Yavuz Kurt-Cuma Yazıları

Yavuz Kurt-Cuma Yazıları

Takva: Sorumluluk Şuuru-Kulluk Bilinci

Takva, yüce Allah’ın engin merhametini kaybetme korkusu, emir ve nehiylerini yerine getirme hususunda gösterilen gevşeklikten sakınma hali, gönülden gelen sorumluluk şuuru ve kulluk bilinci anlamına gelir.

Takva, insanın içindeki İslam’dır. İnsana derin bilinç hali kazandıran İlâhî takviyedir. İnsanın doğru yol üzere hayatını idame etmesi, yalnızca takvaya bağlıdır. Gönül dünyalarını takva ile aşılayanlar, günah virüslerine karşı koruma altına alınmışlardır. Ancak takva aşısının koruma görevini icra edebilmesi, takvanın iman ve sâlih ameller ile güçlendirilmesine bağlıdır. İman ettikten sonra inançlarının gereğini yerine getirenler ve ihlas içerisinde kötülüklerden uzaklaşan kimseler, “müttakî” yani “takvalı” vasfını hak etmişlerdir…

Takva, doğuştan verilmiş bir savunma mekanizmasıdır. Bu müdafaa düzeneği, sadece insanoğluna değil tüm mahlûkatın özüne yüklenmiş, hiçbir varlık takvadan mahrum bırakılmamıştır. Söz gelimi; Yengeç, kendini kuma gömmesiyle, Akrep Balığı, mercan kayalıklarında kamuflesiyle, Ahtapot ve Bukalemun, bulundukları alana uygun renk değiştirmeleriyle, Ölü Yaprak Kelebeği, ağaçtan düşmüş yaprak görüntüsüyle, Yılan ise ölü taklidiyle kendini savunmuş, fıtratlarında var olan takvalarını izhar etmişlerdir. İnsanoğluna düşen vazife, özünde var olan bu savunma sistemiyle, Allah’ın razı olmadığı her şeyden uzak durmak olmalıdır…

Takva, bir tür antivirüs programıdır. Şeytanın türlü vesveselerine karşı insanoğlunun güçlü kalabilmesi takvanın aktif olmasına bağlıdır. Kur’an ve Nebevî sünnetten beslenen bir kalpte takva, ihtiyaç hâsıl olduğu her dem virüs taramasında bulunacak, böylece şeytan ve aveneleri vücudun başkenti kalbe giremeyecek, başşehirde muktedir kuvvet olamayacaklardır…

Takva, insanın yol haritasıdır. İbn Ömer’in: “Kul, vicdanı rahatsız eden şeyi terk etmedikçe takvanın hakikatine eremez.” (Buhârî, “Îmân”, 1) sözü, takva halinin insanın içsel kontrol düzeneği dediğimiz vicdan ile yakından ilgili olduğunu gösterir. Allah Resûlü’nün, takvanın yerinin kalp olduğunu ifade buyurması (Tirmîzî, “Birr”, 18), akleden kalbin bu kontrol düzeneğinin bir tür üssü olduğunun işaretidir.

Takva, dinin buyruklarına uymaya azmetmiş kimselerde sorumluluk şuurunu ve kulluk bilincini inşa eder. Allah Resûlü’nün: “Nerede olursan ol, Allah’a karşı sorumluluğunun bilincinde ol.” (Tirmizî, “Birr”, 55) buyruğu, hayatın Allah bilinciyle yaşanması gerektiğini ve her hâlde Yaratıcıya itaatsizlikten uzak durmanın gerekliliğini anlatmıştır.

Takva en güzel elbise (A’râf 7/26), en hayırlı azıktır (Bakara 2/197). Dünyada takva elbisesini rida edinerek sonraki hayat için kumanya tedarik edenler, ahirette çıplak kalmayacak, cennet nimetlerinden mahrum bırakılmayacaklardır. Ancak fani hayatın şaşaasına dalarak yüce Allah’a olan sorumluluklarını unutanlar ve asıl yatırımı ebedi hayat için değil de bu dünyaya yapanlar, ahirette ağır kayba uğrayacak, hüsran içerisinde kalacaklardır…

Ebedi felahınız için hem esvabınız hem de erzakınız takva olsun…

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.