Yavuz Kurt-Cuma Yazıları

Yavuz Kurt-Cuma Yazıları

Sünnet: Nebevî Rehber

Sünnet, hayatın bütün alanlarında Müslümanlara kılavuzluk yapan nebevî bir rehberdir. Sünnet, Allah Resûlünün (s.a.s) beyan ederek tatbikleriyle gösterdiği yol, asr-ı saadeti tüm zamanlara taşıyan hayat biçimidir. Sünnet, Kur’an’ın hayata yansıması, tüm müminleri ümmet çatısı altında toplayan yaşam şeklidir…

 Sünnet, mazide kalmış değil bilakis evrensel ilkeleri barındırması bakımından tarih üstü bir özelliğe sahiptir. Zira Hz. Peygamber, bütün insanlığa gönderilen bir kelamın tebliğcisi (En’âm 6/19), sünnet ise bütün çağlara hitap eden Kur’an âyetlerinin tebyinidir (Nahl 16/44)

Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’i farklı ve sayısız yollarla ulaştırabileceği halde Hz. Peygamber (a.s) vasıtasıyla insanlığa bildirmiş olması önemlidir. Anlaşılmaktadır ki, peygambersiz bir dinin var olması mümkün değildir. Bu manada müminler, Allah Resûlünün (s.a.s) sözlerine (Nisâ 4/64) ve emirlerine boyun eğmekle (Haşr 59/7), kendisine tâbi olmak (Âl-i İmrân 3/31) ve davranışlarını örnek kabul etmekle mükelleftir (Ahzâb 33/21). Ancak kutlu elçiye tabi olmaktan ve çağlar üstü mirasını örnek almaktan kasıt, gaye ve amaç gözetmeksizin her söz ve eylemini aynen tatbik etmek demek değildir. Aksine sünnet, Hz. Peygamberin buyurduğu sözlerinde ya da ortaya koyduğu eylemlerinde hangi amacı gütmüşse o amaç üzere yaşamak demektir. Bu manada Eş‘arî kelâmcısı mutasavvıf Gazâlî, Hz. Peygamberi örnek almanın ona aynen benzemek anlamına gelmediğini şöyle ifade etmiştir: “Hz. Peygambere saygı gösterip tazimde bulunmak, ona aynen benzemekle olmaz.  Bir lidere gösterilen saygı, onun emir ve yasaklarına boyun eğmektir. Bu lider bağdaş kurarak oturduğu için bağdaş kurmak, o sedire oturduğu için sedirde oturmak saygı değildir.” (el-Mustasfâ) Bir başka eserinde Gazâli, Allah Resûlünü (s.a.s) sadece şekil bakımından taklit etmenin de yanlış olduğuna temas etmiştir: “Bazı hadisçiler bütün fiillerinde Hz. Peygambere benzemenin sünnet olduğunu zannetmişlerdir ki, bu yanlış bir yaklaşımdır.” (el-Menhûl min Ta’lîkâti’l-Usûl)

Yazımızı sonlandırmadan önce önemli gördüğümüz bir konuya daha kısaca değinmek faydalı olacaktır. Altını çizerek ifade edelim ki, Kur’an-ı Kerim ile sahih sünnet arasında hiç bir çelişki ve tezatlık söz konusu değildir. Hz. Peygamber (a.s), Allah’ın Resûlüdür. Tüm peygamberlerin olduğu gibi peygamberimizin de asli vazifesi, almış olduğu vahye muhalif bir söz ve eylemde bulunmadan Kur’an’ı temsil ve tebyîn ederek insanlara tebliğ etmektir. Bu meyanda Ebû Hanîfe’nin bir sözü zikre değerdir: “Allah’ın Resûlü, Allah’ın kitabına muhalefet etmez. Allah’ın kitabına muhalefet eden de Allah’ın Resûlü olamaz.” (el-Âlim ve’l-Müteâlim)

Nebevî rehber sünnete tabi olmak ve bu sayede Kur’an’ı yaşamak duası ve niyazı ile…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.