Suriyeli Mısırcı!

 suriyeli-misirci.jpg Trabzon’un Ortahisar ilçesinin merkezinde mısır, kestane, simitçi tezgahı açabilmek öyle her babayiğidin harcı değil. Zaten yıllar öncesinden köşe başları tutulmuş. Ortahisar’da Uzunsokak veya Maraş Caddesi’nde bir simitçi tezgahının yerinin hava parası onbinlerle ifade ediliyor. Simitçi, mısırcı tezgahlarında satış yapanların hemen hepsi ya gündelikçi, ya da aylıkçı. Tezgahların hemen hepsinin patronu, patronları var. Son dönemlerde bu tezgahlarda Suriyeliler de çalışmaya başlamış. Zeytinlik Caddesi’nde Trabzon Müzesi önünde mısır satan Suriyeli genç, bir yandan cep telefonu ile Arapça konuşurken diğer yandan közleme mısır satıyor. Suriyeli gence, ‘Tezgah senin mi’ diye sorduk. ‘Gündelikçiyim’ cevabını aldık. Belediyeden zamanında simit, mısır, kestane satacağım, diye köşe başlarını alanlar işin kolayını bulmuşlar.
 110 dükkan ve  Trabzonspor!

  Trabzonspor’a gelir sağlamak için yöneticisinden işadamına, üyesinden taraftarına hemen herkes bir öneri sunuyor.
110-dukkan.jpgTrabzonspor kurulduğu yıllarda, bu tür yani gelir getirici bir yığın faaliyette bulunmuştu. Özel sigarasından, çayına vs. kadar ürün yaptırmış ve satmıştı. Piyango düzenlemişti. Aktay Aktuğ’un başkanlığı döneminde Çömlekçi’deki Rus pazarının giriş ücretleri Trabzonspor’a verilmişti.
Kulüplerin ana gelir kaynakları TV yayınları, maç hasılatları, reklam gelirleri ve bağışlardır. Ek gelirlerde; takım forması, eşofmanı vs. satılması, varsa kira gelirleri, oyuncu satışından elde edilecek kaynaklar.
Trabzonspor’un, borcu bir milyar (eski para ile bir katrilyon) liranın üzerinde. Kulüp her yıl yüz milyonun üzerinde faiz ödüyor. Tüm geliri ödediği faizin en fazla iki katı bilemediniz biraz daha fazla.
Oyunculara ödenecek transfer ücretleri, hocaların, çalışanların maaşları, diğer giderlerle birlikte harcama gelirden çok fazla. Bir de geçmişten gelen borçlar var.
Bu durumda bu kulüp nasıl düzlüğe çıkar?
Trabzon’da iki benzin istasyonunda bir yılda elde edilecek gelir katkı sağlar ama kulübün bir yıllık yemek giderini karşılamaz.
İşadamı Murat Onur, Trabzonspor tesislerinin deniz tarafındaki Marina’da 110 işyeri yapılabileceğini ve bu işyerlerini Trabzonspor’un kiraya verip iyi bir gelir elde edebileceğini söylemiş. Murat, her ne kadar hayal aleminde gezinse de, farzedelim ki, dükkanları yaptık, peki kime kiralayacağız ve o dükkanlardan kim alışveriş yapacak? Trabzon’un içi dışı mağaza, restoran doldu. Orada belki, forum benzeri bir yer yapılırsa o zaman iş görebilir. Ayrıca, marinanın rıhtımı, arazisi Trabzonspor’un değil ki.
Murat Onur, Akyazı stadının batısındaki 400 bin metrekarelik alan Trabzonspor’a tahsis edilse deseydi, nokta atış yapmış olurdu. 
Trabzonspor yönetimi, ne yapıp ne edip Akyazı stadının batısındaki 400 dönümlük dolgu alanın kullanımını almalı. Bu olay mümkün mü? Trabzon iktidarıyla muhalefetiyle kenetlenirse mümkün olur.
***

110-dukkan1.jpgTrabzonspor yönetimi bir dizi gelir getirici projeyi hayata geçirse de, mevcut yönetim anlayışıyla bir arpa boyu yol alamaz.
Trabzonspor’un personel sayısının 350’nin üzerinde olduğu söyleniyor. 350 veya 370 kişinin maaşı, Trabzonspor takımının sahada alacağı sonuçlarla ilintili. 
Trabzonspor’u yönetenler, kulüpte kesinlikle personel tasarrufuna gitmelidir. Önce emekliler, sonra ihtiyaç fazlası personel gönderilmeli. 
Akyazı stadının gideri sponsorlar tarafından karşılanmalı. Moloz sahilindeki Kadir Özcan binası kiraya verilmeli, oradaki birim Akyazı’nın altına taşınmalıdır. Tesislerin bitişiğinde Gençlik ve Spordan alınan bina geri verilmelidir. 1461 kapatılmalıdır.
Trabzonspor, gelirini ne kadar arttırırsa arttırsın isabetli transfer yapmadıktan ve kulüpte tasarrufa gidilmekten sonra toparlanması mümkün değildir.

*************

Karadeniz’de Çarşamba ve Bafra ovası var…
Geçen yaz dolaştım, Erzurum’da Pasinler ovası var ucu bucağı yok. Aşağıya indik Muş ovası var. 
Köylünün birine ne kadar güzel, burada her şey yetişiyor, dedim. Acı acı güldü, bu Muş’un bitmiş hali Laz oğlu! dedi bana. 
Bunun Iğdır’daki mikro klima alanı, Harran Ovası var, Çukurovası, Konya ovası, Amik ovası var.
Trakya’sı, altı yıl yaşadım, Bursa ovası var. Sakarya’sı var, Amasya Suluovası var. Bir dal bul, toprağa dik ve tanrıya bir meyve adı söyle! Bir mollanın sözüydü. 
Koca Ege çukuru var, subtropikal ürünler hariç ne ekersen olur. 
Diğer verimli ovaları saymıyorum bile. 
Yani Anadolu’nun bunca verimli ovasına rağmen Türkiye fiyatları yüzünden meyve ve sebze krizi yaşıyor. 
Fiyatını geçtim, marketlerin manav reyonlarında doğru dürüst yenilebilecek durumda meyve ve sebze yok. 
Olanların hepsi tatsız, ham, spreyle boyanmış plastik eşyalar gibi.
Yeminle söylüyorum, Latin Amerika’dan ithal o muzlardan yemekten içim dışım tuhaf oldu. 
Bir ara Trabzonspor’u sahada sarı formalı Brezilya gibi görüyordum. 
Yüzlerce ovası olan bir ülkede tarımı bitirmek AKP’nin en büyük başarısıdır. (Metin Mondel)

*************

BURASI GERÇEKTEN ÇOK ÖNEMLİ!

  İran'da çaya şeker yerine tatlandırıcı olarak hurma ve üzüm katılıyordu. İngilizler, İran'a şeker satmaya kalktılar başaramadılar. Zira halkın çaya şeker katma alışkanlığı yoktu.
Çare arayan İngiliz şirketler sonunda İran mollaları ile irtibat kurup şeker kullanımı yönündeki fetva karşılığı kazancın % 10'nu teklif ettiler. Mollalar razı gelip vaaz ve hutbelerde halka; "Allah'ın nimeti olan hurma ve üzümü nasıl olur da çaya katarsanız. Bundan böyle üzüm ve hurmayı yiyecek çaya da şeker katacaksınız" dediler. Halk çaya şeker katmaya başladı.
İşler yoluna girip satışlar çok artınca İngiliz şirketler % 10 payı vermemeye başladılar. Mollalar ikinci bir fetva verdiler; "Gavur icadı şekeri çaya atmak caiz değildir"…
Bunun üzerine halk evlerindeki şekerleri sokaklara döktü. Satışlar azaldı.
İngiliz firmalar baktılar ki olacağı yok mollalarla yeniden masaya oturdu. Lakin mollalar bu defa satıştan % 20 pay istediler. İngilizler çaresiz kabul ettiler. Mollalar, Cuma hutbesinde şu fetvayı verdiler; 
"Biz size çaya şeker katmayın dedik ama sokaklara dökün demedik. Şekeri sokağa dökmeyecek çaya batıracak böylece gavur icadı şekere boy abdesti aldırıp öyle içeceksiniz" 
O gün bugün çayda kıtlama şeker kullanımı adeti devam ediyor.
Yani demem o ki dost, senin anlayarak Kur'an okumanı hiç istemediler. İstemezler. Çünkü anlayarak okursan UYANIRSIN ! 
(Harun Çelik)

Önceki ve Sonraki Yazılar