TAĞŞİŞ İLE TAKLİT!..

Türkiye’de son dönemde gıda maddelerinde yapılan sahteciliklerde büyük bir artış görülmektedir. Bakanlık tarafından atılan olumlu adımlara, yeni yasal düzenlemelere, artırılan cezalara rağmen gıda da taklit ve tağşişten vazgeçmedikleri ortada! Hileye başvuran firmalar, daha fazla kazanç sağlamak adına tüketiciyi kandırmaktan, halkın sağlığıyla oynamaktan, gelecek nesillerimizi tehlikeye atmaktan çekinmemektedirler. Yaşatılan bu tehlikenin önüne geçmek elbette kolay bir süreç değil. Gıdadaki sahteciliğin önüne geçmek için öncelikle sıkı denetim ve ardından caydırıcı cezaların verilmesidir.
Tarım ve Orman Bakanlığı gıdalarda son olarak taklit ve tağşiş yapan çok sayıdaki firmayı 15 Eylül 2020’de kamuoyuyla paylaştı. Açıklanan listelerde 91 firmaya ait 113 parti üründe sahtecilik belirlendi. Firmaların yapmış oldukları insafsız ve akıl almaz sahtecilikleri internet sitesinde ilan edildi. İlk kamuoyu duyurusunun yapıldığı 2012 yılından bu yana 1.609 firmaya ait 3.605 parti üründe taklit ve tağşiş tüketicilerin bilgisine sunulmuş.
Listedeki firmaların et ve et ürünlerinde sakatat-kanatlı eti-tek tırnaklı eti-deri dokusu, süt ve süt ürünlerinde bitkisel yağ-nişasta-natamisin-harici yağ aroması, arıcılık ürünlerinde furuktoz+gligoz–sakkaroz+sükroz-gıda boyası(sudan 1),çıkolato ve kakao ürünlerinde, sildenafil-tadalafil, takviye edici ürünlerde, sildenafil-parasetamol, bitki çayı ve kahve ürünlerinde gıda boyası-ilaç etken maddesi (sildenafil) gibi tanıdık taklit ve tağşiş yöntemlerini görüyoruz. İnsan sağlığına zararlı bu gıdaları tüketicilerimizin takip etmesi mümkün değil. Taklit ve tağşiş yapan firmaların sanal ortamda açıklanmasından ziyade kesin kez kapatılmalı ve firma sahiplerinin yanında birinci derece akrabalarının dahi gıda üretimi yapmalarının engellenmesi gerekmektedir. 
Cezalar ne kadar artırılsa da caydırıcı olamayabiliyor. Çünkü işletme yaptığı hileyle yediği cezadan çok çok da fazla kazanç elde ediyor. Bu nedenle taklit ve tağşişe başvuran işletmelerin faaliyetlerinin süresiz durdurması gibi cezalar verilmelidir.
Gıda sektörünün büyük çoğunluğunu oluşturan küçük işletmelerin iç denetimini sağlayan ve anlamsız bir biçimde kaldırılan mühendis (Sorumlu Müdür) bulundurma zorunluluğundan muaf durumdadır. Bu durum gıda terörüne zemin hazırlamaktadır. Küçük işletmeler uygulanan resmi denetimlerin yanında iç denetim mekanizmasına dâhil edilmeli. Sorumlu müdür, yönetici; adı ne olursa olsun kapasitesine göre bir ya da birkaç işletmenin bir mühendis kontrolünde olacağı bir sistem kurulmalıdır.
Burada dikkat edilmesi gereken başka bir husus ise, yaşanan bu taklit ve tağşiş hadiselerinin temelinde üreticilerin gıda güvenliği bilincine sahip olmayışı! Gıda; üretiminden tüketimine her aşaması hassasiyet gerektiren, her aşamasında kontrol altında olması ve belli bir bilinçle hareket edilmesi gerekir. Dolayısıyla gıda güvenliğinin ne olduğunu bilmeyen, gıda güvenliği bilincine sahip olmayan bir üreticinin daha fazla kazanç sağlamak maksadıyla türlü yöntemlere başvurması kaçınılmaz bir durum. 
Okullarda gıda güvenliği derslerine ilave olarak belirli dönemlerde konferans ve bilinç artırıcı faaliyetler düzenlenmeli. Bu tür toplumsal projelerle birlikte toplumun bütün kesimlerinde gıda güvenliği bilincinin oluşmasının, yaşanan bu sorunların minimize edilmesi adına önemli bir adım olacaktır.
Hileli gıdaların yaygın bir şekilde piyasada bulunması nedeniyle vatandaşın alışveriş yaparken bilinçli davranması büyük önem arz etmektedir. Öncelikle alışverişe gidilmeden yasaklı ürünler listesi incelenmelidir. Açık ortamlarda satılan ürünler alınmamalı, paketlenmiş ürünlerde bilinen markalara ağırlık verilmeli. Rastgele yerler yerine, güvenilir satış noktalarından alışveriş yapılmalı. Satın alınan ürünlerin ambalajında Tarım ve Orman Bakanlığı’nın üretim izninin bulunup bulunmadığına dikkat edilmeli. Ürünlerin son kullanım tarihlerine ve içeriğine özellikle dikkat edilmeli. Tüketicilerin alışveriş yaparken bu hususlara dikkat etmelerinin hem kendilerinin hem de ailelerinin sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır.
Bakanlık tarafından yapılan resmi denetimlerin artırılması ve denetimlerin daha etkin hale getirilmesi gerekmektedir. Türkiye’de Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı kayıt sistemine kayıtlı yaklaşık 40 bin gıda üreten işletme bulunmaktadır. Bunu gıda ürünlerini üreten, dağıtan ve satan kayıtlı ve kayıt dışıları ele aldığımız zaman bu rakam yaklaşık 500 bin işyeri olmaktadır. Buna rağmen bugün itibariyle Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bünyesinde yaklaşık 4 bin 600 gıda denetçisi, 1100 gıda mühendisi çalışmaktadır. Toplam 5 bin 700 denetim unsuruyla 500 bin işyerinin sağlıklı bir biçimde denetlenemeyeceği ve bu sayının acil olarak artırılması gerektiği açıktır.
Sektörde bunca sıkıntı yaşanırken, uzmanlık eğitimi alan gıda mühendisleriyle ziraat mühendislerinin etkin denetim sürecine daha fazla dâhil edilerek tüketicilerin sağlıklı gıdaya ulaşmalarını sağlamalıdır. 
Sözkonusu uygunsuzlukların tespit edilmesinde; Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın yürütmüş olduğu denetimlerin yanında, tüketiciler tarafından yapılan ihbar, şikâyet, CİMER ve Alo 174 Gıda Hattı başvuruları neticesinde gerçekleştirilen denetimlerin de büyük payı olduğu açıktır. Tüketicilerin bu başvurularını sürdürmeleri, halkımızın sağlığının korunması için çok büyük önem taşımaktadır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.