Rasim Efendioğlu

Rasim Efendioğlu

TARİH BU GÜNLERİ NASIL YAZACAK?

   Güç günlerden geçiyoruz. Hiç rastlanmamış günler, yaşanmamış günler. Dileriz bundan böyle yaşanmaz. Tarihte böyle felaketlere rastlanmış. Salgın hastalıklar. Seller, depremler ve savaşlar. İnsanlık büyük sıkıntılar yaşamıştır. Bugünlerin farkı şu… Tıp gelişmiş iletişim olanakları çok artmış. Dünya farklı bir dünya. Yani bu dünyada bu tür felaketlerle savaşmak daha kolay. Ancak insanlar daha bir insan, sistemler daha bir insanca olursa.
Yıllar, yüzyıllar sonra bu günleri tarih kitaplarından okuyacak gelecek kuşaklar. Bu nedenle bu gün yapılan hareketlere çok dikkat edilmeli. Yarın bu günler okununca kimileri rahmetle kimileri de bilmem nece anılacak. O halde dikkat etmeli güzel şeyler yapmalı güzel belgeler bırakmalı. Yoksa torunlarımız dedelerinden ya utanır ya da onur duyar.
   Bu gün iletişim olanakları çok. Bilgiler, belgeler öyle sağlam kaydediliyor ki. Öyle rivayetlere söylencelere kalmıyor. Dün ne söyledin, ne yazdın, ne yaptın kapı gibi belgelerle kalıyor yarınlara. Dün söylediğini bugün inkar edenler, dün sövdüklerine bugün methiyeler dizenler yarın nasıl anılacak. Yalan insana en yakışmayan... Yalan kutsal dinimizde de en büyük günah sayılan. Eskiden yalan söylense, inkar edilse çok kolay doğrulanamazdı ancak şimdi “Söylemedim” dediğinizde canlı renkli sinemaskop karşınızda, birde bakıyorsunuz siz konuşuyorsunuz... “Hayır bu montajdır” deme olanağı da yok. Yalanlar, inkarlar belgeleri ile karşıda. İşte tarihin görevi burada başlıyor. Çok uzak değil 10-15 yıl sonra bugün anlatılırken yüzünde kan olan kızaracak.
  Eskiden tarihe bilgi belge bırakmak için görevliler vardı. Resmi görevliler vardı sarayda görevli. Olan biteni, olayları yazarlardı. Adlarına VAK'ANÜVİST denilirdi. Olay yazan. Başka meraklılar da vardı, anı yazar, günlük yazar yarınlara bırakırdı. Bugün bunlara gerek yok. Teknik öyle gelişmiş ki olanlar çok sağlam kaydediliyor. Peki yarınlarda yalan olmayacak mı? Yalan her zaman var. Bugün dün söylediğini bugün inkar edenler yarın onların adına yalanları savunanlar olacak elbet ancak çok kolay değil.
  Çok güç günlerden geçiyoruz tarihe yüz kızartıcı sayfalar bırakmayalım. Bu günlerde dikkatli olalım. Sonra yarın çocuklarımız torunlarımız bize güler bizim için üzülür utanır, dikkat edelim.
 
BU GÜNLERİN ÖZELLİĞİ NE?
  Zor günler, güç günler. Kimileri bugünlerde çok büyük yük çekiyor. Elleri taşın altında ezilmiş, ellerini kaybetmiş buna karşı bu durumdan da rızıklanmak isteyenler var. İnsanlar korku, acı, ızdırap çekerken başka beklentileri olanlar bundan yararlanmak istiyor. İşte bugünlerde bu sisli havada gerçeği göremeyenleri yarın tarih görecek.
  Bu günler birlik ve dayanışma günleri. Bu günler karanlığı yenmek için bileşke olmak günleri. Ancak görülüyor ki dar hesaplar peşinde olanlar var. Sevgi, yardımlaşma ve hoşgörü yerine en katı en hoşgörüsüz tavırları takınanlar var. Bizim kültürümüzde devlet ANA’dır... Devlet BABA’dır . O şefkat gösterir o tüm halkı kucaklar bağrına basar. Ancak görüyoruz ki devleti araç yapıp bu güç günlerde bile bölmeye ötekileştirmeye çalışanlar var. Yazık çok yazık. Devlet adamı olmak çok kolay değil. Ancak gerçek devlet adamı olmak çok kutsal bir makam.
Demokrasilerde elbette bazı kurumlar var. İktidar, muhalefet. Biri yürütme diğeri de onu denetleyen bir erk. İktidar muhalefeti düşman görürse muhalefet de buna karşı elbette tepki gösterirse halkın durumu ne olur? Halk can derdinde. Muhalefet de kurallarına göre halkına sahip çıkar iyiye iyi kötüye kötü, doğruya doğru, eğriye eğri derse buna karşı çıkmaya gerek yok. Yalnız kullanılan dil devlet dili olacak. Hele bizim gibi kültüründe YUNUSLAR, MEVLANALAR, EDEBALİLER varsa daha da dikkatli bir dil kullanmak zorunda. Bu sıkıntılı günlerden geçen halk gerek iktidar gerek muhalefet, ekranlarda yüzlerini görünce moral bulmalı, huzur bulmalı. Soruyorum şu anda böyle bir görüntü gören var mı?
   Bu günler savaş günleri. Adeta seferberlik diyebiliriz. Herkes elinden geldiğini yapacak. Devletin tüm kurumları işbirliği içinde olmalı. Bakın en canlı örneği Almanya’da. Çok geniş bir koalisyon var. Tüm büyük partiler birleşmiş. Devlet başkanı tarafsız ve tamamen birleştirici bir rol üstlenmiş, Başbakan tüm siyasal görüşlerle görüşme halinde işbirliği durumunda. Diğer Avrupa ülkelerinde de bundan farksız, bize benzeyen bilmem var mı? Oysa biz onlara örnek olmalıydık.
  Dünyada ABD farklı. Onlarda sözde demokrasi var. Hayır demokrasi değil. Bir büyük iş adamı çıkarını korumaya çalışıyor, yandaşları da yanında. Devlet öyle adaletsiz ki sağlık sistemi çok kötü . Zengin çok zengin yoksuz çok yoksul. Sosyal güvenlik yok. Biz onlara mı özeniyoruz. Evet bir zamanlar bizde KÜÇÜK AMERİKA olma hayali vardı. Allaha şükür bizim kuruluş mayamız çok farklıydı da bugüne dek sağlam kurumlarımızla geldik. Bizim sağlık örgütlenmemiz de ne denli bozulmaya çalışılsa da o kuruluştaki fabrika ayarları çok bozulmamış. O sayede bugünkü felaketi de atlatacağız. Hayır biz KÜÇÜK AMERİKA değil biz şanlı şerefli BÜYÜK TÜRKİYE CUMHURİYETİYİZ. Ustamız eşsiz insan büyük önder ATATÜRK. Bu güç bizi ayakta tutuyor tüm yıkıcı virüslere karşın.
 
BU SAVAŞI KAZANACAK MIYIZ?
Evet kazanacağız. Çünkü biz çok büyük güçlüklerin üstesinden gelmiş bir ulus bir halkız. Savaşın ön cephesinde sağlık ordusu var sağ olsunlar. Tüm güçlüklere karşın canlarını da veriyorlar ve bu savaşı veriyorlar. Biz de halk olarak uyarılara kulak veriyor, uyuyoruz evden çıkmıyor tavsiyelere göre önlem alıyoruz. Başta hastalığın ülkemize geç gelmesi avantajımız vardı. Kimi popülist davranışlar çok zarar verdi. Ancak alınan önlemlerle bu açığı kapatacağımıza inanıyoruz. Olumsuzluk nerde. Bir büyük olumsuzluk var. Sağlık ordusu büyük bir özveri ile savaşırken politikacılar günlük politik çıkarlar uğruna işi zorlaştırıyor. Belediyeler büyük bir özveri ile halkına yardım etmeye çalışırken politikacılar engel olmak istiyor. Neden niçin. Çok eskiden beri belediyeler halkın en yakın dostudur. Hangi parti, hangi görüş olursa olsun belediye halkın en yakınıdır. Bu nedenle eskiden belediye başkanına ŞEHREMİNİ derlerdi. Şehrin en emini en güvenileni. Şimdi nasıl olur da ekmek dağıtamaz, maske dağıtamaz. Yardım toplayamaz yardım edemez. Peki belediye ne yapar... Çöp toplar, sokakları süpürür. Bu mu belediyenin görevi. Bugünlerde en büyük görev belediyelere düştüğü halde belediyeler engelleniyor. İşte bu günlerden bunları da not düşecek tarih. Yıllar sonra bu günlere bakınca bunlar da görülecek, yazık!..
 
SON GÖRÜNTÜLER NASIL
Evet bir savaş var. Hastanelerde beyaz önlüklü maskeli dostlar iyilik meleği gibi büyük bir çaba içinde savaşı sürdürürken siyasi arenada başka bir savaş var. Gazeteciler hapiste, televizyon ekranları karartılıyor, cezaevlerinden katiller hırsızlar dolandırıcılar çıkarken okuyanlar, yazanlar çizenler içerde. Tarlalar sürülemiyor, fabrikalar kapanıyor, işsizler ordusu büyürken hala saraylar yapılıyor, hala ziyafet hazırlıkları var. Para ile de olsa maske bulamazken kargo uçakları ile maske gönderiyoruz uzak ülkelere.
Beyler tarih yazılıyor dikkat. TARİH AFETMEZ... Yarınlarda bugünleri okuyacak torunlarımız. Bu dedelerimiz de ne yapıyordu tüm bu olanlara karşı diyecekler. Bayramları, özel günleri kutlayamıyoruz. Dedeler torunlarını aylardır göremiyor. “Sen yaşlısın” dediler anladık evde kaldık. Bizden bunu istediniz kabul de siz de artık uyanın ve bize mutluluk vadeden, hoşgörü sergileyen görüntü verin. Bıktık nefret dolu bölücü parçalayıcı söylemlerden. Bu gün yalanla dolanla günü kurtaranlar yarın tarihin önünde hesap verecekler, buna inanın. İktidar da muhalefet de yasalarda anayasada belirtilen görevlerini yapsın ülke de ulus da hak da kurtulsun.
KORONA AFETİNDEN KURTULMUŞ, SAĞLIKLI GÜNLERDE KUCAKLAŞMAK DİLEĞİMLE…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.