14.10.2021, 10:13

TARİHİN GÜLEN YÜZÜ, SİLLE

Konya’ya vardığımız andan itibaren Sille’ye nasıl gideceğimizi sorduk önümüze gelene. Sorumuza, doğru yanıt veren insan sayısı çok az. Doğru yanıt verenler arasında da çelişkiler var. İnsanlara sorup dururken gözüm gelip geçen minibüslerde. Gelip giden birkaç minibüsün camında kocaman “SİLLE” yazısını gördüm. Ancak yolun hangi yönünden bineceğimizi bilmiyorum. Neyse çok da önemli değil. Yolun bir yanında durup sorarız. Kendi göbeğimizi kendimiz kessek daha iyi olacak.

Bir önceki günün tüm yorgunluğumuza karşın erkenden uyandık. Duş aldıktan sonra giyindik. Yanımıza gerekli eşyalarımızı alıp kahvaltıya indik. Konya’da ikinci günümüz. İlk gecemizi geçirdik burada. Geceleyin biraz serin... Çok iyi bu… Sıkı bir kahvaltı yaptık. Keyif çaylarımızı içtikten sonra dişlerimizi fırçalamak için odamıza gittik. Az sonra Sille’ye gitmeye hazırız.

Öğretmenevinden ayrılıp caddeye çıktık birkaç dakikada. Yolun karşısına geçip gelip giden minibüslerin camlarındaki yazılara odaklandık. Az sonra beklediğimiz taşıt geldi. Binmeden önce sorduk, doğru yerdeyiz. Minibüs sürücüsünün yan koltuğu boş. Ben oraya oturdum. Hem biraz söyleşmek hem de dışarıyı izleyip kafamda izlenceler oluşturmaktı amacım. Sürücü Özgür Çınar… Aynı zamanda Sille minibüsleri durak başkanı… Cana yakın, saygılı, insan sever biri. Sorularıma güzel yanıtlar vermekte. Sekiz kilometreyi aşan yolu gidinceye dek keyifli bir söyleşimiz oldu. Konya’nın güneydeki ilçelerindenmiş. Torosların dağlık alanlarında büyümüş. Dağların sıcaklığını, içtenliğini fidan gibi büyütmüş içinde. Dönüşte Tropikal Kelebek Bahçesi’ne gideceğiz. Nasıl gideceğimizi sordum. Sille dönüşünde kolayca gidebileceğimiz yolu anlattı.

Söyleşimiz sürerken Sille’ye gelmişiz bile. Bizi son durakta indirdi. Vedalaştık… Birden Hıristiyanlığın ilk yayılma dönemine gittik. İki bin yıldan fazla yaşamış tarihsel bir kentte bulduk kendimizi. Evler, sokaklar, kiliseler… Her şey tarihin derinliklerinden bizlere iletiler vermekte.

Sille, Selçuklu ilçesine bağlı bir mahalle. Konya’nın kuzeybatısında. Çıplak dağların arasında bir vadide. Neolotik çağdan beri insan yerleşimlerinin izine rastlanmakta. Ancak Frigyalılardan beri önemli bir yerleşim yeri. Hıristiyanların ilk yerleşim alanlarından olduğundan İstanbul-Kudüs arasındaki hac yolunun önemli bir konaklama alanı. İlk havarilerden Aziz Paul ve arkadaşları, Konya’ya gelip dinlerini yaymaya çalıştılar. Baskı görünce Konya’dan kaçarak bu dar vadiye sığındılar.

Dünyanın en eski ve en büyük manastırlarından biri Ak Manastır burada. Burası, Konya’da yaşayan Mevlevi dervişlerince de ziyaret edilmiş. Bu nedenle bahçesinde bir mescit yapılmış. Bu da insanca hoşgörünün, uzlaşının öne çıkan yanı. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde ipek ile baharat yolları üzerinde yer aldığı için hep önemli bir merkez olmuş. Cumhuriyet öncesi nüfusu on sekiz bine yakındı. Bundan da anlaşılıyor ki önemli bir ticari yaşam var burada. Mübadeleyle burada yaşayan Rumlar Yunanistan’a, oradan gelen Türkler de Sille’ye yerleşmiş.

Gezimizin ilk durağı, Aya Eleni Kilisesi. Atacan heyecanlı… Tarihsel bir yapıyı gezecek ya… Bir de bizden önce görecek her şeyi. Bunun ivecenliği içinde. Çocuk işte... Kilisenin merdivenlerinden koşmaya başladı. Son basamakta ayağı takılıp düştü. Dizi yarılıp kan akmaya başladı. Kâğıt mendillerle sildik. Kolonya dökünce avazı çıktığı kadar bağırdı. Gözleri, yağmur bulutuna döndü. Gözlerini sis kapladı sanki. Yere oturup kucağıma aldım. Sarıldık birbirimize. O arada eşim görevlilerden yara bandı bulup getirdi. Dizini sarıp sarmaladık. Biz girmeden onu buyur ettik içeriye.

Güzel bir taş yapı. İyi korunmuş. İçine girdik. Yaz sıcağında, serinlik yaladı tenimizi. İvedilik göstermeden gezdik her yanını. Dışarıya çıktık. Dış yüzeylere, bahçeye hayranlıkla baktık. Çatıya yakın yerlerde, dışarıya doğru çıkık taş oluklar var. Her oluktan aşağıya doğru kalın zincirler sarkmakta. Zincirler, insanların uzanıp ya da zıplayıp yetişebileceği bir yerde son bulmakta. Bu zincirlerin niye buraya konduğuna bir anlam veremedik. Sonradan görevliye sorunca gerçek anlaşıldı. Çatıdaki yağmur suları bu oluklara gelip zincirlerden aşağı akmakta. Böylece yapının dış duvarlarına zarar vermemekte. Eski mimarlara şapka çıkarmak gerek. Her türlü ayrıntıyı düşünerek ona göre önlemler almaktalar. Şimdikilerin onlardan öğrenecekleri çok şey var sanırım.

Kiliseden çıktık. Hemen yanındaki tarihin yükünü çekmiş, anı dolu evlerin arasındaki dar sokaklarda dolaştık bir süre. Yaşam sürüyor bu evlerde. Yaşlılar kapı önlerinde oturmakta. Çocuklar dar sokakların gölgeliklerinde oynamakta. Bazı yaşlılar, el işi ürünler satmakta. Sokak aralarındaki el kadar alanlarda sebze yetiştirmekte kimileri. Tavuklar, ıssız sokaklarda börtü böcek aramakta. Bazı evlerden hayvan gübresi kokusu gelmekte. Demek ki bu evlerin ahırlarında büyük ya da küçükbaş hayvan beslenmekte…(DEVAMI YARIN)

Yorumlar (0)
Namaz Vakti 25 Ocak 2022
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
5
parçalı bulutlu