk, maalesef şiddeti ve öfkeyi beslemiştir. Bu şiddet ve öfkenin doğmasının arkasında yatan gizli emperyal politikaları bir yana bırakarak, Güneydoğu insanımızın içerisine düşürüldüğü durumdan yarar elde etme peşinde olan güçler bugün artık iyot gibi açığa çıkmaya başlamıştır. Özetle günümüzde Kürt insanı; İsrail, ABD, Kürt milliyetçiliği gibi bölgenin hayrına olmayan güçler ve anlayışlara teslim olmak zorunda bırakılmıştır. İşin acı veren tarafı, bu ülkede bu işin taşeronluğunu yapmakta olanlara hala toplumsal bir desteğin devam ediyor olmasıdır.

 

Başbakanın birlikte kol kaldırdığı Barzani’nin lideri olduğu KDP’nin (Kürdistan Demokrat Partisi) facebook sayfasında yer almakta olan Kürdistan haritasının basında yer aldığını hep birlikte gördük. Aslında o haritanın değişik sürümleri dünyadaki çeşitli örgütler, düşünce kuruluşları, hatta ülkelerin ve partilerin tanıtım sayfalarında zaten yer almaktadır. İnsanlarımızın büyük bir kısmında bu durumun rahatsızlık yaratmış olmasının nedeni, bu haritanın doğrudan sahibi olan bir kişi ile bu ülke başbakanının birlikte kol kaldırması olmuştur. Artık herkes çok iyi bilmektedir ki; bu ülke için hiçbir zaman gerçekleşme şansı olmayan ve birer hayal olarak algılanan emperyalist senaryolara devlet en üst düzeyden dâhil olmuştur. Bir de şu af meselesi işin varmış olduğu boyutun vahametini net bir şekilde ortaya koymuştur. Buna barış mı demek lazım, yoksa boynuna ip geçirilmiş bir kurbanlık mı demek lazım bilmiyorum.

 

Yakından incelediğim o haritada beni rahatlatan tek şey Trabzon’u kaptırmamış olmamızdır. Düşünün ki; yaşadığım kent, taşı, toprağı, havası ve bütün değerleri ile yaban ellere teslim edilmeyecek, yine bizim olmaya devam edecek. Ne günlere kaldık değil mi?

 

Sonuç itibarıyla bu ülkede artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bu kan donduran senaryolara çanak tutanlara verilecek olan desteğin ve her bir oy’un aslında kimlere de verilmiş olacağını da iyi bilmek lazımdır. Buna basınımızın çanakçıları da dâhildir.              

 

      

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.