30.09.2021, 08:24

SUSMA!

Konuşunuz-konuşturunuz parolasıyla propaganda çalışmalarını sürdüren CHP, 1931-1946 yılları arasında devrimin halk tarafından bilinçle kabul edilerek sevilmesini kolaylaştırmıştır.

Özellikle, bayramlarda kurulan halk kürsülerinde konuşan parti hatiplerinin sınıfsız, ayrımsız bir yurttaş kimliğinin oluşturulması esas hedefi olmuş, bu sayede ortak değerler sistemi ile idealinin meydana gelmesi sonucunda homojen bir yapının kurulumu da mümkün olabilmiştir.

Atatürk’ün, bu milli mücadele ve kaynaşma ruhuyla türdeş yapının oluşmasını sağlama çabalarının göstergesi olarak şu sözünde bulmak mümkündür. ‘’Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı hep bir ırkın evlatları, hep aynı cevherin damarlarıdır.’’

Ancak, büyük güçlükler ve karşı durmalara rağmen ağır bedellerle oluşturulan ortak değerlerin özellikle son yıllarda iyice azalarak neredeyse ‘’hiç’’ boyutuna ulaşması türdeş yani homojen yapının dağılmasını da kolaylaştırmış ve vatan haini iç odaklar ile Sevr’i hortlatma sevdasındaki emperyalist güçlerin iştahını kabartmıştır.

Neoliberalizmin her şeyi maddesel görme tuzağının da etkisiyle kalitesizleşen ve çeteleşen siyasetçilerin etki alanının da bireysel çıkar ilişkileriyle derinleşmesi, halkın sorunlarından ziyade kendi ikbal ve kirli çıkarlarını koruyan derin siyaseti yaratmıştır.

Halka hizmet etme alanı olması gereken siyaset arenasının çeteleşen figürleri, kişisel çıkarlarını sağlarken engel olarak gördüğü aklıselim ve nitelikli vatanseverler de kıyıma uğratılmıştır. Maalesef işin farkında olmayan veya olup da ses çıkaramayan başrol oyuncuları yani Halkın zenginleşen çeteler yüzünden yaşam kalitesi düşerken hizmet almada ve insani yaşam şartlarında büyük sorunlar yaşamaktadır.

Yalnızca hizmet etme aşkıyla sorumluluk alma isteğinde olanlar için yengeç sepeti sendromu oluşturulmuştur. Sepetin kapağı yoktur ve sepetten çıkmak isteyen halka hizmeti şiar edinmiş yengeç diğer tek düşüncesi zenginleşmek olan hırsız yengeçler tarafından aşağıya çekilerek yükselmeleri yani görev almaları engellenmektedir.

Maddi kazanım hırsından başka düşüncesi olmayan ve tüyü bitmemiş yetimin hakkını yemeyi alışkanlık haline getirmiş bu çeteler; dürüst, tekerlerine çomak sokacak, liyakatli, çalışkan, üretken ve namuslu vatanseverleri aralarında istemezler. Muslukları kesilecek diye çok korkarlar, bunlar siyaseti meslek edinmişlerdir, hiçbir başarı öyküleri de yoktur, aslında zavallıdırlar. Samimi ve saf vatandaşın bundan pek haberi yoktur, olsa da bunların oyununa gelirler, aman konuşmayın, şimdi sırası mı derler. Cumhuriyet dönemi ‘’konuşunuz-konuşturunuz’’ anlayışından geldiğimiz yer, ‘’konuşmayınız-susunuz’ ’baskısıdır.

Bu kesinlikle bir parti meselesi değildir. Bu toplumun bilinçlenmesi ve irade göstermesi ile ilgilidir. Küçücük bir çıkar uğruna başkalarına yapılan haksızlığa, ağzına bir kaşık bal çalınması rüşveti karşılığında karşı çıkamayarak sessiz kalanlar eninde sonunda aynı muameleye maruz kalırlar.

Spor da fanatik olmak anlaşılabilir. Ancak siyaset dâhil fanatik olmak gerçekleri görmeyi ve düzeltmeyi engeller, üç maymun olunur. “Görmedim, duymadım, bilmiyorum” tarifinde ifade edildiği gibi; körü körüne bir şeye bağlanmak, bağlandığınız veya ait hissettiğiniz şeyin olumsuzluklarını görmemek şeklinde uygulanmamalıdır. Futbol takımının başarısız sonuçları sonunda sabırlar taşar, yönetim istifa diye bağırırken de fanatiktir ama artık bıçak kemiğe dayanmıştır ve düzelmesini ister.

Partilerin yönetilmesinin tabana sağlıklı bir şekilde yansıtılmasının yöntemi bulunarak, formalite gereği yapılan sözde parti içi seçimler anlamlandırılmalıdır. Dolayısıyla diktatörlüğe giden lider sultası engellenerek partilerin yönetimlerine halkın katılımı gerçekçi bir şekilde yansıtılmalıdır.

Dernek ve cemaat siyasetçiliği terk edilerek hemşericilik, mezhepçiliğin önüne geçilmesi ile bilimsel siyasetin yolunun açılması Milletin de geleceğini aydınlatacaktır. Keza, mutlaka, kurallar manzumesi eksiksiz olmalı ki, art niyetli çıkarcı ve fırsatçı politikacılar boşlukları istismar edemesin.

Saygılarımla, sağlıcakla kalın…

                              

Yorumlar (1)
Hüseyin Şimşek 4 ay önce
Birşey ilave etmek istiyorum müsadenizle. Siyaset cesur yapılmalıdır, koltuğumdan olacağım mantığı ile yapılmamalıdır. Demokratik kurallarda ve halkın yarına olan konularda inisiyatif kullanarak parti içi demokrasi taçlandırılmalıdır. Daha çalışkan ve daha çok çözüm odaklı partililerden korkulmamalı. Yani İsmet Paşanın dediği gibi "Namuslularda en az namussuzlar kadar cesur olmalıdır. Yoksa bu memleket batar." Son olarakta en önemlisi kararlar verirken insan kendi aklını kullanamıyorsa görevi yönlendiren akıla bırakmalıdır.
Çok güzel bir değerlendirme olmuş elinize sağlık.
Namaz Vakti 26 Ocak 2022
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
5
parçalı bulutlu