Rasim Efendioğlu

Rasim Efendioğlu

TARİH AYDINLATMAK İÇİN Mİ ALDATMAK İÇİN Mİ?

   TARİH SOSYAL BİLİMLERİN ÖNEMLİ BİR KOLU
   Bilim insanlığın yararına kullanılmalı. Evet kullanılmalı da öyle mi oluyor? Atomu da, Hidrojen bombasını da bilim buldu. Ne için kullanıldı? Atom binlerce insanı yok etti etkisi yüzyıla yaklaşıyor sürüyor. Hidrojen bombası insanları, canlıları yok ediyor altınları dolarları bırakıyor. O da bilimin ürünü. Demek ki bilim her zaman insanlığın yararına kullanılmıyor.
  Tarih de bilim, sosyal bilimlerin önemli bir kolu. Zaman, mekan göstererek belgelere dayalı geçmişi aydınlatan, yarınlara ışık tutan bir bilim. Yani ders alarak dünden günümüze ve yarınlara ışık tutarak olumsuz yinelenmeleri önlemek. Tekerrürü önlemek. Ancak ne diyor büyük Akif, “Hiç örnek alınsaydı tekerrür mü ederdi”, oysa sürekli tekerrür.
  Geçmişte sayısız kanlı savaşlar oldu geriye ne kaldı kanlı topraklar yığın yığın kemikler ve yetimlerin, öksüzlerin ahı... Bitti mi savaşlar, hayır. Daha büyük savaşlara hazırlanıyor insanlar.
Tarih bilim. Tarih aydınlatmak için kullanılmalı. Öyle mi oluyor? Hayır kimi kez tarih saptırılıyor, yalanla, yanlışla dünü aydınlatacak yerde karartıyor, aldatıyor. Yalan yanlış bilgiler tarih diye kişiye topluma sunuluyor ve değil ders almak gerçekler karartılıyor.
TÜRK KURTULUŞ SAVAŞI EŞSİZ BİR SAVAŞ
   Başka bir örneği yok. Evet çok kanlı çok büyük ve kimilerine göre çok şanlı savaşlar oldu ancak KURTULUŞ SAVAŞI çok farklı. Bu savaşı anlamak çok zor değil. Zaman çok eski değil, belgelerine ulaşmak çok zor değil. Yüz yıl oldu. O günleri yaşayanlardan kalanlar bile var. Torunları yaşıyor. Belgeleri çok açık ortada ulaşmış bize.
   Çok eski bir tarih değil. Ondan önce çok büyük savaşlar oldu, çok ünlü savaşlar oldu ancak Kurtuluş Savaşı çok farklı. Bu savaşı yanıltıcı gözlüklerle incelemezsek, yanıltıcıların gözleri ve kulakları ile ve söyledikleri ile anlamaya çalışmazsak anlaşılması çok kolay. Birkaç basit örnek verelim.
Büyük savaşlar en modern silahlarla, en güçlü askerlerle yapılır. Birinci Dünya Savaşı, İkinci Dünya Savaşı en güçlü devletler, en zengin ülkeler ve en modern silahlar. Amaç siyasal güç ve pazar paylaşımı. Zavallı insanlar bu siyasilerin piyonları. İnsani bir amaç yok.
Türk Kurtuluş Savaşı şan şöhret savaşı değil. Ölüm kalım, yaşam savaşı. Bir ulusun var olmak savaşı, bir halkın ulus olma, bağımsız olma, özgür olma savaşı. Bir halk teslim olan devletine karşı ulus olma bilinci ile baş kaldırıyor, “Ya istiklal ya ölüm” diyor. Padişahının, komutanının şanı şöhreti için savaşmıyor yaşamak için savaşıyor. İşte bu amaç için büyük bir oğul doğuruyor, bu oğul önüne düşüyor ve silahsız cephanesiz başkaldırıyor. Bu nedenle benzemez hiçbir savaşa...
Zamanın devleti yenilgiyi kabul ediyor, padişahı ordusunu teslim ediyor, koşulları en ağır anlaşma imzalanıyor. Özgürlük ve bağımsızlık yaşama karakteri olan bir komutan bu ulusa tercüman oluyor. İşte Kurtuluş Savaşımız bu. Bunu hala anlayamayanlar var. Bilmiyorum gerçekten anlamıyorlar mı yoksa anlamak istemiyorlar mı? Oysa her şey çok açık ve net. Ayağında postalı bırakın çarığı bile olmayan, çorapsız, giysisiz Mehmet cepheye koşuyor.
ANLAŞILMAMIŞ MI ANLAŞILMAK İSTENMİYOR MU?
Biz nasıl anlıyoruz da onlar anlamıyor. Bazı savaş terimleri var bunların anlamı bilinmiyor mu yoksa yanıltmak mı isteniyor. Örneğin SEFERBERLİK... Seferberlik ilan edilmesi nedir. Bir ülkenin her şeyi ile savaşa katılması. Varı ile yoğu ile... Osmanlının tarihinde birçok büyük savaş var ancak seferberlik son savaşlarda var. Çanakkale Savaşı öncesi… Okullar bile kapatılmış, çocuklar bile savaşa katılmış. Halktan her türlü yardım toplanmış.
Kurtuluş Savaşı sırasında da Seferberlik ilan edilmiş ancak yetmemiş. Ordunun bir çok ihtiyacı var. Silah, cephane, yiyecek, içecek, giyecek. Silahlar yetersiz. Seferberlik de yetmemiş. Kurtuluş Savaşının en kanlı ve en zor kısmı SAKARYA MEYDAN SAVAŞI... Bu savaş kaybedilirse zafer çok zor. Kurtuluş hareketinin lideri, meclisin başkanı aynı zamanda devletin başı Mustafa Kemal BAŞKOMUTANLIK görevi istiyor. Meclis kabul ediyor. İşte YA İSTİKLAL YA ÖLÜM burda. Nerden yardım alınacak? Osmanlı yönetimi İstanbul’da bitmiş. Halk yorgun bitkin yoksul. Ancak işte bu savaşın eşsizliği burda. Başkomutan “Bize yardım edin varınızı yoğunuzu bize verin biz savaş sonrası borcumuzu size ödeyeceğiz” diyor. Halktan borç istiyor.
Zorunlu vergi istiyor geri ödenmek üzere. Buna TEKALÜF-Ü MİLLİYE deniyor. Milli vergi. Bu terim başka hiç bir yerde kullanılmadı ve kullanılmaz. Bu koşullar hiç bir zaman ortaya çıkmadı, çıkmaz. Başka bir ülkede de olmamış böyle bir durum. Zorunluydu bu vergi. Karşı çıkmak büyük suçtu. Çünkü bir ulusun geleceği varlığı söz konusuydu. Halk inandı bunun zorunluluğuna. Çorabını, çamaşırını, ayakkabısını, giysisini, yiyeceğini sırtladı geldi meydana. Böyle bir tablo görülmemiş ve dilerim hiç de görülmesin. Bu terim hiçbir şey de ve yerde kullanılmaz çünkü bu koşullar hiç görülmedi.
  Evet depremlerde, sellerde, salgın hastalıklarda çok kötü durumlar görülür ancak hiçbirinde böyle bir vergi ortaya çıkmaz. Çünkü bu ölçüde yoksul bir ülke olmaz… Ki bizim ülkemiz şu anda bu duruma hiç uymaz. Allaha şükür çok büyük depremler geçirdik, seller, yangınlar. Ancak hiçbir zaman Tekalüf-ü Milliyeye muhtaç duruma düşmedik, düşmeyiz. Tüm olumsuzluklara karşın çöplükler ekmek artıkları dolu, giysi kumbaraları yepyeni giysilerle dolu. Devletimizin bırakın merkez saraylarını da ilçelerdeki Kaymakamlık Sarayları boşu boşuna süs aydınlatmaları, en lüks araçlar... Saymakla tükenmez. Bu terimi burada anmak o günlere karşı bilmem nasıl olur.
TARİHİ SAPITMAK
   Bilmem gerçekten bilmiyorlar mı yoksa kasıtlı mı böyle söyleniyor. Çanakkale Savaşı ile Kut'ül Amare Savaşını karşılaştırıyorlar. Kut'ül Amare de önemli bir savaş ancak Çanakkale Savaşı dünya savaş tarihinde eşsiz bir savaş ve bununla hiç bir yönü benzemez. Malazgirt ile Kurtuluş Savaşını karşılaştırıyorlar. Malazgirt elbette büyük bir savaş. Ancak Malazgirt’te bir hükümdar yeni bir yurt edinmek istiyor, şanı şöhreti yüce. Ordusu güçlü, devleti güçlü...
  İstanbul’un Fethi ile Kurtuluş Savaşı hangi yönü benzer. Fatih güçlü bir hükümdar becerikli bir hükümdar ilk kez barutu topta kullanıyor, belli ki devlet güçlü ve zengin. İstanbul bir şehir devleti. Böyle bir karşılaştırma olur mu?
Yakın tarihe daha düne bir bakalım. 15 Temmuz Çanakkale’den daha önemlidir deniyor. Bilmem cahillikten mi hainlikten mi. Çanakkale’de dünyanın en güçlü ordularına karşı bir savaş verdik 200 binin üzerinde şehit verdik. Bu halk bu ulus öyle kolay teslim olmaz dendi Çanakkale Geçilmez... yazdırdık, ancak padişahımız, yönetimimiz teslim oldu ve savaşla geçilmeyen boğazdan hain bir anlaşma ile geçildi. 15 Temmuz yakın bir tarih henüz yazılmamış bir tarih. Evet hain bir başkaldırı. Mehmet Mehmet’e silah çekti . Bu ulusun bu şanlı ordunun askeri, uçağı ve ne acıdır ki Mehmet’i meclisini bombaladı. Çok acı bir olay utanç verici bir olay. Ancak ne Çanakkale ile ne Kurtuluş Savaşı ile karşılaştırılamaz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum